Fenerbahçe üst üste kazanırken de yazdım ve söyledim.

Yani bendeniz ne Beyaz TV nin Çadır Tiyatrosu nun elemanıyım, ne TRT nin, yani

benim vergilerimle yayın yapan kuruluşun garip yorumcusuyum, ne de NTV nin

uzaktan kumandalı atıcısıyım. Ben, gördüğümü kimseden çekinmeden, kimseyle

göbek bağı olmadan, bilgi birikimimin emrettiği biçimde yazar, söylerim.

Bu girişten sonra... Ersun Yanal ın bir ezberci hoca

olduğunu defalarca yazdım. Makinesi çomak girerse, çıkartmak adına hiç bir

hamlesi olamaz. B ve C planları yoktur, olmadı da... Zaten Hakan Şükür ün devri

bitti, artık devrim zamanıdır diyen hocadan hayır mı gelir O Hakan daha kaç

sene oynadı ve Galatasaray ı şampiyon yaptı Kazanılan altı-yedi maçın tamamen

zar eseri olduğunu da yazdım, söyledim. Ama ünlü(!) otoriteler ve yorumcular bu

kazançların tamamen hırs, enerji, mücadele eseri olduğunu iddia ettiler. Şimdi

bakıyorum da, yukarıda değindiğim zevat neler yazıyor, neler söylüyor. İlk

izleyen veya ilk okuyan sanır ki, bunlar hep böyle yazmış, hep böyle söylemiş.

Evet, Fenerbahçe bir maçı kaybetti. Futbolda bu hep olur.

Ama esasına inmezseniz, sık sık olur. Kazandığınızda nasıl kazandığınızı iyi

analiz etmezseniz, hiç olmadık yerde, ya da çok önemli virajlarda kaza

yaparsanız. Bu maçla ilgili önce şu Holmen e bakalım. Senin takımında topla

rakip alana yürüyecek, dripling atacak, adam eksiltecek orta alan yok. Savaşa

da Meireles katılamaz. Topal da uzak kalmak gibi bir görev içindedir. Üçüncü

orta alan Holmen de belki de dripling atamaz, adam geçemez ama, dibine kadar

mücadele eder. Basar, kovalar. Kuyt un kaçırdığı goldeki mücadelesi ve

Meireles e ikramı bunun çarpıcı kanıtıdır. Ve bu Holmen oyundan çıkar. Kaldı mı

orta alan Emre ye... Formsuz, ürkek ve belki de yeniden sakatlanmaktan korkar

bir hali var. Nerede o topun, pardon adamın suyunu çıkartan Emre Salih oyuna

neden bu kadar geç girer Acaba, Hasan Ali arkaya, Caner öne olmaz mı Hani

Webo sakatlandıktan sonra... Gerektiğinde ki, o süreç yaşanıyordu, topla

yapışık oynayamayan topluluğa bir de Topuz darbesi... En azından faul alabilme

şansı. Yani nefeslenme, rakibin dikkatini dağıtma... Ama nerede o hoca Bodrum

talimatlı olursa, böyle olur.

Eskişehirspor mu Geçtiğimiz çarşamba kupada izledim.

Erkan yoktu. Belli ki bu maça saklanmış. Basketteki üçlük gibi gol attı.

Necati nin kullanım zamanı kupadan biraz daha geç idi, ama var idi. Aytaç ve

Jorquera Fenerbahçe de olsalardı, Eskişehirspor kazanamazdı. Onlar topla adam

geçtiler, duvar kullandılar, driplingle top taşıdılar. Hele hele Aytaç; bir de

savaştı. Savunma ölü toplar hariç, rahattı. Çünkü topla ve deparla tek tehlike

Emenike yoktu. Fenerbahçe orta sahası öylesine izin verdi ki, Eskişehirspor son

yarım saat kendi çift kalesinde bile bu kadar rahat ve kolay pas yapamazdı.

Camara formda olsa, aman aman...

Haa bundan sonra ne olur Hem Emenike, hem de Webo yok.

Alper in durumu nedir bilemem. Emre henüz hazır değil... Christian girer, kaka

çocuk (!) Holmen çıkar. Meireles abim tek geçiliyor zaten. Haberlere göre

santrfor aranıyormuş. Yani son günde tombala torbasından transfer hamlesi. Eh

devrim yapmış, çağ atlamış, aldıkları cezalarla övünen kulübe de bu yakışır.

Sivas maçı mı O rakip Eskişehirspor kadar kompakt oynayamıyor. Ersun Bey e

tüyo...