SEÇİM öncesi dönemlerde yurdu dolaşmak, toplumun tavrını anlamak bakımından önemli oluyor. İki haftadır haftanın son üç gününü yollarda geçiriyorum. Bir önceki hafta Perşembe sabahı Ankara’yı karla kaplı bir sabah terk etmiş, Konya’ya geldiğimizde pırıl pırıl adeta yazdan kalma bir hava bizi karşılamıştı. Bir de Kağnı Belini iner inmez Konya girişine kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun büyük boy afişleri ile karşılaştık. Aynı durum bir hafta sonra da aynen devam ediyordu. Karaman, Mut derken Silifke’de hava sıcaklığı 22 derece ve yazdan kalma bir hava vardı. Üç gün boyunca sahilde bu hava devam etti. Soğul ülkelerden gelmiş turistler için deniz mevsimi açılmıştı. Bir hafta sonra geçtiğimiz Cumartesi Ankara’dan pırıl pırıl bir havada ayrıldık. Konya, Karaman derken sahile inildiğinde bir önceki haftaya göre hava daha fazla ısınmıştı ama bu defa yoğun nem insanı etkiliyordu. Dün sabah ise hava kapalıydı. Kısacası, ülkemiz her an dört mevsimi yaşıyor, yaşatıyor. Bu güzelliğin ve zenginliğin kıymetini ne kadar bildiğimizi düşünmek gerekiyor. Bu güzel yurdu daha da güzel, zengin ve lider ülke haline getirmenin mücadelesini siyasi kadroların vermesi gerekirken onlar karşılıklı laf yarışı ile seçim öncesi dönemi tamamlamaya, milleti etkilemeye çalışıyorlar. Bu arada yüreği bu vatan için atan, ülkemizi sömürgeci güçlerin etkisinden kurtararak lider ülke yapma sevdalılarının sesini ise duyurmaları daha öncede belirttiğim gibi engelleniyor. Çünkü seçime giren partiler eşit şartlarda yarışmıyor. Söz gelimi bir parti 150 milyon (150 trilyon) liralık bir seçim kampanyası yürütürken bir diğeri 40 milyon (40 trilyon) bir bütçe ile kampanya yürütüyor. İktidar partisi ise siyasi kadrolarının yanında Cumhurbaşkanı’nın desteğini de arkasına almış görünüyor. Çünkü Cumhurbaşkanı her konuşmasında milletten 400 milletvekili istiyor. Her ne kadar son zamanlarda ‘400 milletvekili verin de hangi partiye verirseniz verin’ diyorsa da 400 milletvekilini hangi parti için istediğini bilmeyen yok. Söz gelimi 400 milletvekilini Cumhurbaşkanı’nın CHP, MHP ya da HDP için istediğini düşünmek mümkün mü Hâlbuki Cumhurbaşkanı cumhurun başkanıdır, devleti temsil eder. Böyle olunca da en azından seçim kampanyasında tarafsız olması, olmaya çalışması gerekir. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı’nın Meclis’in seçtiği gibi olmayacağı önceden de biliniyordu. Ancak, bir siyasi lider gibi bir kampanya yürüteceğini pek bekleyen yoktu.

Sözün özü, Meclis’te temsil edilen partiler seçim harcamalarına trilyonluk bütçeler ayırmalarına rağmen Anadolu’yu bir seçim heyecanının sardığını söylemek mümkün değil. Bir sistem değişikliğinin iktidar partisi tarafından gündeme getirildiği bir seçim kampanyasına seçmenin daha fazla ilgi duyması gerekirdi diye düşünmeden edemiyor insan.

Ayrıca bu seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı’nın başkanlık sistemini savunmak adına parlamenter sistemin miadını doldurduğunu, sistemin çöktüğünü söylemesi insanı düşündürüyor. Yıllarca Sayın Erdoğan sistem üzerinde vesayete son verdiklerini söylüyor, bununla övünüyordu. Böyle olunca vesayetçi kurumlardan kurtulmuş bir parlamenter sistemin çökmüş olmasının ciddi bir izahı olmalıdır. Başkanlık sistemini getirmek için ille de 12 yıllık iktidarları boyunca yararlandıkları sistemin çöktüğünü söylemenin mantığını anlamakta insan zorlanıyor. Galiba çöken bir sistem yok, sadece arzu edilen başkanlık sistemi için gerekçe üretiliyor.