Bir gazetemizdeki manşette yer alan, “Vatandaşa gizli destek” başlığı altında yer alan haberde özetle şöyle deniyordu:

“Gaz faturasının yüzde 80’ini, elektriğin de yarısını karşılayan devlet, vatandaşın sırtındaki yükü hafifletti. Uluslararası piyasalarda hızla artan enerji fiyatları, konutlarda kullanılan doğalgaza yansıtılmadı. Enerji Bakanı Fatih Dönmez: Vatandaş 400 liralık gaz kullandıysa bunun 100 lirasını ödüyor. Geriye kalan 300 lirayı devlet karşılıyor. Yani gazın neredeyse yüzde 80’ini devlet üstendi.”

Doğrusu bu haber karşısında şaşırmadım dersem doğru söylemiş olmam. Çünkü bu açıklamaya göre geçen ay gelen gaz faturam 228 TL idi. Açıklamaya göre bu fatura kullandığımın 5’te biri oluyordu. Demek devlet büyük bölümünü ödememiş olsa ödemem gereken rakam neresinden bakarsanız bakın bin lirayı geçiyordu. 60 metrekare ve sadece üç petek bulunan bir ısıtma sistemine bin liralık bir fatura gönderilmiş olsaydı bu bedeli ödemek mümkün olmayabilirdi. Hemen belirteyim ki bunu kendim için söylüyor değilim. Çünkü çevremdeki komşularımın hemen hepsi dar gelirli insanlar. Gerçekten bin liralık faturanın 800 lirasını devlet ödüyorsa buna teşekkür edilmesi gerekir. Ancak, devlet bu ödemeye ne kadar dayanabilir işin bu boyutunun da düşünülmesi gerekir. Çünkü bir süre sonra devlet yeniden bir ekonomik darboğaza girecekse ortaya çıkacak sıkıntıyı millet olarak hep beraber yaşayacağız demektir.

Tüm bunları Sayın Bakan’ın söylediklerinin doğru olmadığının kabulü olarak belirtiyor değilim. Sadece merak ettiğim husus devlet vatandaşa yardım olsun diye ödediği bu paraları dövizdeki düşme ve arkasından da uluslararası piyasalarda yaşanacak fiyat düşüşlerinin muhtemel fiyat indiriminde kullanmayacağı, buradan ortaya çıkacak geliri yapmış olduğu ödemelere sayacağı anlamına gelip gelmeyeceğini bilmek istiyorum. Çünkü akaryakıt fiyatlarında böyle bir uygulamadan söz ediliyor. Yani, doların gerilemesi ile akaryakıt fiyatları yaşanan fiyat düşüşleri pompaya yansıtılmayarak, bir süre akaryakıt fiyatlarındaki vergileri almayarak tüketiciye sağladığı indirim karşılığında yaşanan gelir kaybını akaryakıt fiyatlarında yaşanan fiyat düşüşler bir süreden beri pompa fiyatlarına yansıtılmayarak devletin uğradığı zararın telafisine çalışıldığı belirtiliyor.

Böyle olunca da ister istemez elektrik ve konutlardaki gaz bedellerinin kullanıcılara yüzde 80 yansıtılmayışını da yukarıda izaha çalıştığım uygulamanın bir devamı mı olacak diye sormadan insan edemiyor.

İşin ikinci boyutu ise devlet mademki vatandaşı korumak için kullanılan gaz ve elektrik bedellerinin faturaya çok az bir kısmı yansıtıldı ise bunun gizlenecek bir yanı olmaması gerekir. Bunun da ötesinde mademki devlet vatandaşa sağladığı imkânı ilan etmek istemedi, şimdi neden insanların gözünün içine sokulmaya çalışılıyor. Çünkü yapılan işin gizlenecek bir yanı yok. Devlet-millet el ele zorlukları göğüsleyecek, sevinçleri paylaşacaksak o zaman yapılmış bir uygulama ilan edilmek istenmemiş, o zaman bunun şimdi ilanına neden gerek duyuldu?

Kaldı ki, bu tür uygulamaların başlamadan ilan edilmesi devlet-millet kaynaşmasına katkı sağlardı. Çünkü siyaset diline hâkim olan ayrıştırıcı üslup sebebiyle insanlar giderek gerginleşiyor. Buna bir de son günlerde yaşanan ekonomideki iniş çıkışlar da eklenince toplumun ruh sağlı bozulma noktasına doğru gidiyor.

Sanıyorum bu manşet özellikle seçilmiş. Çünkü inancımıza göre sağ elin verdiğini sol elin görmemesinde yarar var. Bu anlayış gereği vatandaşa verilen o destek gizli tutulmuş ise bugün bakan tarafından bu gizliliğin ifşa edilmesinin sebebi ne ola ki?