3. Suriye de yönetime kaşı ayaklananları Batı

silahlandırıyor ve destekliyor şeklindeki argümana gelince, birkaç kere

yazmıştım, tekrar edeyim: Suriye de bugün yönetime karşı silahlı mücadele veren

halk, Arap Baharı sürecinin başlangıcında silah kullanmamak için hayli

direndi. Sadece Esed yönetiminin yıllardır vaat ettiği reformları hayata

geçirmesi talebiyle gösteri yapan insanlar vardı meydanlarda. Ancak yönetimin

bu gösterilere mukabelesi kan dökmek şeklinde olunca ve bu tahammül

edilemeyecek boyutlara ulaşınca silah kullanmak zorunda kaldılar.

Suriye de yönetime karşı direnenlerin Batı tarafından

silahlandırıldığı meselesine gelince; yönetime karşı mücadele edenlere silah

yardımı yaptığı doğru. Ancak silah yardımının bütün gruplara değil. Belli gruplara

yapıldığını özellikle belirtmekte fayda var.

Eğer denirse ki: Bir taraftan Batı nın Suriye deki

muhalefete silah yardımı yaptığını söylüyorsun, diğer taraftan da bu

muhalefetin desteklenmesi gerektiğini söylüyorsun. Bunda bir anormallik yok

mu

Ben de derim ki: Hayır, bunda bir anormallik yok.

Düşünün: Koca bir devlet tankıyla, topuyla üstünüze geliyor. Havadan rast gele

şehirleri bombalıyor. Kadın, çocuk, yaşlı demeden bütün bir halkı soykırıma

tabi tutuyor. Siz olsanız ne yapardınız Elbette nereden alabiliyorsanız oradan

silah alır, kendinizi müdafaa ederdiniz.

İran Rusya dan silah alırken doğru yapıyor; ama Suriye

halkı nefsi müdafaa için Batı dan silah alırken yanlış yapıyor öyle mi Ne

yapacaklardı peki Tanka, topa, uçağa karşı sopayla mı direneceklerdi, İran a

mı yalvaracaklardı ..

4. Suriye de kardeş kardeşi öldürüyor. Bu bir fitne dir

ve bu fitneye alet olmamak gerekir şeklindeki söylemin de gerçeğe hiçbir

şekilde tekabül etmediğini söylemek durumundayız. Zira Suriye de kardeş kardeşi

katletmiyor; Müslümanlık iddiası İmamiyye Şiası nın kaynaklarınca bile itibara

alınmamış heretik bir grubun Müslümanlara karşı uygulamaya koyduğu bir

soykırım süreci yaşanıyor. el-Butî nin ve müftü Hassun un, eli kanlı

Nusayri katillere yönelik saçma sapan nitelemelerinin elbette hiçbir önemi ve

gerçekliği yok.

Bütün bunlar bir yana, halkına böyle bir soykırım

uygulayan yönetimin sünni tandanslı olması da bir şeyi değiştirmezdi.  Zira böyle bir barbarlığın Sünnilikle en

küçük bir irtibatı söz konusu edilemez. Orada sergilenen o vahşet

manzaralarının altına imza atanlar kendilerini sünni olarak dahi ifade etmiş

olsalardı, ben yine sesimi yükseltirdim. Kadınlara, hatta çocuklara tecavüz

eden, insanları diri diri yakan, diri diri toprağa gömen, Müslümanların

mukaddes mekânlarına, evlerine, mahremlerine karşı işlenebilecek en saygısız ve

vahşice cürümleri işleyenlerin bırakın şünniliğini-şiiliğini, insanlığı

tartışmalıdır!

Dolayısıyla hadisenin adını iyi koyalım: Bu, Nusyri Esed

yönetiminin, İmami İran yönetiminin limitsiz desteğiyle acımasızca yürüttüğü

bir soykırım dır. Bosna savaşında Sırpların Boşnaklara nasıl muamele ettiği

hala hafızalardadır. O neyse, bu da odur!

Bu itibarla Suriye de olup bitenler konusunda taraf

olmak değil, tarafsız kalmak fitnedir! Zira geldiğimiz noktada tarafsızlık

diye bir şey söz konusu olamaz. Ben tarafsız kalıyorum dediğiniz anda,

istemeden de olsa, dolaylı da olsa oradaki soykırıma destek sağlanmış

olacaktır