Arnavut asıllı mankurtlardan yani kimliğine ters dönen, buna mukabil yabancı kimliği içselleştirenlerden biri olan İsmail Kadere iki de bir Türkler tarafından Arnavutların zorla Müslümanlaştırıldıklarını ileri sürmektedir. Dolayısıyla ‘üzerimize giydirilen deli gömleğini ve zorla benimsetilen iğreti kimliği üzerimizden atmalıyız’ demeye getirmekte ve fiilen de buna çağırmaktadır. Adam 1990’lı yıllardan beri aynı nakaratı tekrarlamaktadır. Kale veya Kuşatma romanı da tarihi bir kurgu olup Osmanlı ile edebi yönden hesaplaşmadır. Elbette iddiaları hilaf-ı hakikattir. Osmanlı döneminde Osmanlı Müslümanların hamisi olduğundan dolayı Arnavutlar pozitif ayrımcılıkla çoğunluk arasında yerlerini alıyorlardı. Osmanlı millet sistemiyle Hıristiyan Arnavutlar da hakkı hayat tanımış ve onları da adalet şemsiyesi altına almıştı. Lakin Osmanlı sonrası Müslümanlar üzerinden siyanet kolları kalktığından dolayı azınlıklar dış güçlerin desteğiyle çoğunluk üzerine musallat oldular. Arnavutların zorla Müslümanlaştırıldıklarını söylemeye başladılar. Dış desteği arkasına alan dini açıdan azınlık Arnavutlar Sırpların Boşnaklara yaptığı muameleyi ırktaşları Müslüman Arnavutlara yapmaya ve zorla Müslümanlaştırıldıklarını söylemeye başladılar. Bununla amaçladıkları Müslümanlar arasında bir ridde ve İslam’dan geriye dönme dalgası oluşturmaktı. Bu noktada İsmail Kadare ile mankurt ve mürtet bir zeminden gelen Radovan Karadziç arasında hiçbir fark yok. Onlar reddi mirasta ortak olmuşlardır. O kadar var ki, İsmail Kadare edebiyat paravanı arkasına gizlenmektedir. Her yerde olduğu gibi, Osmanlı sonrasında Osmanlı topraklarında çoğunluğu azınlığa boğdurtma siyaseti güdülmüştür. Cezayirli yazar Hasan Lekur’a göre, Cezayir gibi ülkelerde çoğunluğun üzerine Hizb-i Fransa’nın oluşturduğu ‘laik azınlık diktatörlüğü’ musallat edilmiştir (http://www.echoroukonline.com/ ara/ articles/ 170095.html ). Suriye’de Nuseyri azınlığı ve Arnavutlar arasında da Ortodoks veya Katolik azınlık hacminden fazla nüfuza sahip olmuş ve Osmanlı dönemiyle alakalı reddi miras politikası izlemişlerdir.

*

Ömür Çelikdönmez’in güzel özetlediği gibi, 1908’de Meşrutiyet’in ilanından sonra Arnavutluk’un ıslahı için teşebbüslerde bulunulmuştur. 1910’da Şevket Turgut Paşa, ıslahatla görevlendirilmiş, isyancı Arnavutların silahları toplanmıştır. Arnavut lider Avlonyalı İsmail Kemal’in teşkil ettiği Başkım Komitesi ise ayrılıkçı tedhiş faaliyetlerini hızlandırmıştır. Başkım teşkilatı, Osmanlı’ya karşı, Bulgar, Sırp ve Rumlarla işbirliği yapmıştır. Bu yönüyle PKK’nın seleflerinden sayılır. Arnavutların isyanı Ağustos 1912’de, Arnavut asıllı Başvekil Kamil Paşa’nın Arnavut Başkım Komitesinin tekliflerini kabul ile Arnavutluğa idari imtiyaz verilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu idari imtiyazdan sonra Arnavutluk tamamen Osmanlı İmparatorluğu’nun denetiminden çıkmıştır. Bunun üzerine Mehmet Akif Ersoy yazdığı bir şiirinde “Bunu benden duyunuz, ben ki evet Arnavudum.../ Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..” mısralarıyla Arnavut milliyetçilerinin yol açtığı felaketten doğan üzüntülerini dile getirmiştir:

“Hani ey kavm-i esaret-zede, muhtariyet

Korkarım, şimdi nasibin mütemâdî haybet!

Hani ey unsur-ı bî-râbıta, istiklâlin

Ebediyen sanırım, söndü bütün âmâlin!

Hani ‘Başkımcı’ların kurduğu yüksek hulyâ

Seni yıllarca avutmuş da o mel’un rü’yâ,”

İsmail Kadare zorla Müslümanlaştırmaktan bahsederken şimdi zorla arındırma döneminden geçilmektedir. Tacikistan gibi nadir ülkelerin dışında başörtüsü yasağı kalmamıştır. Adeta Amerikan mandası altında yaşayan Kosova’da ise başörtüsü yasağı hortlamıştır. Anayasaya rağmen hükümet liselerde başörtüsü yasağı uygulamaktadır. Acaba ‘zorbalığa’ karşı çıkan Kadere buna da itiraz edecek midir Neden etsin ki, etseydi kapağı attığı Fransa’da benzeri bir yasağa imza atan Sarkozy’nin başörtüsüyle ilgili yasağına karşı çıkardı! Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bayan Atifete Jahjaga başörtüsünün laikliğe uygun olmadığını söylemiştir. Yasakçı Putin de aynı gerekçenin arkasına sığınmıştır. Maalesef Arnavutlar arasında Kadare ve İbrahim Rugova gibi bir sürü mankurt oluştu ve bunlar Arnavutları İslami kimliğini arındırmaya çalışıyor ve İslam’a karşı siyasi ve ötesinde simyasal ve metafiziki bir savaş yürütüyorlar. Batı da sırtlarını sıvazlıyor.