Turkish Review ve Hira dergisinin ortaklaşa tertip

ettikleri Türk-Arap Entelektüel Forumu nda İslami kesimlerin güçle ilişkisi

veya iktidarla imtihanı masaya yatırılmış. İyi de edilmiş. Today s Zaman da yer

alan bir habere göre, Forum İslamcıların iktidarla imtihanlarını kaybettiklerini

onaylamış. Forum da konuşan Ali Bulaç gibiler ise İslamcıların devleti

değiştirmek için yola çıktıklarını ve bu amaçla iktidara geldiklerini lakin

iktidarda değişerek iktidarın parçası halini aldıklarını ve kaynaklarından

yararlanmayı seçtiklerini ifade etmiş. Kaynaklarını kendilerine peşkeş

çekiyorlarmış. Devletin imkanlarından ve nimetlerinden zevklenmeyi adet

etmişler. Bunlar tabii ki umumi olarak doğru tespitler. Sosyolojik bir gerçek

olarak devrim devlet olunca statikleşir. Kendisini merkeze alır ve buna mukabil

herkesi derkenar ve preferi olarak telakki eder. Hareket, kurum veya devlet

olunca muhafazakarlaşır. Bu İslami bir mesele değil, sosyolojik ve daha doğrusu

insani bir meseledir. Sünnetullaha ait meselelerden birisidir. Bununla mücadele

için büyük cihada (nefsi terbiye) ihtiyaç vardır. Bu gerçek, Fransız Devrimi

için de Bolşevik devrimi için de fazlasıyla geçerlidir. Bununla birlikte bu

tespit sadece devlet düzeyinde değil iktidarın görüldüğü her yer için

geçerlidir. İnsan parayla imtihan olunca değişmiyor mu Değişmeyen de var ama

değişen çok. Dolayısıyla bunu-yanlış olmamakla birlikte- sadece iktidarı

suçlama makamında kullanmak seçicilik olur. Yoksa Hazreti İsa nın Mecdelli

Meryem e taş atmak isteyenlere söylediği gibi, ilk taşı günahsız olanınız

atsın demek zorunda kalacağız.

*

Türk-Arap Entelektüeller Forumu nun ele aldığı gerçeği ve

meseleyi, Ürdün de yayınlanan es Sebil gazetesinde Abdurrahman Duveyri

Veliyyül emr dau l asr/ Asrın hastalığı veliyyü emr başlıklı makalesinde tartışıyor.

Özellikle laik zeminden hareket eden Sünni dünyadaki bazı kesimlerin ve

isimlerin Humeyni nin getirdiği veliyyü fakih doktrinine taktıklarını lakin

kendilerini unuttuklarını hatırlatıyor. Halbuki, kendileri, veliyyü emr ve

yönetici makamında saydıklarını gece gündüz tespih ve tenzih etmekle meşguller.

Başkalarının gözündeki çeri çöpü gören kendi gözündeki merteği görememektedir.

Arap ülkelerinde bazı laik kesimler ve bazı Selefiler

adeta veliyyü emr adı altında yöneticileri takdis etmekte ve adeta kutsamaktadırlar.

Bizde Zekeriya Beyaz gibi ulu l emirci veya veliyi emirciler yöneticileri

dokunulmaz addetmiyorlar mı Onlara dokunulmazlık atfetmiyorlar mı Veliyyü l

emr meselesini tapınma haline getirenler bir ekol de oluşturuyorlar. Sözgelimi,

Arap aleminde Camiler adlı ekol Selefi olmalarına rağmen Zekeriya Beyaz ın

savunduğu mantığı ve zihniyeti savunuyorlar. Muhammed Said Raslan ile Zekeriya

Beyaz arasında kılık kıyafet dışında herhangi bir fark bulunmuyor. Her İkisi de

siyasal İslamcıların Batı nın hizmetinde olduğunu iddia etmektedir.

*

İktidar, külli ile cüzi olmak üzere daralan, yayılan ve

genişleyen sınırlara sahiptir. Nitekim İbni Ömer Hazreti Peygamber den (S.A.V.)

rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: küllüküm rain ve küllüküm mesulün

an raiyyetihi l imamü rain ve mesulün an raiyyetihi verracülü rain fiy ehlihi

ve mesulün an raiyyyetihi ve mer etü raiyetün fiy beyti zevcihe ve mes uletün

an raiyyetihe vel hadimu rain fiy malı Herkes müteselsilen ve hiyerarşik bir

vaziyette zincirleme birbirinden sorumludur. Adam ailesinden kadın da evinden

sorumludur. Cemaat liderleri de kendi çaplarında ve hükmettikleri topluluk

çapında veliyyü l emirdir. Onlara nasıl davranıyor ve nasıl hükmediyorlar

Kendi iktidar alanlarını nasıl kullanıyorlar Keyfi mi yoksa usule uygun mu

Koç da işadamı olarak mali bir imparatordur ve bu sektörde iktidar sahibidir.

Parasını ve parasal gücünü nasıl kullanıyor Hangi amaç uğruna harcıyor

vesaire. Dolayısıyla siyasal iktidarların yanında parçalı sosyal ve mali iktidarlar

da vardır. Hatta ilmi iktidarlar da vardır. Firavun, Karun, Haman ve Bel am

iktidar erklerini temsil etmektedir. İşte bu iktidar alanlarının da pek

hayırhah biçimde kullanılmadığını görüyoruz. Sözgelimi, 19 Şubat (2014) tarihli

gazetelere baktığımızda Cumhuriyet gazetesinde şöyle bir başlıkla

karşılaşıyoruz: Alo Fatih itirazı. Aydınlık gazetesinde ise bir başka iktidar

alanının patronuna atfen Alo Ekrem hattından bahsedilmektedir. Zaman dan

Selçuk Gültaşlı Alo Fatih hattının AB ye anlatılamayacağını söylerken

diğerini nasıl anlatacaklar bilmem ki

Buradan nereye gelmek istiyoruz Gerçekten de iktidar

alanlarında hepimiz haddimizi aşıyoruz. Bunda şüphe yok. Deliller ve karineler

ortada. Öyleyse yeni bir paradigmaya ihtiyacımız var. Bu paradigmada gerçekten

de ahlak yerli yerinde olmalı ve herkes haddini bilmeli. Kendi iktidar

dairemizde dalalet imamları haline gelmememiz için sınırlarımızı bilmemiz ve

aşmamamız gerekiyor. Bunun için Hazreti Ömer den hesap sorabilen cemaate

ihtiyaç var.