Bismillâhirrahmânirrahîm!

     İNSANÎ değerler, sömürgeciler marifetiyle nasıl da aşındırıldı, değil mi? “Adalet”, her insanın baş tacı ettiği üstün değerken; onun tam zıddı olan “zulüm” uygulamada sevimli(!) gösterilmeye başlandı. Bu ise, bütün dünyada huzur ve barışa vurulmuş en büyük darbedir. Filistin’de 9 aydır bu vahşeti görüyoruz. Özellikle medenî olma iddiasındaki Batılılar mazlumun haklarını çiğniyor, insanlık düşmanı İsrail’in yanında saf tutuyorlar.

     İnsanlık tarihi sayısız haksızlıklara sahne oldu. Ama, değerlerin böylesine aşındırıldığı bir dönem görmedik. Her şey dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Filistin toprakları; 1917’den 1948’e kadar İngilizlerin; 1948’den beri de İsrail’in işgali altındadır. Filistin’in şerefli halkı, topraklarını özgürleştirmek için direniyor. Gasbedilmiş toprakları geri almaktan daha onurlu mücadele olabilir mi?

     Medenîlik adına bu ne yaman çelişkiydi! Çıkarcı, bencil ve kibir yüklü Batılı yöneticiler; işgalci, Siyonist İsrail’le iş birliği halindeler. Medeniyet ve insanlığa bundan büyük darbe vurulabilir miydi?  Sömürgeciliğin kitabını yazan Batı’nın maskesi düşmüştür. İnsanlara verecek değerleri yoktur. Adalet ve insan hakları yerlerde sürünüyor.

     BM raporuna göre, 7 Ekim’den bu yana Filistin’de 10 dakikada 1 çocuk ölüyor. Onlara her fırsatta insanlık dışı muameleler yapılıyor. İşkence ve soykırım uygulanıyor. Açlık, susuzluk ve ilâçsızlığa mahkûm ediliyor. En masum insan haklarına bile engel olunuyor. Filistinliye en küçük hayat alanı bırakılmıyor. İnsanlık, vicdan, insaf böylesine kurutulabilir mi?

ONURLU DURUŞ

     İNSAN vicdanı adalet ve özgürlükten müsterih olur. Zalimin karşısına dikilmek onurlu bir duruştur. Yüksek ruhlar acı, kin, kan, işkence, haksızlık gibi çirkinliklerden hazzetmez. Terör, işgal, katliam, soykırım gibi zulümler insaf sahiplerinin içini karartır. 14 Haziran günü, İstanbul eski Müftü Yardımcısı Yusuf Kavaklı Hocaefendi Hakk’a kavuşmuştu. İnsanların sorunlarına çözüm üretmeye çalışan kalender, esprili, hoş sohbet bir hocaydı. Vefatı sonrası tanınmışlığı arttı.

     Bunun sebebini araştırdım: Yusuf Hoca insanların dertlerini dert ediniyor; acılarını yüreğinde hissediyordu. Filistin’den semalara yükselen feryatlar onun da içini parçalıyordu. Son katıldığı TV programlarından birinde sunucu sordu: “Hocam, nasılsınız?” “İyi değilim!” deyince sebebini öğrenmek istedi. Yusuf Hoca büyük bir üzüntü içinde, “Filistin kan ağlıyor. Kan akıyor kaan!” cevabını verdi.

     Delilini şöyle açıkladı: “Peygamber (S.A.V.), ‘Şarkta bir Müslüman’ın, garptakinden haberi yoksa; o iman değildir’ diyor.” Göreve davet etti: “Şimdi Kâbe’ye bakıyorum ben; Kâbe’de binlerce insan dönüyor. Filistin’de kan akarken onların Kâbe’yi boşaltması lâzım.” Gördüklerinden çok etkilenmişti: “Akşam ben haberleri ağlayarak seyrettim! Ağlayarak seyrettim yaaa!”

     Hoca, Filistin’deki facia ve vahşetin büyüklüğünün farkındaydı: “Su verilmiyor, elektrik verilmiyor, yiyecek verilmiyor. Dünya sesini çıkarmıyor.” İşte, Yusuf Kavaklı’nın gönüllerde yer edinmesinin sırrı… Sorunlara dokunanın insanlarca sevildiği, başta hocalarımız olmak üzere hepimizce iyi bilinmelidir. Zalimlere karşı onurlu duruş bu!

İŞGAL BİTMELİ

     BATILI yöneticilerin, Siyonist İsrail’in zulmünü desteklemesine rağmen, nice vicdanlı insanın da mazlumların yanında olduğunu görüyoruz. Savaşın resimlerini çeken AFP Fotomuhabiri Mahmut Hams, bu sadece savaş değil; soykırımdır, diyerek gerekçelendirdi: “Pek çok çatışmayı haber yaptım. Ama, böyle eylem, savaş, suç görmedim. Çok fazla insan ve çocuk öldü.” (12.06.2024)

     BM’nin Yakındoğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzorini, ateşkes sağlanmazsa bir nesil kaybolacak, diyerek Filistin’i bekleyen tehlikenin büyüklüğüne parmak bastı: “Dünyanın hiçbir yerinde çocukların görmemesi, yaşamaması gereken şeyler oluyor. Okullar bombalanıyor, eğitim duruyor, çocuklar açlıktan ölüyor. Yardımlar engelleniyor. Derin travma var. Uykunuz kaçmıyor mu?” (Millî Gazete, 15.06.2024)

     Bayram öncesi son 15 günde 1.000’e yakın Filistinli şehit oldu. Saldırılar bayramda da durmadı. Siyonist katiller sebebiyle, her yerden zulüm fışkırıyor. Her yönden bombalar yağıyor. İnsanlık yok ediliyor. İfsat zirve yapmış durumda. Buradaki insanların da yaşama hakkı var. Çağı yaşanmaz hale getirenlere yazıklar olsun!

     Yöneticilerin durumu belli! Halk yöneticilere sesini duyurabilmek için bütün yasal yolları kullanmalıdır. Zulüm istemediğimiz dünyaya ilân edilmelidir. “Barış gücü” oluşturma, UAD’ye müdahil olma, yöneticileri etkileyerek İsrail’le ticareti durdurma, Kürecik’i, İncirlik’i kapattırma konusundaki gücümüzü göstermeliyiz. Yeryüzünde zulmü durdurmaktan daha insanî görev olabilir mi? Bunları yaparsak, mazlumdan yana olduğumuz herkesçe bilinir!