Memleketi babalarının çiftlikbankı sananlar 80 bin kişiden milyonlarca lira toplayıp Uruguay’a kaçan 27 yaşındaki Mehmet Aydın’dan ibaret değil. Nitelikli dolandırıcılık memleketi sarmış durumda. Televizyon kanallarında sahte bal, sahte din satanların bu elma yanaklı dolandırıcıdan ne farkı var? Mehmet Aydın dolandırıcılığına nitelik katmak için kimi zaman dilini kimi zaman da dinini kullanıyor. Fakat en çok kullandığı şey yüzü. Yüzünde erken büyümüş ortaokul öğrencisi fotoğrafıyla saf ve iyi niyetli insanları kandırmayı başarmış. Halkın karşısındaki kişiyi kendisi gibi düşünmesi yeni bir şey değil. FETÖ’ye kanması da bundan bağımsız değerlendirilemez. FETÖ dili kullandı en çok. Ajite edici, heyecanlandırıcı, yapış yapış gözyaşı ve amonyak kokan bir dille kandırdı insanları. Kürsü, mihrap, takke, tespih ve cevşen bu manipülasyonun yan unsurlarıydı. Devlet kanmasaydı millet kanmayacaktı belki de. Devlet aldatıldığını, dolandırıldığını itiraf etti, millet ağır bir şok ve travma yaşıyor. Bu millet kendisine kahpelik yapanları yüzlerinden tanımıştır hep. Ne yazık ki son zamanlarda yüzünü kullanan insanlar halkın bu tefrik melekesini allak bullak etmiştir. Çocuk yüzlü canilerden, esans kokan şarlatanlara kadar dört bir koldan simsarlar halkın güven duygusuna sabotaj düzenlemişlerdir. Selçuk Parsadan’dan Mehmet Aydın’a, Fethullah Gülen’den yeni yetme madrabazlara kadar nitelikli sahtekârlar aynı enstrümanları farklı şekillerde kullanmaya devam ediyorlar. Din ile, dil ile ve şimdilerde yaygınlık kazınır biçimde çehre yani ‘yüz’ ile. Yüzsüzlük böyle bir şey olsa gerektir. Çinliler boşuna ‘gülerken göbeği oynamayan adamdan korkunuz’ dememişler.

ÖNCE KADINLAR KOVULDU!

Oktay Akbal’ın meşhur eseri ‘Önce ekmekler bozuldu’dan ilham alarak sözü camiye getirip ‘Önce kadınlar kovuldu’ diye bir eser yazmak isterim. Evet, camilerden önce kadınlar kovulmuştur. ‘Ait olduklarını içine alan’ anlamına gelen cami ne yazık ki kadınları bu aidiyetin dışında tutmuştur. Yanlış anlaşılmasın, caminin burada bir kabahati yok. Asıl vebal ve sorumluluk camiyi yönetme hakkını kendinde gören güruh. Zira cami efradını ve de ağyarını camidir. Kimseyi dışarıda tutmaz. Hayatın kendisi gibidir. Kadınlardan sonra camiden kovulan ikinci grup çocuklardır. Sabi kişinin erişkinlerin saflarında yer alması uygun değildir, ya da koşup oynayarak caminin huzurunu bozuyorlar gerekçesi ile çocuklar uzun süre camilerimize yaklaştırılmamıştır. Üçüncü grup uzaklaştırma alan kesim gençler. Toplumda her oluşumun gençlerle ilgili bir alt birimi olmasına rağmen camilerin gençliği ya da gençler birliği yoktur ne yazık ki. Geriye kahir ekseriyeti ihtiyarlardan oluşan bir ihtiyar heyeti kalıyor. Mehmet Görmez zamanında bu durumlar Diyanet’in ilgi alına giriyordu. Şimdi ne durumdadır bilmem. Sadece yıllardır güzel bir örnek olarak gördüğüm Beşiktaş Sinan Paşa Camii’ni söylemeden geçemeyeceğim. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar, insan ömrünün bütün çağlarını camiye nazik biçimde camiye davet eden Sinan Paşa Camii görevlileri tebriki fazlasıyla hak ediyor. Darısı diğer camilerimizin başına.