21. yüzyıl yetkinlikleri

Abone Ol

Gerçekten her haliyle enteresan bir yüzyıl içerisindeyiz. Geçtiğimiz her yüzyıldan çok daha hızlı, hareketli, değişken ve teknolojinin takip edilemeyecek kadar geliştiği bir yüzyıl. Standart bir çalışma temposu ile herhangi bir fikrin, şirketin ya da oluşumun var olmasının, varlığını sürdürmesinin oldukça zor olduğu bir dönem. Koca koca şirketlerin, köklü yapıların varlığını sürdürmekte, işlerini geliştirmekte zorlandığı, önemli bir kısmının hızlı bir şekilde yok olduğu bir dönem. Hatta bazı kuruluşların oluşup, kısa zamanda büyüdüğü, küresel ölçekte değer kazandıktan sonra bir anda yok olduğu bir dönem.

Hâl böyle olunca 21. yüzyılda var olmak ya da varlığını sürdürmek adına özellikle düşünsel anlamda ciddi çalışmalar yapılmakta. Bu çalışmaları yapanların en önemlilerinden bir tanesi de Amerika’da bir araya gelen ve içlerinde önemli derneklerin de bulunduğu, Lego, Microsoft, Intel, HP, Dell ve Apple gibi eğitimle ilgili 32 üyeden oluşan bir çalışma grubu. 21. yüzyıl yetkinlikleri nasıl bir öneme sahip ki, üzerine bu kadar kafa yormak gerekiyor ve bu kadar çok küresel şirket bu bağlamda ciddi çalışmalar yaparak raporlar hazırlıyor? İşte bu konu üzerine odaklanarak ciddi anlamda kafa yormakta fayda var.

21. yüzyıl yetkinlikleri bağlamında geliştirilen en önemli şeylerden biri, bu dönemin ruhuna ve iklimine uygun bir öğrenme çerçevesi oluşturmak. Bu çerçeve, öğrenci merkezli olarak başta şirketler olmak üzere tüm toplumların geleceklerini planlaması anlamına gelmektedir. Aslında bu çalışma, öncelikle bir “hayal et” çalışmasıdır. Albert Einstein’ın dediği gibi “hayal bilgiden önemlidir” prensibi ile hareket eden bir kafa yapısı ile karşı karşıya olduğumuzun farkında olmalıyız. Doğru hayal kuramayan, hayali, matematik, mantık, bilgi ve iletişimle harmanlayamayan toplumların geleceklerini planlamaları artık pek mümkün gözükmemektedir. Bu farkındalığın merkezine doğal olarak eğitim sistemi ve öğrenciler alınmış durumda.

Elbette her kalkınmış, gelişmiş ve gelişimini devam ettirebilen toplumun temelinde sağlam, planlı, programlı, özveri ile çalışılmış, disiplinli bir eğitim sistemi yatmaktadır. Fakat başta da ifade ettiğim gibi artık klasik dönem gerekliliklerinin dışında çalışmaların da ortaya koyulması bir zaruret haline dönüşmüştür. Öğrenci merkezli, sağlam temellere dayanan bir eğitim sisteminin yanında, öğrencilerin gelecek dönemlerde, sadece iş hayatlarında değil aynı zamanda yaşamlarının diğer alanlarında da başarılı olmaları için gerekli yetkinlik, bilgi ve deneyimler 21. yüzyıl yetkinlikleri kapsamında hassasiyetle ele alınmakta, bu anlamda ciddi yatırımlar yapılarak çalışılmaktadır.

“Biz eskiden çok güçlü bir şirkettik, köklerimiz asırlar öncesine dayanıyor, şu kadar başarımız, tarihe altın harflerle kazınmış bir geçmişimiz var” gibi söylemlerle 21. yüzyılda varlığınızı sürdürmeniz, rakiplerinizle yarışabilmeniz artık maalesef mümkün gözükmemektedir. Bilgiye ulaşmanın ya da sahip olmanın artık pek bir esprisinin kalmadığını bilmek durumundayız. Bundan sonraki mesele daha çok iletişim becerileri, muhakeme gücü, mantığın kullanılması, çağa uygun düşünce sistemleri ile hareket etmek ve her daim gelecekle birlikte yaşayabilecek bir hayal gücüne sahip olmakla mümkündür.