Hadislerde dünyanın son günlerine ahir zaman denilir. İslam kaynaklarında bu ahir zaman günlerinin vasıflarına eşratus saa yani kıyamet alametleri denilmiştir. Tevratta ise son günler denilmektedir. Tevratta kıyamet alametlerine temas edilmiş ve bu temaslarda özellikle Zeytin Dağı (Siyon Dağı) ve Yakupun İlahının Evi olarak tarif edilen mabede özel bir önem atfedilmiştir. Ömer Süleyman Aşkar tabii ki Yakupun Rabbinin Mabedi ifadesinden Mescid-i Aksayı anlamaktadır. Yahudiler ise Süleyman Tapınağını anlamaktadır. Bu meseleleri Müslümanlar İslami tecdit ışığı altında Yahudiler ise gelenekleri ışığında yorumlamaktadır. Kıyamet alametleri veya son günlerle alâkalı olarak Yahudiler arasında iki tevil ve tefsir şekli görünüyor. Bunlardan birisi modernist, seküler ve siyasi bir tefsir. Diğeri de geleneksel dini yorum biçimi. 1990lı yıllarda Şimon Peres, Yeni Ortadoğu diye bir kitap kaleme aldı. Bu kitap oğul Busha ilham kaynağı ve rehber oldu. Durumdan vazife çıkardı.  Allahla konuştuğunu bile söyledi. Ortadoğuyu dağıttı gitti. Hâlâ onun tahribatının bedelini ödüyoruz. Tevratta Yeşaya Kitabında son günlerde Kudüs ve Mescid-i Aksanın rolünden bahsediliyor, bu kesite bir bakalım.

RABbin Dağı:

1-Amos oğlu Yeşayanın Yahuda ve Kudüsle ilgili rüyası:

2-RABbin Tapınağının kurulduğu dağ. Gelecekte dağların en yücesi, tepelerin en yükseği olacak. Ulusların hepsi oraya akın edecek. 3-Birçok halk gelecek,"Haydi, RABbin Dağına, Yakupun Tanrısının Tapınağına çıkalım" diyecekler, "O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de Onun yolundan gidelim." "Çünkü Yasa(Şeriat) Zeytin Dağından (Siyon), RABbin sözü Kudüsten çıkacak." 4-RAB uluslar arasında yargıçlık edecek. Birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak. Artık savaş eğitimi yapmayacaklar.

Şimon Peresin Yeni Ortadoğu kitabının ruhu, Tevratın bu bölümünü aksettiriyor. "RAB uluslar arasında yargıçlık edecek. Birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak. Artık savaş eğitimi yapmayacaklar..." Bu dönemde kurtla kuzunun arkadaş olacağı ve yılanın sokmayacağı beyan ediliyor. Şimon Peres bu kesiti ve bölümü, "gelin Yeni Ortadoğuda tank yerine traktör üretelim ve milli harsı ve hâsılayı artırarak savaş nedenlerini kökünden kazıyalım" diyerek formüle etmiştir. Bush bu satırlardan etkilenerek veya durumdan vazife çıkartarak bölgeyi cehenneme çevirmiş ve BOP diye bir acube kavram üretmişti. Napolyon, Churchillin yolundan giderek Ortadoğuyu yeniden sömürgeleştirmek istemişti. Kısaca Şimon Peresin Ortadoğu ile ilgili Tevrattan uyarlanmış seküler öngörüsü tutmamıştır. Çevir kazı yanmasın hesabı şimdi Yahudiler milletleri itaat altına alacak formüllerden ziyade Mescid-i Aksayı Süleyman Tapınağına çevirecek formüllerin peşine düşmüş görünüyorlar. Son günlerde yeniden deneme yaptılar. İslam âlemi ise üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareketsiz ve ses vermiyor. Açıkça Tevratın bu bölümünde ilahi yasaların uygulanacağı ifade edilmektedir. Yahudiler Tevrata dayalı aile hukukunu ve kumar yasağı gibi bazı sosyal kuralları meriyete soksalar bile ceza hukuku vesaire Batıdan alınma ve en azından Batıdan mülhemdir, sekülerdir.

Yahudiler dünyanın son günleriyle ilgili bölümleri elbette Müslümanlardan farklı anlıyorlar.  Yakupun Rabbinin Evinden Süleyman Tapınağını anlıyorlar. Bu kutlu devreyi veya baharı da Musevi olan bir Mesihle çerçeveliyorlar. Hâlbuki Ömer Süleyman Aşkar gibi Müslüman âlimler Zeytin Dağındaki mabetten Mescid-i Aksayı ve bu barış döneminin kahramanından da Mehdiyi veya ahir zaman halifesini anlıyorlar. Merhum Mescid-i Aksa Hatibi Hamid Beytavi ahir zamanda İslam âleminin veya devletinin merkezinin Kudüs olacağını ve halifenin de burada oturacağını ifade ediyordu. Ahir zamandaki salih kulun, Gutayı (Şam) mesken edineceği de ifade edilmektedir. Kısaca olaya Müslümanlar kendi zaviyelerinden Yahudiler de kendi zaviyelerinden bakıyorlar. Elbette bu tartışmada veya çekişmedeki düğümü de hadiseler eliyle Cenab-ı Hak çözecek. İsrail, Camp David anlaşmasına rağmen Araplarla barışamadı ve Kudüs sanıldığı gibi bir barış başkenti olamadı. Ve Yahudiler bu şehre hâkim olarak kaldıkça da olmayacaktır. Demek ki bu misyon Yahudilere ait bir misyon değil. Demek ki fiili göstergeler Müslümanları doğruluyor ve Yahudileri tekzip ediyor.  Geçmişte yenidünya düzeninden baba Bush bahsederken şimdi İranlı yetkililer veya Nejad bahsediyor. Keza geçmişte Siyonist merkezli Yeni Ortadoğudan Şimon Peres bahsederken şimdi Arap Baharının rüzgârıyla kimi Müslümanlar yeni bir İslami Ortadoğudan bahsediyorlar. Galiba kördüğümü çözecek final kapışmanın arifesindeyiz. Ömer Süleyman Aşkar, Yeşaya kitabında bahsedilen yasa veya şeriatın tatbikinden İslam şeriatını ve hâkimi ve yargıcı da nüzulünden sonra Hazreti İsa olarak anlıyor. Hadislerde Kudüs, Hazreti İsa ile Hazreti Mehdinin buluşma noktası olarak tasvir ediliyor. Bir sabah namazında Hazreti Mesih, Mehdiye iktida ediyor. Ve bu dönemde İslamın dışındaki bütün dinler tarihe karışıyor. Sadece İslam egemen olarak kalıyor. Dünya ise sulh iklimine giriyor.