Bir sınıf mevcudu kadar kişiyi toplum içinden rastgele
seçelim. Seçtiğimiz kişilerin mesleklerine baktığımızda oldukça farklılık
gösterdiği ortaya çıkar. Mühendis, tüccar, doktor, işçi, öğretim üyesi,
tamirci, hukukçu, kasiyer, gazeteci veya garson olmaları muhtemeldir. Aynı
şehirde yaşayan bu kişilerin ilk ve orta öğretimi aynı sınıfta okumuş olmaları
da son derece normaldir.
On bir, on iki yıl boyunca aynı eğitimle; fen ve sosyal
bilimleri, matematiği ve yabancı dil derslerini okuyarak bugüne gelmişlerdir.
Onlara; aldığınız derslere ilgi duydunuz mu ya da tercih imkânınız olsaydı
seçer miydiniz gibi soruların karşılığını tahmin etmek zor değil.
Yaptığımız sistem eleştirisine karşı şu soruyla
karşılaşabiliriz; meslekleri ne olursa olsun temel eğitim almadan kişi nasıl
gelişebilir Buna karşılık olarak; okul dersleri çocukların akademik yönden
gelişmelerini sağlar cevabı yeterli olabilir mi Hayır. Çünkü akademik
derslerin hayatın gerçekliğine dair bir dayanağa sahip olmadığı ortada.
On, on beş yıl sonra çok farklı alanlarda mesleklere
atılacak olan bu çocukları neden tek müfredata hapsediyoruz Okullarda çocukların
bireysel farklılıkları elli yıl önce önemsenmediği gibi bugünde önemsenmiyor.
Bireysel farklılıklar nedir Kişilik yapıları, ilgileri,
öğrenme biçimleri, hobileri, zekâ alanları ve duygu durumları gibi birçok
alanda farklılığı kapsar. Her çocuk farklı yetenek, beceri ve üretkenliği ile
kendini geliştirebileceği farklı eğitimlerden geçmelidir.
Sekiz yıl kadar önce Müslüman olarak Abdulhakim ismini
alan Dr. Woodsmall ın bu konuda ezber bozan yaklaşımları var. Ona göre; eğer bu
konuda bir şeyler yapmazsak tüm geleceğimiz tehlikede.
Çocuklarımızın gittiği okulları zihin hapishanesi olarak
tanımlıyor: Toplumuzda naif olan, suçsuz olan, ancak cezalandırılan ve
istismar edilen bir kesim var. Bu kesim bizim zihin hapishanesi dediğimiz yere
gönderilir. 6 yaşından itibaren 12 yıl boyunca bir zihin hapishanesinde acı
çekiyor. Ki hapishanedeki mahkûmların bile savunma hakları ve avukatları varken
bu insanların böyle bir hakkı yok: çünkü sizler görevinizi yerine getirmediniz
ve onları koruma konusunda başarısız olduğunuz için. Bahsettiğim çocuklar bizim
geleceğimizdir. Onları korkunç şartlar altında istismar ediyorken artık bizim
bu konuda bir şeyler yapma zamanımız geldi. Zihin hapishanesi hükümet ve
velilerin işbirliği ile oluşturulmuş bir tuzak. Bu iki unsur toplumumuz
gençliğinin eğitilmesi ve yetiştirilmesi sorumluluğundan feragat etmiştir.
Başarı için eğitimin, gerekli tek şart olmadığını
vurguluyor: Çocuklarımıza büyük bir yalan söylüyoruz; eğitimin hayatta
başarılı olmalarına ve ilerlemelerine yardımcı olacağı sözü. Halbuki yapmamız
gereken tek şey etrafınıza bakıp en başarılı insanların çoğunun hiçbir eğitim
almadıklarını görmek. Bu insanların hayata atılıp bir iş sahibi olduktan sonra
nasıl ilerlediklerini inanılmaz bir gerçekle ortaya koydu; yaşamın her alanında
başarılı olan insanlar IQ su yüksek olanlar değil; duygusal zekâsı yüksek
olanlar. Ve dünyada insanlara duygusal zekânın öğretildiği hiçbir okul yok.
Görüldüğü gibi Dr. Abdulhakim Woodsmall, IQ gibi
ebeveynleri heyecanlandıran bir konuda yine ezber bozuyor. Çocuğun yaşadığı
ortam ve çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilerin yani duygusal zekâ
özelliklerinin bugünkü eğitimden daha önemli olduğunu vurguluyor.
GENÇLERİN ERİŞİM
HIZINA NASIL YETİŞMELİ
Delikanlı deyimi kanın hızlı aktığı bir dönemi tanımlar.
Hız, bu dönemde genci anlamak için anahtar bir kelime. Bebeklik döneminden
sonra en hızlı büyüme ergenlik çağında gerçekleşir. Anne baba kuzusu olan çocuk
kısa sürede bir yetişkinin vücut kalıbına ulaşır.
Fiziksel gelişimle birlikte hormonal sistem de aktiftir.
Yetişkinliğe adım atarken iki cinse ait özelliklerin bir belirtisi olarak
psikososyal gelişim de gencin çevresince gözden kaçmaz. Düne kadar çocukça
ilgiler içindeyken şimdi büyüklerin konularına terfi ederler.
Gencin her alanda hızlı değişim gösterdiği ergenlik
dönemi, bugün kırılgan bir zeminde ilerliyor. Ergenliğin hızlı değişimine
paralel bir değişim var. Küresel çapta insana ait her şey değişiyor. Beslenme
biçimi, boş zaman anlayışı, giyim, tüketim, iletişim ve kısacası birçok alanda
bir değişim ve başkalaşma var. Değişmeyen bir şey var: Eğitim!, Daha doğrusu
yaygın öğretim sistemi. Yani okul sistemi. Bırakalım gencin egosuna hitap eden
beslenme ve büyülü ekran hızına yetişen bir eğitimi, bu alanda kayda değer bir
gelişmeye rastlamak hak getire!
Okul sistemine teslim ettiğimiz çocuklarımızın öğretim
imkânına kavuştukları bir vakıa. Peki, açıkların oluştuğu eğitim nasıl verilecek. Aileye baktığımızda
onlarda akademik başarı yani öğretime öncelik verdikleri gözlenmekte.
Bugün terazinin öğretim kefesine okul ve aile
yüklenirken, eğitim kefesi yani benlik yapısı küresel tek tipleşme çarkında
biçimleniyor.
İki tarafın; hem okulun hem de bugünkü aile yapısının
eğitimi bir kenara bırakarak öğretimle ilgilenmeleri yakın gelecekte olumsuz
sonuçlar doğurabilir. Bu bakımdan aileler çocuğun akademik gelişimini okula
bırakarak, kişilik eğitimine odaklanmaları gerekir.
EĞİTME-ME
SİSTEMİNİN KURBANLARI
Dr. Abdulhakim (W. Woodsmall) TED konferansında eğitmeme
sisteminde, kafalara bilgi sokmanın tek yol olarak benimsendiğini vurguluyor:
Hayatta başarıyı belirleyecek en önemli belki tek faktörün bahsinin bile
geçmediği bu eğitme-me sistemi ne tür bir sistemdir Kafanızın daha fazla
bilgi doldurma fikrinden yola çıkan eğitme-me sistemi, bir kişiye,
öğrenebileceği en iyi şey olan nasıl öğrenmeli yi aktarmak yerine sadece
içeriğe odaklanır. Eğitmeme sistemi öğrenmenin sadece davranış değişikliğiyle
gerçekleştiğini anlamaz.
Bilgiyi kafalarına tıka basa dolduruyoruz. Daha fazla ev
ödevi, daha fazla iş, çok çalışma ve daha sonra tüm bunların başarının
anahtarı olduğu yalanını söylüyoruz. Aslında öyle olmadığını biliyoruz. Aslında
bu bir işkence. Biz çocukları hareketli olması gerektiği bir yaşta alıyoruz.
Sonra onları nezaret edecek kurumlara koyuyoruz. Veliler onları, okula olması
gerekenden iki yıl önce göndermek için sabırsızlanıyorlar. Ben buna ceza
diyorum. Okul sistemi bunu utanmadan yaparken siz, siz ve diğer herkes bu
saçmalığın devam etmesine izin veriyorsunuz. Bu şekilde olmak zorunda değil.
Küresel bir anlayış oluşturmak istiyorsak bunu çok sayıda
dil öğrenmekten başka hiçbir şey bu kadar destekleyemez. Amerika dünyanın en
şovenist ülkesi oldu. İnsanlar başka dilleri öğrenmeyi umursamıyorlar. Bir dili
zamanımız varken öğrenmeliyiz. Çocuk yaşta kendi dilimizin yanında 4 dili ve
nasıl öğrenmemiz gerektiğini öğrenebilmek Bu, okulda öğrenebileceğimiz en
önemli şey. Ayrıca insanlara duygusal zekâyı ve gerçek dünyada
kullanabilecekleri girişimcilik becerilerini öğretmek... Peki, bunun için ne gerekiyor
Eğitim sisteminin kontrolünü okul kurullarının, öğretmen sendikalarının ve
eğitim fakültelerinin elinden almamız gerekiyor. İş dünyasını sürece dâhil
etmemiz gerekiyor. Velileri sürece dâhil etmemiz gerekiyor.