Toplum hayatını çekilmez hale getiren eylemler kanaatimce yasaların olmayışından değil, yasaların her zaman herkese aynı şekilde uygulanmayışından meydana geliyor. Çünkü hayatın her alanını tanzim eden yasalar mevcut. Var olan cezalar da aslında yetersiz değil. Sadece, uygulamada ortaya çıkan yetersizlik söz konusu. Hemen belirteyim ki, yasalar var da uygulayıcılar mı bunları görmezden geliyor? Böyle söylemek pek çok uygulayıcıya karşı haksızlık olur. Söz gelimi trafik kurallarını çiğneyenlere yönelik cezalar hemen her gün az ya da çok vatandaşa karşı uygulanıyor. Ancak, uyulama öyle anlaşılıyor ki caydırıcı olmuyor. Yani, trafikteki bir sürücü her gün kuralları sürekli çiğniyor da sadece arada bir ceza ile karşılaşıyorsa o zaman söz konusu kuralın varlığı fazla bir anlam ifade etmiyor. Bir bakıma cezalar caydırıcı olmuyor.
Geçtiğimiz aylarda şehir içinde ve şehirler arasında trafik kontrolleri sıklaştırıldı. Öyle ki havadan ve karadan kontroller yapıldı. Hatta havadan emniyet kemeri takmayan sürücü tespit edilip ceza yazıldı. Televizyon muhabirleri helikopterlere alınarak denetimlerin nasıl yapıldığı gösterildi onlar da seyircilerine bunu aktardılar. Ancak, bir süre sonra bu denetimler gündemden düştü. Söz gelimi şehir içi trafikte yine dolmuşçular halk otobüsleri bildiklerini okuyor, istedikleri yerde yolcu indirip, istedikleri yerde yolcu alıyorlar. Ayakta yolcu alma olayı yine eskiden olduğu gibi devam ediyor. Hatta pek çok minibüs sürücüsü için trafik kuralları fazla bir anlam ifade etmiyor. Bu arada trafik kurallarına uydukları için yeşil ışığın yanmasını bekleyen sürücüleri selektör yaparak ikaz ediyorlar!. Bir bakıma trafik kurallarına uyan sürücüler suçlanıyor.
Şehir içi ve şehirler arası trafik denetimleri sanki belli sürelerle gündeme taşınıyor ondan sonra eski durumuna terk ediliyor. Trafik denetimlerinin süreklik arz etmesi için görevli memur sayısı yetersiz olabilir söylenebilir. Bu söylenen doğru da olabilir. Zaten benim derdim de görevli memurları suçlamak değil. Bir anlayışı vurgulamaya çalışıyorum. Bunda elbette insanımızın eğitim ve anlayışının büyük rolü var. Aslında Avrupa’dan örnek vermeyi hiç sevmem ama bizzat yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum. Uzun yıllar önce Almanya, Belçika, Hollanda’yı içine alan bir Avrupa seyahatimiz olmuştu. Almanya’da bir tanıdığımız aracı ile bizleri hem Alanya’da hem de Belçika ve Hollanda’da gezdirdi. O gezilerden gördüğüm yerlerden çok sadece aracımızı kullanan tanıdığımızla birlikte trafikteki insanların trafik kurallarına uymada gösterdikleri titizlikleri olmuştur. Söz gelimi gece 24.00 sıralarında şehir içinde bir yerden bir yere giderken yol bomboş olduğu halde arkadaşımızın ışıkta durmaya gösterdi dikkate, gittiği yola sağdan ya da soldan açılan bir cadde söz konusu olduğunda ayağını gazdan çektiğine şahit olmuştum. Yani oralarda insanlar polis ceza yazacağı için olduğu kadar kurallara uymaya kendilerini mecbur hissediyorlar. Avrupa’da böylesine kurallara uymakta titiz olan insanlar ülkemize geldiklerinde aynı hassasiyeti göstermiyorlarsa ortada bir terslik ve yanlış uygulama var demektir. Üzerinde esas durmak istediğim husus bu.
Bu bakımdan kuralların uygulanmasında süreklilik ve herkese yanlı davranılması sanıyorum esas etkili olan husus. Bunu söylerken insanlar cezaya boğulsun istiyor değilim. Uzun süre uygulanmamış, caydırıcı olma vasfı zayıflamış birden kuralları birden bire uygulamaya kalkarsanız buda toplumda sıkıntıya yol açıyor. Geçtiğimiz aylarda dolar operasyonu ile birlikte fiyatlar meydana gelen aşırı yükselmeyi engellemek için başta zabıta olmak üzere tüm ilgililerin dükkân dükkan dolaşması, bu arada gereksiz cezalar kesmeye yönelmesi esnafı ciddi olarak rahatsız etmişti. Netice de dolar hızla düşmesine rağmen fiyatlar geri çekilmedi. Esnafta oluşan ciddi rahatsızlık sebebiyle denetimler son buldu. Bunda seçim ortamına girmiş olmamızın etkisi nedir bilemiyorum. Ancak, yasalar her zaman herkese uygulanmalı, yasaların uygulanması için görevlilerin tepeden talimat beklememesi gerekiyor.