Amasra’daki maden kazası üç gündür ülkemizin en önemli konusu. Sanıyorum daha aylarca gündemimizde konuşulmaya, yazılmaya, tartışılmaya devam edilecek. Ondan sonra ne olacak sorusu hemen akla geliyor. Bu durumda iki ihtimal var; gerekli araştırma ve soruşturmaların sonunda işin sorumluları gereken cezayı alacaklar. Peki gereken cezanın alınmış olması gidenleri geri getirir mi? Elbette bu mümkün değil. Ancak suçluların gereken cezayı almaları benzer olayların tekrarını önlemek bakımından caydırıcı olabilirse sorumluluk mevkiinde olanlar bundan sonrası için daha dikkatli ve titiz olacaklar, söz gelimi maden ocağında metan gazı yükselmesi söz konusu olduğunda hemen yapılması gerekenler yapılmış, yeni bir patlama önlenmiş olacaktır.

Hemen belirteyim ki; bir maden ocağında kazaları önlemek için nelerin yapılabileceğini biliyor değilim. Ancak üç gün boyunca televizyonlara çıkan uzmanların söylediklerinden bir şeyler anladığımı düşünüyorum. Grizu patlamasının, metan gazının çok yükselmesi ve bu yükselen gazın bir kıvılcım ile temas etmesi sonucu meydana geldiğini öğrendik. Elbette toplum olarak bu gerçeği bizlerin öğrenmesi kazaların önüne geçmeyi sağlamaya yetmez. Önemli olan, söz konusu gazın yükselişinin anında tespit edilmesi için gerekenlerin yapılmış olması lazım. Bu yapılmış ise ki, haberlerden bu konuda yapılması gerekenler yapılmış, özellikle metan gazının ocakta yükselmesini anında tespit eden cihazların kurulmuş olduğu belirtiliyor. Böyle olunca sanki alınması gereken tedbirler alınmış ama bu cihazların uyarısı doğrultusunda gerekenlerin yapılmadığı izlenimi oluşuyor. Elbette bu konuda bizim bir hüküm vermemizin anlamı yok. İlgililer, işin cezai ve idari boyutunu tespit edeceklerdir.

Sorumlular bulunduğunda ne gibi bir ceza verilirse verilsin giden kardeşlerimiz geri gelmeyecektir ama hiç olmazsa bundan sonra benzer kazaların meydana gelmemesi için yapılması gerekenlerin yapılması şart. Çünkü bizde yaşanan felaketler birkaç hafta gündemde kalıyor, ondan sonra da unutulmaya terk ediliyor. Dolayısı ile her kazanın ardından benzer kazaların bundan sonra tekrarlanmaması için gerekli tüm tedbirlerin alınacağı söyleniyor ama alınmıyor olacak ki, maden kazaları ülkemizde devam ediyor.

Soma’daki kazadan sonrada toplum olarak büyük acılar çekmiş, gözyaşı dökmüştük. Benzer durumu Amasra’daki kazanın ardından da yaşadık. Yakınlarını ocağın çıkışında gözyaşı ile bekleyenler ya da hastanelere sevk edilmiş olanların sağlığı ile ilgili olumlu bir haber alabilmek için gece gündüz bekleyen şehitlerin yakınları sadece bu acıyı yaşamadılar. Olaydan duydukları acı sebebiyle konuşamayanlara şahit olduk. Evlerinde televizyonlarının başında gelişmeleri izleyenlerin, özellikle hastanelerde bekleşen şehit yakınlarının hali karşısında gözyaşı döken çok insan olmuştur.

Bu bakımdan benzer acıların hiç olmazsa bundan sonra yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını söylemenin yetmediği, bu tedbirlerin mutlaka alınması gerektiği, bunun da ötesinde bunca acının ardından bile alınması gereken tedbirleri almayan ilgililer varsa bunun hesabının sorulması gerekiyor. Bunun yanında bir de cezaların caydırıcı olması, mahkemelerin aylar, yıllar boyu sürüp insanlara olayın dehşetinin unutturulmaması gerekiyor.

Dileğim, benzer bir kazanın bir daha yaşanmaması, gerekli tedbirlerin alınmasına takdirin mâni olmayacağını akıldan çıkarmamak gerekiyor. Nedense ülkemizde bazı yetkililer sıkıştıklarında kaderi gündeme getiriyorlar. Hâlbuki bu ülkede ben Müslümanım diyen herkesin kader konusunda bir itirazı söz konusu değildir. Ancak kadere inanmanın, gerekli tedbirlerin alınmasına mâni olmadığının da unutulmaması gerekiyor.