31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti büyükşehirlerin başkanlıklarını kaybetti ama belediye meclis çoğunluklarını kazandı. Bir anlamda insanlarımız AK Parti’ye ve Millet ittifakına sandıklarda “Birbirinizle dengeli olarak çalışın. Belediye meclis çoğunluklarını Cumhur ittifakına bırakıyoruz ama başkanlıkları Millet ittifakına vererek, birbirinizle uyumlu olarak çalışacak bir zemini kurgulayın” mesajını vermiş oldu.

Seçimlerde büyükşehirleri kaybeden AK Parti iktidarı, bundan sonra nasıl bir strateji izleyecek? Bunun da işaretlerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan verdi aslında.

“Yerel yönetimde belediye meclis çoğunluğu bizde. Şu anda hâlâ her şey devam ediyor. Öyle de olsa, bunlar neye dönmüş biliyor musun? Bunlar topal ördek” ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı aslında demek istiyor ki, “Büyükşehirlerde meclis çoğunlukları bizim elimizde. Yerel yönetimin başına gelen siyasi parti, komisyonlar kuramaz ve çalışamaz. Her şey bizim elimizdedir, çoğunluk mecliste bizim elimizde olduğu için, istersek biz onları çalıştırmayız.”

Topal ördek kavramı aslında ABD’de meclis çoğunluğu olmayan devlet başkanları için kullanılan bir kavram. Erdoğan, bu kavramı ülkemizdeki yerel yönetimlere uyarlayarak, “Meclis çoğunluğu bizde olduğu için doğru dürüst bir yönetim sergileyemeyecekler” şeklinde bir teoriyle yeni dönemin işaretlerini veriyor.

Bunun en bariz örneklerinden birisi Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşandı önceki gün… Cumhur ittifakının çoğunluğuna sahip olduğu Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, Başkan Mansur Yavaş ile Belediye Meclisi üyeleri arasında önerge tartışması yaşandı. Ve meclis birbirine girdi. Cumhur ittifakı çoğunluğu, Büyükşehir’in belediye iştirakleri olan şirketlere yönetici  olarak belediye meclisinin atama yapması önergesini vermişti. Mansur Yavaş, “Bu atamalar  benim uhdemdedir. Hiç kimse benim elimde olan yetkilerimi kullanmamı engelleyemez” şeklinde bir çıkış yaptı.

Hani, küçüklük çağlarımızda mahalle maçları yapardık. Topu olan kimse mahalle takımlarını kurar, en güçlü oyuncuları yanına alır, diğerlerini madara ederdi. Eğer, kurduğu takım yenilirse, topunu da alır çeker giderdi. “Top benim, ben oynamıyorsam, siz de oynamayacaksınız” diye tuttururdu. Belediye meclislerinde çoğunluğu olan Cumhur İttifakı’nın hali de biraz bu duruma benziyor. “Meclis çoğunluğu benim, ben istersem sizi çalıştırırım, istersem çalıştırmam.”

Türkiye’nin birçok bölgesinde çok önemli büyükşehirleri kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçimlerde İstanbul’da nasıl ipi göğüsleyebildiği ise hâlâ muamma olarak duruyor. İstanbul seçimleri için AK Parti tarafından YSK’ya olağanüstü itiraz yapıldı. Neticenin nasıl çıkacağı da muamma?

Yaşı bizim gibi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bundan 25 yıl öncesindeki Nurettin Sözen dönemini hatırlayabilenler çok yakından biliyorlardır ki, CHP o dönemde belediyeden yolsuzluk yaptığı için iş başından uzaklaştırılmıştı. İSKİ’de patlayan Ergun Göknel yolsuzluk faciası, Cumhuriyet Halk Partisi’nin alaşağı edilmesinin en önemli sebeplerinden biri olarak demokrasi tarihimize yazılmıştı.

Bakalım yeni dönem ne getirecek?

Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Meclis çoğunluğu bizde” teorisinin etkilerini kırabilecek mi?