Lübnan merkezli son iki gelişme dikkatlerinizden

kaçmamıştır. İlk gelişme, THY ye ait uçağın pilotlarının kaçırılmaları; diğeri

ise Türkiye nin BM ye bağlı Lübnan Barış Gücü nde (UNIFIL) görev yapan

askerlerini çekeceğini açıklaması.

Her iki gelişme bir tesadüf olarak değerlendirilebilir.

Ama uluslararası ilişkilerde ya da bir diğer ifadeyle Devletler Oyunu nda

tesadüflere pek yer yoktur, üstelik mevzu Ortadoğu ise...

Bu bağlamda ilk gelişmeye baktığımızda karşımıza

Hizbullah ın çıktığını görüyoruz. Bilindiği üzere, Türkiye-Hizbullah

ilişkileri fazlasıyla limoni; özellikle de, Suriye merkezli yaşanan gelişmeler

ve Başbakan Yardımcısı Bozdağ tarafından yapılan Hizbuşeytan açıklaması

sonrası...

Rehineler savaşı ...

Suriye de yürütülen vekaleten savaş ın bir parçası olan

Hizbullah, son dönemde Türkiye ile dolaylı bir mücadelenin içerisinde. Bu

dolaylılık kendisini son kaçırma olaylarında da göstermiş durumda. Nitekim

eylemi daha önce adı sanı duyulmamış bir paravan örgüt üstlenmiş bulunuyor.

Kendilerini İmam Rıza nın Ziyaretçileri olarak tanıtan örgütün talepleri

Hizbullah a işaret ediyor.

Suriye de, Türkiye nin kontrolünde hareket ettiği ileri

sürülen muhalif güçlerin elindeki Lübnanlı hacılara (ki bunların en başından

itibaren hacı olmadığı, çok daha farklı görevler için Suriye de bulundukları,

hatta Hizbullah mensubu oldukları da iddia ediliyor) karşılık iki pilotu

kaçırdıklarını açıklayan örgütün bu açıklaması, hiç kuşkusuz Türkiye yi çok

yönlü bir sıkıntıya itmiş vaziyette.

Bu talep, Türkiye nin bu tür örgütlerle olan ilişkisine

dikkat çekmeyi hedeflediği gibi, bunlarla olan ilişkisine de bir darbe vurmayı

hedefliyor. Dolayısıyla, Ankara açısından tam bir çıkmaz sokak durumu söz

konusu ve hadise ne yazık ki sadece bunlarla sınırlı değil!

Çember daralıyor mu

İşin vahameti, daha önce Ankara yla hareket eden

örgütlerin artık Türkiye yi hedef almaya başlamaları. Nitekim 2006

İsrail-Hizbullah savaşında zirve yapan ilişkiler, bugün çok farklı bir noktada.

Türkiye-İran-Suriye bağlamında öne çıkan ve birçok eleştiriye rağmen üst

düzeyde temas halinde olunan örgüt, bugün arka planıyla birlikte Türkiye nin

karşısında.

Dolayısıyla, örgütle birlikte Türkiye nin bazı ülkelerle

olan ilişkileri de ciddi anlamda sıkıntıya gireceğe benziyor; eğer Hizbullah

Türkiye ye yönelik eylemlerini arttırarak devam ettirirse...

Bu ülkelerin başında da Lübnan ve İran geliyor. Her ne

kadar Lübnan bir takım güven verici açıklamalar yapsa da, yeterli olmadığı ve

iyi niyet gösterisinden öteye geçemeyeceği biliniyor. Türk Dışişleri

Bakanlığı tarafından yapılan ... vatandaşlarımızın zorunlu kalmadıkça Lübnan a

seyahat etmekten kaçınmalarında fayda görülmektedir. açıklaması bunun bir

göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İlk işaret General suikastı ile verilmişti...

İstenmeyen ülke ... 2011 Ocağı itibarıyla harekete

geçirilmeye çalışılan Türkiye-Suriye-Lübnan-Ürdün entegrasyonunun aktif bir

parçası olan ve Türkiye adına gösteriler düzenletilen Lübnan da geldiğimiz son

durumu özetleyen bir ifade.

Aslında bunun en somut sinyallerinden biri Türkiye ye

yakınlığıyla bilinen Lübnan İç İstihbarat Başkanı General Visam El Hasan

suikastıyla verilmişti. El Hasan ı hedef alan saldırı, bölgedeki bir seri

suikast girişimi ya da benzeri operasyonun bir parçası olarak karşımıza

çıkmaktaydı ki, sonucunu Mısır krizinde de gösterdi. Dolayısıyla suikast,

Türkiye nin geniş anlamda bölgedeki, dar anlamda ise Lübnan daki networkü ne

yönelik bir başlangıçtı!

Hedef: Yeni Osmanlı

Ankara nın tam da bu gelişmelerin yaşandığı bir sırada

Lübnan da görev yapan askerlerinin büyük bir kısmını çekeceğini açıklaması, her

ne kadar daha önce alınmış bir karar olarak ifade edilse de, bunda Türkiye ye

ve UNIFIL e yönelik artan tepkilerin göz ardı edilmediği dikkatlerden kaçmıyor.

Suriye de esir tutulan Lübnanlıların ailelerinin UNIFIL

karargahı önünde Türkiye ye yönelik protesto gösterileri düzenlediği biliniyor.

Bu husus, daha önce şahit olunan bir durum değil.

Ayrıca, AB nin Hizbullah ı terörist örgütler listesine

almış olması da UNIFIL i hedef haline getirmiş durumda. Bunla ilgili iddialar

dün Jerusalem Post gazetesi tarafından gündeme getirildi. Dolayısıyla, UNIFIL

kapsamında TSK mensuplarına yönelik bir intihar saldırısı olasılığı Ankara

tarafından dikkate alınmış görünüyor.

Türk büyükelçilikleri, yardım kuruluşları sonrası, barış

gücü misyonlarının ve bu kapsamda TSK nın da hedef alınmaya başlaması oldukça

dikkat çekici bir gelişme. Birileri açıkçası bizi alanda istemiyor. Türkiye,

Osmanlı sonrası ikinci bir çekilmeye zorlanıyor!