MİLLÎ Gazetemizin “Üstad” ünvanlı emektarlarından Abdülkadir Türker, bir paylaşımında şöyle yazdı: “Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Mazlum ısrarla direniyorsa, bil ki zafer yakındır.”

İşgalci  İsrail’in son 75 yıllık tarihinde Filistinliler, hiç bu kadar zafere yakın olmadılar. Bu süreçte kendilerini savunan Filistinli mücahitler, “Aksa Tufanı Operasyonu” ile atağa geçti; İsrail çetesini hezimete uğrattı.

İsrail, darmadağın oldu. Halkı, korku ve paniğe kapıldı. İsrail’den uzaklaşma yolları aramaya başladı. İsrail Millî Eğitim Bakanı, son olaylardan sonra, İsrail’de kalamayacağını söyledi. Bütün halkı da aynı şoku yaşıyor. ABD ve Batı ülkeleri verdikleri destekle İsrail’i sûnî teneffüs yaptırmaya çalışıyorlar. ABD ve Batı durumu kurtarmak için medya üzerinden kurtuluş simidi gibi yalanlara sarılıyorlar. Fakat nafile!. Yalanlarını kendi halklarına bile inandıramıyorlar.

HAMAS Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye, bugün İslâm ümmetinin savaşı yaşandığını söyledi. İslâm âlemini yanlarında görmek istemelerinin gerekçesini açıkladı: 

“Bu, kader savaşıdır. İsrail’in yanında olanların maskesini düşürmüştür. Bu savaş İsrail’le kalmayacaktır. Siyonist rejim içinden çatırdamaktadır.”

Filistin mücahitlerinin şanlı direnişi hedefine ulaşmalıdır. Gelinen noktadan geri adım atılmamalıdır. İslâm dünyası işgalciye karşı infial halindedir. Hele, son hastane saldırısı, İsrail’in insanlık için büyük bir tehdit olduğunu bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Türkiye ve İslâm dünyasının halkları, yöneticilerine mazlumun yanında durmayı öğretmelidir.

FİLİSTİN’İN ÖNEMİ

MEKKE ve Kudüs Kur’an’da “mukaddes” olduğu anlatılan 2 kadim şehirdir. Mekke Tevhid akidesinin merkezi; Kudüs, Miraç şehridir. Rabbimiz Kudüs’teki Mescid-i Aksa için, “Etrafını mübarek kıldık” (İsra, 1) buyurur. “Etraf”, Filistin bölgesidir. Buralar peygamberler diyarı, Allah aşkıyla yanıp tutuşanların uğrak yeridir. İslâm dünyası önce, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın manevi değerini çok iyi bilmelidir.

Gazze’de doğup büyüyen büyük âlim İmam Şafiî hazretlerinin şu sözü iyi anlaşılmalıdır: “Ben yeryüzünde Mescid-i Aksa’da itikaf yapmaktan aldığım tadı hiçbir mescitte alamıyorum.” Bazıları İmam Şafiî’nin bu sözü üzerine şöyle sordular: 

“Ya imam! Mescid-i Nebevî varken bu sözü söylemeniz doğru mu?” Şafiî hazretleri onların dikkatlerinden kaçırdıkları hakikati şöyle açıkladı:

“Unutmayın ki; Mescid-i Nebevi’den yalnız Muhammed’in kokusu geliyor. Ama Mescid-i Aksa’dan Musa’nın, Yakub’un, Süleyman’ın ve daha onlarca peygamberin ve tabi ki Muhammed’in kokusu geliyor.” 

( Genç İstikbal, Mehmet Korkmaz, Ekim 2023, Sh. 26-27)

Önce İslâm âlemi neyin mücadelesini verdiğinin farkında olmalıdır. Allah’ın emaneti olan elimizdeki manevi hazineler sonuna kadar korunmalıdır. Filistin mücadelesinin zafere yöneldiği atmosferde, İsrail ağzıyla konuşanların dezenformasyonuna karşı çok uyanık olmalıyız. İsrail, ABD yöneticileri ve Batı medyası yalandan medet umuyorlar.

Malcolm X’in şu uyarısını hiç aklımızdan çıkarmamalıyız:

“Eğer, dikkat etmezseniz, medya sizin zalimleri sevmenizi; mazlumlardan nefret etmenizi öğretir.” Sömürgeciler bugün bunu yapmaktadır.

HAMASET DEĞİL; İCRAAT

75 yıldır süren işgal, vahşet ve soykırıma karşı, duyarlı halkımız, üniversiteler kıyama kalktı. Çocuk, kadın, yaşlı demeden uyguladığı insanlık dışı vahşete karşı 81 ilimizden İsrail’e tepkiler yağıyor. Filistin cihadı onları “tek yumruk” haline getirdi. Türkiye halkının da birbirleriyle kenetlenmesine yol açtı. Kudüs, Mescid-i Aksa hepimizin ortak değeri ve buluşma noktası oldu: Mitingler, yürüyüşler, basın açıklamaları, gıyabî cenaze namazları, yardımlar…

İslâm dünyasının yöneticileri! Türkiye ve dünyada bugüne kadar olmadığı ölçüde yüksek bir “Filistin duyarlılığı” oluştu. Halklar kötülüğü dil (söz) ile değiştirme görevini yapıyorlar. Sıra yöneticilerdedir. Kötülüğü el (güç) ile değiştirme görevi onların üzerindedir. Yöneticiler halkın gerisinde kalamaz; onlara öncülük eder. Bugün değilse, ne zaman görevlerini hatırlayacaklar?

Stratejik ortak deyip BOP Eş başkanlığı’nı yaptığınız ABD sizi hiç önemsemedi. “Normalleştiğinizi” söylediğiniz İsrail, sizin görüşünüzü sormadı. İslâm İşbirliği Teşkilatı’nı harekete geçirme, D8’e sahip çıkma, ABD üslerini kapatma gibi icraatlar yapmayacak mısınız? Tek taraflı, İsrail ve ABD’nin çıkarlarına hizmet edecekseniz, siz ne işe yararsınız?

Saadet-Gelecek TBMM Grubu’nda Karamollaoğlu ve Davutoğlu sadece İsrail’in Filistin’deki vahşetini gündem yaptılar. Saadet lideri, İsrail’in devlet olmadığını gösterdiğini, ABD’nin zulmü desteklediğini belirterek şöyle konuştu:

“İsrail hiç normal oldu mu ki, İslâm ülkeleri normalleşme sırasına girdiler. Felâkete sürükleniyoruz; zulüm durdurulmalıdır.”Siyonistleri yenerek zaferi müjdeleyen Filistin cihadı desteklenmeli; huzur ve barışın kapısı sonuna kadar aralanmalıdır.