Bismillâhirrahmânirrahîm!

BAHÇELİ’NİN terörist başını, “TBMM’de konuşturup örgütü lâğvetmesini istemesi” ve böylece “huzur hakkından faydalanması” önerisi yapmasıyla birlikte başlayan süreç yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. Toplumsal kırılma dönemlerini oluşturan süreçlerin mutlaka bir geçmişi vardır. Bunları yalnız bugünün meselesi olarak göremeyiz. Roosevelt’in şu sözü konumuza açıklık getirmektedir: “Siyasette hiçbir şey tesadüfî değildir.”

ABD’nin Afrika’ya ilgisi, 1862’de Liberya ile imzaladığı, “Ticaret ve Denizcilik Antlaşması”yla oluştu. Ondan sonra araştırmalar yapıp projeler üzerinde çalıştılar. 2000’li yıllardan itibaren bu hedeflerini uygulamaya giriştiler. 2003’te ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Ortadoğu’da 22 ülkenin sınır ve rejimlerinin değişeceğini açıkladı. ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) dünyaya deklare etti. AK Parti Genel Başkanı, 4-5 kere kendisine BOP eşbaşkanlığı verildiğini açıkladı.

Projenin ön hazırlıkları vardı. ABD, projesini uygulamanın önünde Türkiye’yi engel olarak görüyordu. Türkiye’yi parçalayarak hedefine ulaşabileceğini düşünüyordu. 1999’da terörist başı Öcalan Kenya’da yakalanıp paketlenerek Türkiye’ye teslim edildi. O zaman dönemin başbakanı Bülent Ecevit şu açıklamayı yaptı: “Apo’nun Türkiye’ye getirilmesi ABD ile yapılan bir anlaşma sonucu olmuştur.”

Sanki Öcalan gelecekte bazı görevlere hazırlanıyordu. Apo’nun idamını önlemek için DSP-MHP-ANAP koalisyon hükûmeti döneminde idam cezası kaldırıldı. O zaman Sayın Bahçeli, gırtlağını yırtarcasına Öcalan’ın idamını istiyor; hatta bunun için ip gönderiyordu. Şimdi aynı kişiyi TBMM’de konuşturup koltuk sunmaya çalışıyor.

İHANET YASASI MI?

BM, daha 1963’te, İkiz Yasalar konusunu Türkiye hükûmetlerinin önüne koymuştu. Ancak devlete yönelik tehditler oluşturacağı gerekçesiyle Türkiye bunu kabul etmedi. Bu talep 37 yıl askıya alındı. 2000 yılında Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükûmeti New York’ta BM’nin İkiz Yasalar Sözleşmeleri’ni imzaladı. Yasa 3 yıl sümen altı edildi. AKP, “ulus devletin intiharı olur” dediği 4867 ve 4868 sayılı İkiz Yasaları TBMM’de kabul etti.

Yasa, farklı etnik kökene sahip azınlıklara geleceğini tayin etme hakkı getiriyordu. Türkiye yöneticileri ülkemizin bekâsı için İkiz Yasalar konusunda çok dikkatli olmalıdır. Çünkü yasa etnik farklılık unsurlarına, dilerlerse devletten ayrılabilme yetkisi veriyor. ABD’nin eski devlet başkanlarından Eisenhower, bir açıklamasında şöyle demişti: “Dünyada hiçbir sosyal, siyasal ve ekonomik olay yoktur ki, arkasında bizim planımız olmasın!”

ABD’nin eski Genelkurmay Başkanı General Shalikashvili şöyle demişti: “Türkiye’ye PKK’nın kellesi verilmeli ve karşılığında Türkiye’den Kuzey Irak’ta kurulacak Kürt devletini kabul etmesi istenmelidir.” Terörist başı üzerinden konuşulanlar, yazılıp çizilenler emperyalistlerin Türkiye üzerindeki emelleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Muhsin Yazıcıoğlu, Apo’nun Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye iade edilmesinden sonra idamın kaldırılmasının Apo’nun affını amaçladığını açıklamıştı. Türkiye asıl büyük çalışmayı teröristle anlaşarak değil; aziz milletimizle el ele vererek yapmalıdır. Doğusuyla, batısıyla 85 milyonluk Türkiye’nin kardeşliğinin “pekiştirilmesi” üzerinde çalışılmalıdır. Bilelim ki; “Toplu attıkça yürekler, onu top sindiremez.”

HEPİMİZ KARDEŞİZ

KÜRESEL emperyalizmin tuzağına düşme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu ülke hepimizin! Birbirimizin kardeşleriyiz. Biz; Çanakkale cephesinde, Kıbrıs’ın siperlerinde, 15 Temmuz kalkışmasında hep omuz omuza olduk. Bu güzel yurdu birlikte savunduk. Şimdi düşman strateji değiştirdi. Daha sinsi planlar uyguluyor. Ancak kardeşliğimizin şuuruna vararak bu planları bozacağız.

Yöneticilerimiz samimi olmalı; çıkarcılık hesapları içine girmemelidir. Âdil davranmayı, insaflı ve vicdanlı olmayı elden bırakmamalıdır. Sayın Bahçeli, bir öneri ortaya koydu. İsmi “Devlet” olsa da bu önerileri bir “devlet projesi” değildir. Daha seçim gündemde değilken, “Erdoğan’ın yeniden seçilmesi”ni seslendirmesi bir garabettir. Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Mahmut Arıkan’ın dediği gibi, “Bir kişinin iktidarı için 85 milyonun geleceğiyle oynayamazsınız!”

Bazı belediyelere kayyım atanması bölgede tedirginlik oluşturdu. Kayyım uygulamasının çözüm olmadığı görüldü. Ahmet Türk, 3 dönemdir belediye başkanlığına seçiliyor. Hükûmet belediyelere kayyım atadıkça Ahmet Türk yeniden seçiliyor. Başarılı olduğu için mi? Hayır! Hükûmetin haksızlığına tepki olsun, diye!

Terörle iltisaklı olanlar savcılıklara bildirilmeli, eğer teröre bulaşmışsa, başkan mahkeme kararıyla görevden alınmalıdır. Karar siyasi olmaktan çıkarılmalı, hukukun gereği yapılmalıdır. Yerine gelecek başkanı da “belediye meclis üyeleri” seçmelidir. Siyasi kararlar vatandaşı birbiriyle karşı karşıya getirir. Bu da iç barışa ve kardeşliğe zarar verir. Bu konuda YSK’nın ihmali varsa uyarılmalı; terörle iltisaklı olanların daha başlangıçta seçilme hakları önlenmelidir.