Hani, halk arasında ters giden işler hakkında kullanılan bir söz vardır: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” denilir. Önceki günlerde Kanal 7 ekranlarında Mehmet Acet’in sunduğu programda Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın değerlendirmelerini dinlerken, bu söz aklımıza geldi.
Bildiğiniz gibi, güçlü bir ekonominin bazı argümanları vardır. Bunların en başında işsizlik rakamlarının en alt seviyede gerçekleşmesi söz konusudur. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, işsizlikle mücadele ederken, tek haneli rakamlara çekebilmek için daha fazla çalışmaları gerektiğini, ama yılda en az 1 milyon 500 bin kişiye istihdam ürettiklerini söylüyor.
Lütfi Elvan’ı dinlerken aklımıza hemen 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesiyle ilgili süreç geldi. Bildiğiniz üzre, Türkiye’nin birçok bölgesinde şeker fabrikaları özelleştirilecek. Acaba bu özelleştirmeler sonrasında bu fabrikalarda çalışan işçilerden yüzde kaçı işsiz kalacak?
Hükümet, bir yandan işsizlikle mücadele ettiğini söylerken, bir yandan da özelleştirmelerle yüzlerce işçiyi kapı dışarı edecek bir süreci tetiklemiş olmuyor mu?
Sattılar… Sattılar… Sattılar…
Milli Görüş saflarındayken bir anda sağa sola savrulan bir ağabeyimizin ifade ettiği gibi, “Satalım” zihniyetiyle ekonomi politiklerini yürütüyorlar. Milli Görüş iktidarda olmadığı dönemlerde bir şeye ihtiyaç olduğunda hükümette bulunanlar diyorlardı ki, “Alalım”…
Milli Görüş’ün bir parça iktidarda olduğu dönemlerde ise bir şeye ihtiyaç olduğunda, “Yapalım” zihniyeti ön plana çıktı.
Bugün hükümette bulunanlar ise Türkiye’nin verimli, stratejik ve kârlı tüm işletmelerini “Satalım” zihniyetiyle işlerini yürütüyorlar.
Türkiye’nin ekonomik politiği bu… Verimli, stratejik tüm kurumlar satıldı… Sata sata hiçbir şeyi bırakmadılar… Şimdi sıra şeker fabrikalarına geldi.
Üstelik, bunu ülkemiz insanının sağlığının elden alınması pahasına yapıyorlar! Nişasta bazlı şeker tüketiminin daha da fazlalaştırılması, insanımızın yabancı şirketlerin örümcek ağlarına düşürülmesi pahasına yapıyorlar.
Uzmanlar uyarıyor, sağlıkçılar uyarıyor, doktorlar uyarıyor, ilgililer uyarıyor… Nişasta bazlı şekerin kullanılmasıyla ilgili yakın ve uzak dönemde yaşanabilecek facialar noktasında, insanlarımızın karşılaşabileceği sağlık sorunlarıyla ilgili yapılan tüm uyarıları, hükümet yetkilileri kulak arkası ediyor. Ve bildikleri yolda ilerlemeye devam ediyorlar.
Facia geldi kapımıza kadar dayandı…
Bundan sonraki süreçte, nasıl bir sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğimizi kimsenin tahmini ve öngörüsü bulunmuyor.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, Türkiye’nin öncelikli hedefi olmamalıdır. Bu fabrikalar, Cumhuriyet tarihinin, gelişmişliğimizin, yatırım enstrümanlarımızın ve Türkiye’nin tarihinin bir özetidir aslında.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle, Cumhuriyet tarihimize en büyük bühtan yapılacak ve Türk çiftçisinin yatırım ve üretim kabiliyeti elinden alınmış olacaktır.
Peki, bu durum hükümetin umurunda mı?
Elbette umurunda değil. Onlar, yanlış da olsa kendi bildikleri yolda yürümeyi marifet sayıyorlar.