İnsan yetiştirme adına eğitim-öğretim sistemimiz eğitimden daha çok öğretim üzerinde durmak ile zaman harcamaya devam ediyor. Oysa içinden geçtiğimiz dijital çağın en önemli özelliklerinden biri bilgiye ulaşmadaki hız ve kolaylık. Artık zaman ilerledikçe bilgi aktarmanın anlamsızlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Bilgi ya da içerik aktarımı çoktan beri değerini yitirmiş durumda. Anlaşılması çok basit olan bu apaçık gerçek karşısında dünyanın birçok ülkesinde gerekli önlemler alınmış olmasına rağmen bizde hâlâ geleneksel ve anlaşılmaz bir şekilde zorlama öğretim anlayışı devam ediyor. Sınav sistemi ve özellikle çoktan seçmeli sınav sistemi bu sıkıntının en bariz örneklerinden bir tanesi olarak karşımızda duruyor.

Proje tabanlı, iletişim ve iş birliği ağırlıklı, hayata dokunan, muhakemenin gelişimine uygun, etkileşimli ve özellikle öğrencinin aktif olduğu bir sistem üzerine yoğunlaşmak gerekirken hâlâ notlar üzerinden, öğretmen merkezli, düz ve sıkıcı şekilde bilgi aktarımlı, her şeyin büyük ve korkutucu bir çoktan seçmeli sınava bağlandığı, stres ve kaygı yüklü bir sistem içerisinde çocuklarımızı zihinsel olarak yok etmeye devam ediyoruz. Dünyanın büyük bir köye dönüştüğü, iletişimin inanılmaz boyutlara ulaştığı, bir tıkla her türlü bilgiye rahatlıkla sahip olunan, teknolojinin her gün ayrı bir yenilikle karşımıza çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Bugün çocuklarımıza tavsiye ettiğimiz bazı mesleklerin, onlar üniversiteden mezun olduktan sonra belki de birçoğunun geçerliliğini yitireceği bir dönemde yaşıyoruz. Yani bugün geçerli olan birçok mesleğin yakın gelecekte olmayacağı ve yine yakın gelecekte çok popüler olacak bazı mesleklerin bugün henüz oluşmadığı ya da ilk günlerini yaşadığı bir dönemde yaşıyoruz. Bunca kargaşanın içerisinde bazı temel özellikler var ki meslek grupları ister yok olsun, ister değişsin, dünyadaki değişimler isterse bugünden on kat daha hızlansın, asla değerini kaybetmeyecek ve hatta bu özelliklere sahip olan kişileri diğer herkesin önüne geçirecektir.

Bunların en önemlilerinden bazıları, teknoloji, sağlık ve çevre okuryazarlığı, eleştirel düşünce becerisi, muhakeme yeteneği, inovatif düşünme ve inovatif hareket edebilme becerisi, etkili iletişime sahip olma, kolektif çalışma becerisi, çözüm odaklı yaklaşım ve problem çözebilme becerisi, esnek yaklaşım, sağduyulu ve uyumlu çalışma becerisi, sosyal anlayış, kültür ve sanat bilgisi, liderlik yeteneği ve sorumlu yaklaşım becerisi, hayat boyu öğrenme anlayışı, uluslararası vatandaşlık algısı, üretim odaklı çalışma anlayışıdır. İşte bu özellikler üzerinde çalışma yapan, gençlerini bu anlayışla yetiştiren toplumlar geleceğin tartışmasız sahibi olacaktır. Öngörülemeyecek bir hızla bize doğru yaklaşan gelecek yılların içerisinden rahatlıkla geçebilmek için bu temel özellikler en büyük yardımcımız olacaktır. Bu yeteneklere sahip olan bireyler işin türü ne olursa olsun mutlaka hızlı ve pratik çözüm önerileri bularak kısa zamanda her türlü zorluğun üstesinden geleceklerdir.

Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak için bugünü dikkatle okumak, etrafımızda olan biteni detaylı bir şekilde gözlemlemek, başta teknolojik gelişmeler olmak üzere tüm yenilikleri, her alanda titizlikle takip etmek gerekmektedir. Günübirlik yetersiz ve tutarsız projelerle, popülist yaklaşımlarla ve hamasetle bir yere varabilmenin imkânı yoktur. Yeni nesil, içinde bulunduğumuz çıkmazın çoktan farkına vardığı için artık çözümü yurt dışında arama yoluna koyulmuş durumda. Unutulmamalı ki bir milletin beyin göçünden daha büyük bir kaybı olamaz.