Türkiye, son 17 yıl içinde müthiş savrulmalar geçirdi. Siyaset yelpazesi iç ve dış mihrakların etkisiyle belirlenerek insanlarımızın zihinleri şekillendirildi. Ve ortaya arzu etmediğimiz bir siyasi tablo çıktı. Milletimiz, hizmet aşkıyla efsane olan Milli Görüş erlerinin devamı diye yutturulan AK Parti iktidarına yol açarak onların koltuklara demirlemesine neden oldu. 17 senedir izliyoruz ve görüyoruz. Yapılan ne var? Hiçbir şey… İktidar, stratejik, verimli, kârlı kurumları özelleştirerek, taşa betona yatırım yaparak, inşaat sektörü üzerinden bir stratejik hamle gerçekleştirerek insanlarımızı, “Hizmet yapıyoruz” teraneleriyle uyuttu, uyuşturdu. Bir zamanlar Milli Görüş iktidarda olmadığı dönemlerde memlekete bir şey ihtiyaç olduğunda iktidar sahipleri, “Alalım” diyorlardı. Milli Görüş’ün iktidar ortağı olduğu dönemlerde ise “Alalım” felsefesi, “Yapalım” felsefesine dönüştü. Bugünkü iktidar ise elinde avucunda ne varsa, Cumhuriyet tarihi boyunca nerelerde fabrika yapılmışsa, “Satalım” zihniyetiyle hareket ediyor. Üstelik bütün bunlar üç otuz paraya yapılıyor… Memleketin her köşesine inci gibi dizilmiş olan şeker fabrikaları özelleştirildi. İşçiler işlerinden oldu… Şeker pancarı gibi stratejik bir ürünün işlenmesi noktasında sıkıntılar çekilmeye başlandı.

Önümüzde bir yerel seçim var… Bu seçimler, havasını soluduğumuz, caddelerinde gezdiğimiz, sokaklarını arşınladığımız şehirlerimizin yerel idarecilerinin belirleneceği, çok çok önemli bir seçim hüviyetini taşıyor.

Bu seçimler özellikle İstanbul’da, İstanbul’un siluetine bir hançer gibi sokulan yapıların, gökdelenlerin, 16/9 kulelerinin oylanacağı, bu şehrin ruhuna ihanet edenlerin oylanacağı bir seçim hüviyetini taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağzını açtığında yerel idarecilerin başındaki yöneticilerine, “Yatay mimari” tavsiyesinde bulunuyor. Peki, 17 yıldır İstanbul’u idare eden AK Parti yerel yönetimi, yatay mimariye uyarak ve gökdelen zihniyetini terk ederek bir yerel idare sergileyebildi mi?

Bugün Kadıköy’den Üsküdar’dan vapurla tarihi yarımadaya geçerken gördüğünüz ihanet AK Parti’nin İstanbul’un ruhuna, İstanbul’un siluetine vurduğu paslı bir hançerdir. Milli Görüş erleri olarak işte bunları anlatacağız… Yılmayacağız… Çalışacağız… Yeniden fetih ruhunu kuşanmak için farkımızı anlatacağız. Bizim farkımız çok açık. Biz bu millete de, dünyaya da saadet getirecek bir zihniyetin, Milli Görüş’ün kutlu erleriyiz. Biz, çağ açıp çağ kapatan, Orta Çağ karanlığını tarihe gömen Fatih’in kutlu askerleriyiz… Fetih neslinin çocuklarıyız… Biz, AB’ci değiliz… Onurumuzu, gururumuzu, tarihi kimliğimizi kapıda bırakarak AB kapısında uşaklık yapmaya karşıyız… Biz, lider ülke olma potansiyelimizi kullanmanın derdindeyiz. D-8’lerin işlevsel hale getirilmesini istiyoruz. Küresel eşkiyaların dünyayı emperyalist hedefleri doğrultusunda bölüşmesine karşıyız. Ortadoğu’da mazlum Müslümanların ayağa kalkmasını, Türkî Cumhuriyetlerle işbirliği kurulmasını ve dünyayı kan ve gözyaşı imparatorluğu kurarak yönetenlere direnç gösterecek bir güç olmamızı istiyoruz. Biz, el ele vermek, büyümek, gözyaşını dindirmek, hak ve adaleti yeryüzüne dağıtmak için yepyeni bir gelecek inşası için çalışıyoruz. Biz, adalet istiyoruz… Yeryüzü kaynaklarını kendi insanlarının refahı için kullananlara dur demek için buradayız. Biz, bu dünyayı emperyal hırslarıyla yönetenlere, bölüşmenin, paylaşmanın, adaletin ne olduğunu öğretmek için varız… Sadece petrol hırsı için Irak’ı işgal eden Amerika ve yandaşları ne yapıyor? Silahlanmaya milyarlarca dolar harcanırken, insanlığın can çekişmesi onların umurunda mı? Biz, adalet dağıtmak için varız… Gücü değil, Hakk’ı üstün tutan bir zihniyet taşıyoruz. Biz, onur sahibiyiz… Onurumuzla gururumuzla, vakarımızla ayakta durmak istiyoruz… Türkiye’nin uluslararası arenada hiç kimsenin uşağı olmasına taraftar değiliz…