Demokratik ülkelerde haklar ve sorumluluklar yasalarla
belirlenir. Bu bakımdan yasaların uygulanabilir, hakların kullanılabilir olması
gerekir. Uygulanamayan yasalar ve kullanılamayan haklar kağıt üzerinde kalmaya
mahkumdur. Özellikle uygulanamayan ya da herkese her şartta aynı uygulanmayan
yasalar zaman içinde hukuk sistemine güveni sarsar. Eğer yasalar farklı
ortamlarda farklı sonuçlar doğurursa, güçlü olan yasaları işine geldiği gibi
kullanır, zayıflar çoğu zaman yasal haklarını da kullanamazlar. Söz elimi
devlet asgari ücret belirler ama belirlenmiş bu ücretin altında insanlar
çalışır/ çalıştırılır. Bu bakımdan asgari ücretin uygulanabilmesi işsizliğin en
aza indirilmesi ile mümkündür. Boş olan bir işte çalışmaya hazır pek çok insan
var ise işverende bunların içinden en az ücrete razı olacağı tercih eder.
Sonuçta belirlenmiş olan asgari ücret kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Yine
bir takım trafik cezaları caydırıcı olsun diye abartılmış ise o yasayı
uygulamak durumda olan görevli sıkıntıya düşer. Söz gelimi var olan bir trafik
kuralı ihlal edildiğinde trafik polisi aldığı maaş kadar ceza kesmek zorunda
bırakılırsa bu sanıldığı kadar kolay olmaz. Bu konuya daha öncede temas
etmiştim. Ehliyetsiz araba ve motosiklet kullanmak yasaktır: Böyle olması da
gerekir. Ancak, ülkemizin belli yerlerinde özellikle motosikletler insanların
ulaşım vasıtası haline gelmiş ve insanlar çocukluklarından itibaren babalarına
ait bu araçları kullanmaya başlamışlarsa ehliyet alma yaşına gelene kadar her
an ehliyetsiz motosiklet kullanmaktan ceza alabilirler. Sadece bu ceza
kendilerine yazılmaz motosikletin sahibi baba ya da ağabeylerine de yazılır. Bu
ise 2 bin 800 lira demektir. Eğer, görevliler bulundukları ilçelerde tüm motosiklet
kullananları ehliyet kontrolü için çevirmeye kalksalar her gün yüzlerce insana
ceza yazmak zorunda kalırlar. Bu ise toplumsal huzuru bozar ya da ilgililer
tarafından bu yasanın uygulanması hafifletilir. O zamanda yasanın anlamı
kalmaz. Bu bakımdan yasa koyucuların uygulanabilir yasalar çıkarma hususunda
titiz olmalıdırlar. Kısacası cezaların çok olması değil her an uygulanabilir
olması caydırıcı etki yapar. Aksi halde uygulanmayan/uygulanamayan yasalar
yasalara uyma konusunda titiz olan vatandaşların güvenini sarsar. Hatta bir
yasanın uygulanması berberinde bir haksızlığı da getirir.
Bu arada bir de toplumda var olan hakların uygulanabilir
olması gerekir. Kâğıt üzerinde yazılı olması hayata geçirilemediği sürece bir
anlam ifade etmez. Bir yandan fikir özgürlüğünden söz ediliyor ve bu hak
anayasal güvence altına almaya çalışılırken, devlette hâkim olan bazı çevreler
tarafından farklı yorumlara tabi tutuluyor, bir kesim bu özgürlüğü sonuna kadar
kullanabiliyorken, toplumun bir kesimi daha ağzını açmadan suçlu olarak
algılanıyorsa o toplumda düşünce ve inanç özgürlüğünden bahsetmenin anlamı
kalmaz. Toplumsal kucaklaşma, huzur ve barış ancak yasaların uygulanabilir,
hakların herkes tarafından kullanılabilir olması ile sağlanabilir.
Yasa çıkarmış olmak için çıkarmak toplumsal huzura değil
huzursuzluğa yol açar. Bu arada özellikle bazı imkânlar ideolojik yaklaşımlarla
taraftarlara veriliyorsa yine bir yasal düzenleme istismar edilmiş demektir.
Söz gelimi geçmişte işçilerin haklarını korumak adına bazı sendikalar özellikle
belediyelerde ideolojik bir yaklaşım sergilediler. Ardından 1980 darbesi bu işe
adil bir çözüm bulmak yerine işçilerin sendika ve iş güvenliğini iptal ettiler.
Yani geçmişteki bir takım yanlış uygulamalar giderilmeye çalışılırken bu defada
bir başka haksızlık hayata geçirildi.