Bulunduğu asra damgasını vuran bir liderdi o. Onun yokluğuyla memleket çok şey kaybetti.

Sultan Abdülhamid Han’dan söz ediyoruz. O, 10 Şubat 1918’de aramızdan ayrıldı. İçinde bulunduğumuz sene, vefatının 100. Yılı. Önce, tahttan indirildi (1909), 9 sene sonra da vefat etti. Onun yönetimde olmadığı zamanda ülke neler kaybetti, birlikte bakalım:

* 1911’de bir Osmanlı eyaleti olan Libya İtalya tarafından işgal edildi, daha sonra elden çıktı.

* 1912’de Balkan savaşı patlak verdi; Bulgaristan başta olmak üzere, bazı yerler Osmanlı hâkimiyetinden çıktılar.

* 1914’de 1. Dünya savaşına sokulan Osmanlı devleti Koca Sultan’ın vefat yılında tamamen devre dışı bırakıldı.

Sultan Abdülhamid Han’da Şubat ayında, şehitler ayında vefat etti. Allah ona, Erbakan Hocamıza ve bütün geçmişlerimize gani gani rahmet etsin. Sağlığında kıymeti bilinmeyenlerdendi o da. Ne kadar âlim, şeyh varsa, tamamına yakını karşısındaydı. Sözü olan herkes, maalesef, onun hep karşısında yer almışlardı.

Vefatından sonra, bazıları şiirler yazdı Koca Sultana; ruhundan istimdat diledi, fakat, nafile. O artık “irciî” emrine icabet etmişti. Her fani gibi, o da ruhunu Allah’a teslim etmiş, bu dünyadan göçüp gitmişti.

Sultan Abdülhamid de sonradan anlaşılan, bir nevi, yeniden keşfedilen bir lider oldu. Sağlığında kıymeti bilinmese de, vefatından sonra, icraatları daha iyi anlaşılmıştır. Şimdilerde, adına filmler çevrilen, kitaplar yazılan önemli bir şahsiyet konumuna yükseltildi.

Daha da mı anlaşılmasın?

Adama “günaydın” derler...

İslâm toprakları Haçlı-Siyonist işgalinde. Suriye can çekişiyor. İran ve Türkiye sırada! Geçtiğimiz yüz yılda olanlar, tekrar yaşanmakta. O zamanlar, cetvelle bölünüp, ayrı devletlere bölüneler, şimdi, tekrar bölünmekteler. Hedef, şehir devletlerinin kurulması!

İşte, karşı karşıya kaldığımız durumun izahı böyle. Ama, bu sefer, işler daha ciddi. Müslümanlar, var olmayla yok olmanın tam ortasında bulunuyorlar. Bu durumu kendileri istemiyorlar belki, ama mevcut ortamı kendi elleriyle hazırladılar.

Zalimlerle beraber olmamaları emrolunanlar, zalimlerle iş tutan idarecileri tercih ettiler. Acı, ama gerçek; şimdi, yapılan hataların bedeli ödenmekte. Burası dünya; tabii, kurunun yanında yaş da yanıyor.

Tam da burada Erbakan’ı anmamak mümkün değildir. O, geçen asırda yaşanan hezimetlere duçar olmamamız için can siperane gayret göstermişti. Hocanın, -özellikle ahir ömründe- bütün çırpınması bu nedenle idi!

Sonunda o da “irciî” emrine icabet etmiş ve 10 Şubat günü aramızdan ayrılmış, rahmeti Rahman’a kavuşmuştu. Vefatının 100. yılında Sultan Abdülhamid’i ve Erbakan Hocamızı bir rahmetle anıyoruz.