Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.
Batı derin cahiliyesinin kurduğu bir zulüm dünyasında yaşıyoruz. Dünün EBU CEHİL’İNİN koltuğunda bugün, günümüz zulüm dünyasını yönetenler oturuyor. IRKÇI EMPERYELİZM derin cahiliyenin kod adıdır. ABD, AB, İSRAİL ittifakı bu derin cahiliyenin kurumsal yapısıdır. NATO ve bağlı silahlı kuvvetler, derin cahiliyenin insanlığa dayattığı karanlığı daha da derinleştirmek için, savundukları karanlığın aydınlığı olan İSLAM ile savaşmaktadırlar. Türkiye, şu anda bu derin cahiliyenin tehdidi ve kuşatması altındadır. İşbirlikçi yönetimler ile de, Türkiye’yi kendi kapılarına bağladıkları bir köle olarak görmektedirler. 1 Kasım seçimlerine giderken millet olarak bu gerçeği görmemiz, Türkiye’de ve bölgemizde cereyan eden olayları buna göre doğru okumamız gerekir.
1 Kasım seçimleri, başkalarıyla kıyaslanmayacak kadar önemlidir ve büyüktür. Çünkü ırkçı emperyalizm, SSCB çöktükten sonra ABD, dünyaya hâkim tek güç olarak gözükünce: “Artık 5700 seneden beri beklediğimiz, Büyük İsrail’i kurmanın vakti gelmiştir. O halde 20. Haçlı Seferi’ni başlatalım” demişlerdir. 1990 yılında İskoçya’da yapılan NATO toplantısında dönemin İngiltere başbakanı MARGARET THATCHER bu savaşı şu sözleri ile ilan etmiştir: “Bu NATO toplantısını niçin yapıyoruz Biz NATO’yu, Rusya’ya karşı kurmuştuk. Şimdi Rusya yok oldu, dağıldı. NATO’yu, fesih mi edeceğiz Hayır, düşmansız bir ideoloji yaşamaz. Bundan dolayı, bizim yine düşmanımız olacak. Ona karşı savaşacağız. Bunun için NATO devam etmelidir. Eğer bir düşmanımız olmasaydı, yeni bir düşman ihdas etmemiz gerekecekti. Fakat buna lüzum yok. Çünkü düşmanımız vardır. Ve bu da İSLAM’dır.” Bu karardan sonra emperyalist güçler, önce Ortadoğu’daki işlerini rahat yürütebilmek için, Refah ve Fazilet Partisi’ni kapattılar ve her türlü hileye başvurarak MİLLİ GÖRÜŞ’ü etkisiz hale getirmeyi ilk hedef saydılar. Milli Görüş’ü yok edemediler ama gücünü zayıflattılar. AKP’yi işbaşına getirdiler. Arkasından Afganistan’ı, Irak’ı işgal ettiler, Sudan’ı ikiye böldüler. Sonra Arap Baharı operasyonu ile Libya’yı işgal ettiler. Mısır’da halkın oylarıyla seçilmiş MURSİ’yi bir darbe ile iktidardan uzaklaştırdılar. Yemen’i, Suriye’yi karıştırdılar ve iç savaşın içine soktular ve Lübnan’ı istikrarsızlaştırdılar. Batı derin cahiliyesi bunu çok güçlü olduğundan değil, İslam coğrafyasının direniş ruhunu kaybetmiş olmasından başarabilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, bunların İSLAM’a karşı yürüttükleri bu savaşta başarılı gibi gözükmelerinin altında, İslam ülkelerini yöneten İŞBİRLİKÇİ yöneticilerin, bunlara koltuk değneği olmaları bulunmaktadır. İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu tehdit ve kuşatmada en tehlikeli unsur, işte bu İŞBİRLİKÇİ yöneticilerdir. Bu gerçek bilinmelidir ki, milletimiz SAADET PARTİSİ’ni iktidara taşıyabilsin.
1 Kasım seçimlerine giderken Türkiye’de seçime katılan partiler, zihniyetlerine göre değerlendirilmelidir. Türkiye’de, derin cahiliyeye karşı direnişi temsil eden tek hareket MİLLİ GÖRÜŞ’tür. Milli Görüş’ün tek temsilcisi ise SAADET PARTİSİ’dir. Yine ülkemizde derin Batı cahiliyesi ile işbirliği halinde olan, onların kurdukları KÖLE DÜZENİNE âşık TAKLİTÇİ bir zihniyet vardır. Bu zihniyeti şimdilerde temsil eden dört parti vardır. Bunlar; Muhafazakâr Demokrat AKP, Sosyal Demokrat CHP, Milliyetçi Muhafazakâr Demokrat MHP, Milliyetçi Marksist Demokrat HDP partileridir. 1 Kasım seçimleri gerçekte MİLLİ GÖRÜŞ ile İŞBİRLİKÇİ, TAKLİTÇİ görüş arasında geçecektir ve bu seçim SAADET PARTİSİ ile İŞBİRLİKÇİ partiler arasında yapılan bir seçim olacaktır. Bu iki farklı akımın partilerine milletimiz oy verecek, ya SAADET bulacak, ya da mevcut hale rıza gösterip zevalini bekleyecektir.
7 Haziran seçimlerinde millet, dört TAKLİTÇİ ve İŞBİRLİKÇİ partiyi, sadece milletvekili sayılarını değiştirerek meclise sokmuştur. Bu seçim, bu durumu itibariyle çözüm üretmek yerine kriz üretmiştir. Çünkü SAADET PARTİSİ’nin olmadığı bir Meclis’ten hayır gelmez, gelmemiştir de. Bunun için 1 Kasım seçimleri, milletimizin İLACA, yani SAADET PARTİSİ’ne yönelme seçimi olmalıdır. 1 Kasım seçimlerinin; milletimizin özünü, ruh kökünü, tarihini, inancını ve kimliğini temsil eden SAADET PARTİSİ’nin zaferi ile sonuçlanması, bu ülkenin ve bütün insanlığın kurtuluşunun tek çaresidir. SAADETSİZ SAADET olmaz vesselam.