Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı doğum istatistiklerini yayımladı. Veriler, son yıllarda sıkça tartışılan nüfus ve aile yapısı sorununu bir kez daha rakamlarla ortaya koydu. Geçtiğimiz yıl doğan bebek sayısı 895 bin 374’e gerilerken, toplam doğurganlık hızı 1,42 çocukla tarihi düşük seviyeye indi. Uzun süredir devam eden gerileme eğilimi, artık geçici bir dalgalanmanın ötesinde yapısal bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Özellikle büyükşehirlerde evlilik yaşının yükselmesi, ekonomik şartların ağırlaşması ve gençlerin aile kurma süreçlerini ertelemesi, doğurganlık oranlarındaki düşüşü hızlandıran temel etkenler arasında gösteriliyor.

Nufus 5-1

12 YILDIR SÜREN DÜŞÜŞ DERİNLEŞİYOR

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 seviyesindeydi. Ancak özellikle 2014 sonrasında başlayan düşüş, aralıksız şekilde devam etti ve 2025 itibarıyla 1,42 seviyesine kadar geriledi. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli kabul edilen 2,10 eşiğinin uzun süredir altında kalan Türkiye’de, doğum oranlarındaki düşüş artık yalnızca demografik değil; ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da tartışılıyor. Kaba doğum hızının da son 24 yılda binde 20,3’ten binde 10,4’e gerilemesi, doğum sayılarındaki küçülmenin kalıcı hale geldiğine işaret ediyor.

GENÇLER EVLİLİĞİ VE ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI ERTELİYOR

Artan hayat pahalılığı, barınma sorunu, düğün maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler özellikle genç nüfus üzerinde belirleyici rol oynuyor. Son yıllarda hem evlilik yaşının yükselmesi hem de çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi, doğurganlık verilerine doğrudan yansıyor. TÜİK verilerine göre ilk doğumdaki ortalama anne yaşı 27,5’e yükseldi. Yoğun kentlerde toplam doğurganlık hızının 1,33 çocuk seviyesine kadar düşmesi ise şehir yaşamının aile yapısı üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.

1200X675 Turkiyenin Il Il Nufusu Belli Oldu Iste En Kalabalik Ve En Az Nufusa Sahip Iller 1735820991523

NÜFUS YAŞLANIYOR UYARISI

Uzmanların uzun süredir dikkat çektiği “yaşlanan nüfus” sorunu da doğurganlık verileriyle birlikte yeniden tartışılmaya başlandı. Doğum oranlarının düşük seyretmesi, ilerleyen yıllarda çalışma çağındaki nüfusun azalması ve yaşlı nüfus oranının artması riskini beraberinde getiriyor.
Bu durumun sosyal güvenlik sistemi, üretim gücü ve ekonomik yapı üzerinde uzun vadeli baskılar oluşturabileceği değerlendiriliyor.

ŞANLIURFA İLK SIRADA, BATI İLLERİNDE DÜŞÜŞ DAHA BELİRGİN

İller bazında bakıldığında en yüksek doğurganlık hızı 3,15 çocuk ile Şanlıurfa’da görüldü. Şırnak ve Mardin de yüksek doğurganlık oranına sahip iller arasında yer aldı. En düşük oran ise 1,09 çocuk ile Bartın’da kaydedildi. İzmir, Eskişehir, Ankara ve Zonguldak da düşük doğurganlık hızının öne çıktığı iller arasında yer aldı. Verilere göre 2025 yılında 76 ilde doğurganlık hızı nüfus yenilenme seviyesinin altında kaldı. 59 ilde ise bu oran 1,50’nin de altına düştü.

1723444385555 Genc Nufus 6

KENTLEŞME VE EĞİTİM FAKTÖRÜ ETKİLİ OLUYOR

TÜİK verileri, kentleşme ve eğitim düzeyi arttıkça doğurganlık oranlarının gerilediğini de ortaya koydu. Yükseköğretim mezunu annelerde doğurganlık hızı 1,24 çocuk olurken, ilkokul mezunu annelerde bu oran 2,51 çocuk olarak ölçüldü. Kırsal bölgelerde toplam doğurganlık hızı 1,75 seviyesinde gerçekleşirken, yoğun kentlerde bu oran çok daha düşük seviyede kaldı.

TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMÜN YANSIMASI

Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanmıyor. Değişen yaşam alışkanlıkları, bireyselleşme eğilimi, kariyer planlaması ve büyükşehir yaşamının oluşturduğu sosyal baskılar da aile yapısındaki dönüşümü hızlandırıyor.

Muhabir: Cihat Yunus İzmirli