Yargıtay, tüm bilimsel verilere uygun olarak kurulup işletilse dahi baz istasyonlarının uzun sürede kişiye ve çevreye zarar vereceğini belirterek, bu istasyonların yerleşim yerlerinden uzakta kurulması gerektiğine hükmetti.
İzmir‘in Karşıyaka ilçesinde yaşayan S.Ş, evlerinin yakınındaki komşularına ait bir binaya, GSM şirketi tarafından kurulan baz istasyonunun ‘insan sağlığı açısından tehlike oluşturduğu‘ iddiasıyla Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesi‘ne dava açtı. Baz istasyonunun ait olduğu GSM şirketinin avukatları, istasyonu yönetmelik kurallarına göre kurduklarını ve işlettiklerini, baz istasyonlarının nükleer radyasyona neden olmadığını, davacının iddia ettiği zararın henüz oluşmadığını ve istasyonun bulunduğu yerden geniş bir halk kitlesine yayın yaptıklarını savunarak davanın reddini istedi. Mahkeme, alanında uzman olan kişilerden alınan rapor doğrultusunda, dava konusu baz istasyonunun yaydığı elektromanyetik dalgaların uluslararası standartlar ve yönetmelikte kabul edilen limitlerin altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Davacının kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; tek başına ölçüm sonuçlarının düşük olmasının, zarar doğurmayacağı anlamına gelmeyeceğine dikkat çekti. Tesisin kurulduğu yerin yerleşim yerlerine ve davacının evine olan yakınlığı ile davacının ve ailelerinin sürekli evde oturacak oluşunun göz önünde tutulması gerektiğine vurgu yapan yüksek mahkeme, insan sağlığına yönelik tehlike oluşturan bir hizmetin, kişi yaşamının önüne geçmesinin doğru bir yaklaşım olmayacağını kaydetti. Fazla bir giderle de olsa başka bir yerde aynı sonuçları sağlayacak bir baz istasyonunun kurulmasının olanaklı olduğuna vurgu yapılan kararda; "Tesisin çevresine verdiği zarar açıktır. baz istasyonundan üçüncü kişilerle birlikte davacıda yararlanmış olsa, sağlanan yararla verilen zararın dengelenmesi genel bir hukuk kuralıdır. Yarar haberleşmeyi amaçlamaktadır. Zararın ise insan sağlığı ve yaşamı ile ilgili olduğu gözetildiğinde ikinci değerde önem verilmesi gerekmektedir."denildi.




