Yaz bitti, tatil bitti. Gezdik eğlendik belki tüm yaz. Bayramı fırsat bildik kendimize zaman ayırmak için. Ailemizle vakit geçirdik, arkadaşlarımızla muhabbet ettik. Geç yattık, geç kalktık ve ne zamandır isimlerini hafızamızda tuttuğumuz filmleri seyrettik. Tüm yıl çalışmıştık zaten, koşturmuştuk; dinlenmeyi, umarsız yaşamayı, elimizdeki bardağı mutfağa götüremeyecek kadar uyuşuk olmayı hakkımız bildik ama bitti. Şimdi yeniden okullu olup yeniden sınıfları doldurma zamanı. Şimdi yeniden sistemin çizdiği çizgide yürüme, çoğu zaman da yürüdüğünü sanma zamanı.
Bir düşünelim kaç yıl dirsek çürüttük bu sıralarda İlkokulda ilk önce tahta sıralarda başlayan sonra koca koca salonların amfilerine taşınan bu serüvene adımızı atalı nice zaman oldu Hiç sorguladık mı kendimizi "Biz yıllardır ne yapıyoruz, ne okuyoruz, okuduğumuzdan ne anlıyoruz" diye. Akrabalarımızın büyükleri "Sen hâlâ okuyon mu yavrum" dediklerinde ne hissettik
Evet, ister ilahiyat okuyalım, ister hukuk. İster tıp okuyalım ister öğretmenlik çok fark etmez ama şu bir gerçek ki en az on altı yıldır okuyoruz! Ömrümüzün çeyrek asrını okullarda geçirdik. Birinden çıktık diğerine girdik. Birini başarıyla birini başarısızlıkla bitirdik. Bazen sınavlarımızı, bazen kendimizi ama farkında olmasak da ömrümüzü bitirdik. Çocukluğumuz, gençliğimiz hatta yaşlılığa yavaş yavaş adım atışımız bile bir şehrin bir okulunun bir sırasında oldu.
Bütün bunlar olurken ise biz maalesef çoğu zaman okumak eylemini yanlış anladık. Her hangi bir okulda kayıtlı olup onun derslerine devam etmeyi okumak sandık. Eğitim gören insanımızın çok olmasına rağmen okuyanımızın çok az olması hiç gocundurmadı bizi. Dört yıl İmam Hatip, üstüne dört yıl ilahiyat okuyup da Arapça öğretmeni olarak atandığımız ilk görev yerimizde Allahın selamını yanlış vermemiz ya da özel kursların iki ayda öğrettiği kadar bile Arapça bilmememiz hiç mi hiç rahatsız etmedi bizi. İnsanların canını kurtarmak ya da sağlıklı olmalarına yardımcı olmak için uğruna saçlarımızı döktüğümüz tıp bölümünü bitirip her hangi bir hastanede doktor olup da karşımızda duran ve hastalığından dolayı konuşamayan yaşlı amcayı azarlamamız hiç sızlatmadı vicdanımızı. Bir caminin imamı olup da tecvid bilmememiz, sorulan soruları bilgisizliğimizden dolayı cevapsız bırakmamız yüzümüzü yere eğdirmedi. Ne de olsa yüksek okul mezunuyduk. Ne de olsa evimizin duvarlarını süsleyen diplomalarımız vardı...
Evet, şimdi yeni bir imtihan dönemine daha başladığımız bugünlerde daha farklı bir Bismillah demeli değil miyiz Müslüman gençler olarak okullu olmayı marifet bilmek yerine gerçekten okumalı değil miyiz Allah için ve yine Allahın davasında kullanmak üzere, Efendimiz emrettiği ve ilim öğrenmenin farz olduğuna inandığımız için kazandığımız bölüme dört elle sarılmalı değil miyiz Eğer hakkını veremezsek, öylesine, umursamadan gidip gelirsek ya da üniversite okuyor olmak kulaklara hoş geldiği için, insanların içinde omuzlarımızı kabarttığı için yıllarımızı okullara verirsek, ömrümüze yazık etmiş olacağımızı ve o yıllarımızın bir daha geri gelmeyeceğini çok iyi düşünmeli değil miyiz Ümmetin bize, bizim ilmimize ihtiyacı olduğunu, bunun tek yolunun okullu olmak olmadığını ama bir okulu hakkıyla okumanın da bir hizmet olabileceğini bilmeli ve her nerede olursak olalım yapabileceğimizin en iyisini yapmalı, ulaşabileceğimiz en yüksek derecelere ulaşmalı değil miyiz
Müslüman genç kardeşim, mahşerde Rabbimizin huzuruna vardığımız zaman ömrümüzün büyük bir kısmını kaplayan bu eylemden hesaba çekileceğimizi unutma. Dersleri dinleyişin buna göre olsun, sınavlara girişin buna göre olsun. Okulunda yürüyüşün, oturuş kalkışın, arkadaşlarınla muhabbetin, uykuya yenik düştüğün için okulunu asışın, kötü not alma korkusuyla bildiğin gerçekleri gizleyişin, hakkı haykırmayışın buna göre olsun.
Belki de, kurulacak yeni bir dünyada senin aldığın bu eğitime ihtiyaç olacağını unutma. Adil Düzenin belki de bu amfilerde kazanacağın tecrübelerinle tesis edileceğine inan. Okul sahibi olma, ilim sahibi ol, gerçekten okuyan ol, okuduğuyla amel eden ol, amelleriyle hakkı gösteren ol. Neticede insan olduğunu ve insana hizmet edeceğini hiç aklından çıkarma. Ne mezunu olursan ol canınla, malınla, ilminle, bedeninle, heyecan ve dinamizminle bu ümmetin kölesi olduğunu bilmenin tevazusu olsun bakışlarında. Ünün arttıkça kibrin büyümesin. Bilgin arttıkça başın yükselmesin. Ne olursan ol bir parça nutfeden yaratıldığını unutma. Dünyayı değiştirecek güce, statüye ve bilgiye de sahip olsan her şeye sahip olanın nazarında bir zerre bile olmadığının farkında ol. Dünyalık birkaç çıkar uğruna kulluğunu satma, ahiretini satma. Üniversiteli genç kardeşim, ümmet sensin, sen ümmetinsin unutma…