Bismillâhirrahmanirrahîm!
DİKKATİNİZİ çekiyor mu? Haçlı-Siyonist zihniyet, İslâm dünyası üzerindeki oyunlarını açıkça, göstere göstere oynamaya başladı. Bebek katili, soykırımcı, işgalci, Siyonist Netenyahu’nun şu sözü gerçek niyeti açıklıyor: “Trump ile yakın çalışıp Ortadoğu haritasını yeniden çizeceğiz.” (2 Şubat 2025) Bu söz, Haçlı-Siyonist ittifakının 15 Eylül 2020’de imzaladıkları Abraham Anlaşmaları gereği söylenmiştir.
Netenyahu, konuşmasından iki gün sonra Beyaz Saray’daydı. Trump ona kendisinin emir eri gibi davrandı. Oturacağı sandalyeyi bile düzeltti. Kısa bir süre önce Trump’ın, “Ortadoğu’dan çekileceği, Gazze savaşı’nı durduracağı” sözleri medyaya yansımıştı. Onlar, çıkarları için her sözden çark ediyorlar. Akif uyarmıştı: “Ehl-i Sâlib’in asla güvenilmez sözüne!”
Kovboy mizaçlı Trump, HAMAS karşısında rezil olan Netenyahu’yu teselli edercesine şu sözleri söyledi: “Gazze şu anda tamamen yerle bir olmuş devasa bir yıkım alanıdır. Gazze’deki Filistinlilerin, başta Mısır ve Ürdün olmak üzere, komşu ülkelerde inşa edilecek yeni yerleşim yerlerine gitmeleri çok daha iyi olacak.” Trump-Netenyahu ikilisinin anlaşması tüm dünyayı tehdit eden mesajlar içermektedir.
Haçlı-Siyonist ittifakı bu cesareti nereden alıyor? Erbakan Hoca’mızın sık anlattığı bir benzetme var: “Siyonizm timsaha benzer. Üst çenesi Amerika, alt çenesi Avrupa Birliği, beyni İsrail, gövdesi ise İslâm dünyasının işbirlikçi yöneticileridir.” ABD, işbirlikçileri büsbütün kontrolüne mi aldı dersiniz? Öyleyse, Müslüman halklara, yöneticilerini değiştirmek konusunda “büyük görevler” düşer.
HUKUK TANIMAZLIK!
ABD’NİN özellikle Gazze savaşı konusundaki tavrı, bu ülkenin dünyaya huzur ve barış getiremeyeceğinin kesin delilidir. Sen, terörist bir yapıya, katliam ve soykırım heveslisine, savaş suçu işleyen bir işgalciye nasıl olur da bütün gücünle destek verirsin? Bu uygulama ABD’nin meşruiyetini sıfırlar. ABD ve İsrail’in dünyada hızla itibar kaybetmesinin sebebi budur. Amerika kendi sonunu hazırlamaktadır.
Ey Amerika! Senin destek verdiğin Netenyahu kim biliyor musun? Uluslararası Lâhey Adalet Divanı’nın, işlediği “savaş suçu ve soykırım nedeniyle” görüldüğü yerde tutuklama kararı verdiği bebek katili bir işgalci! Trump ve Netenyahu’nun kararı dünyada benzeri bulunmayan bir hukuk cinayetidir. Hem de göstere göstere! Dünyaya meydan okurcasına!
Dünyanın bütün mazlumları, adalet ve özgürlük sevdalıları adına, Trump ve Netenyahu’nun hukuk tanımaz tavırlarına karşı büyük tepki gösteren Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. Haçlı-Siyonist ittifakının söz konusu anlaşmasına, bütün il teşkilâtlarını seferber ederek 81 ildeki basın açıklamalarıyla tepki gösterdiler. “Gazze’yi zalimlere teslim etmeyeceğiz; Gazze, Gazzelilerindir” mesajı verdiler. Emperyalistlere, “Coniler Go Home - ülkenize defolun” dediler.
Amerikalı doktorlar, görevleri sırasında Gazze’de gördüklerini anlattı. Stanfort Üniversite Hastanesi’nde acil doktoru olarak görev yapan Dr. Ayesha Khan, dünyada 30’dan fazla bölgede görev yaptığını söyleyerek dedi ki: “Gazze’de gördüklerimin dünyada eşi benzeri yok.” Milyonlarca canı bombalar altında bırakan; çocukları, kadınları acımasızca katleden zalimler için yaşasın cehennem!
BERAT ŞUURU
YARINDAN sonraki akşam Berat Gecesi’ni ihya edeceğiz. Beraet; “temize çıkma, arınma, günah ve borçtan kurtulma” gibi anlamlara geliyor. Berat, mübarek bir rahmet gecesidir. Bu gece, son 1 yıllık amellerimizi gözden geçirip gelecek Berat Gecesi’ne kadar olan süreyi Allah’ı razı edecek şekilde programlayacağımız “manevi muhasebemizi yapma” gecesidir. Allah Resulü (S.A.V.) Berat Gecesi’ni anlatırken şöyle buyurur:
“Allah, Şaban ayının 15. gecesinde (Berat Gecesi) Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından fazla kulunu bağışlar” (Tirmizi) buyurur. Allah’a ibadet, elbette kulluk görevimizin bir gereğidir. Bir ömür ibadetten kesilmeyeceğiz. Bu mübarek gecede kendimiz için de Allah’tan isteklerimiz olacaktır. İnsanlığın hidayeti ve din kardeşlerimiz için de dua ederek “yardımlarına koşma” şuuru kazanacağız.
Allah’ın insana verdiği “akıl”, “bir işin sonunu görmek” içindir. İslâm, şekil değil, “şuur” dinidir. Her yaptığımızın kime yaradığını iyi bileceğiz. Müslümanlar olarak “tek ümmet”iz. Birbirimiz için yaşayacak, birbirimizin dertleriyle dertleneceğiz. Zalimlere karşı “sürü” psikolojisinden kurtulacak; “akıl sahibi” varlıklar olduğumuzu dosta-düşmana göstereceğiz.
“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur, yanarsınız” (Hûd, 113) ayetini bu gecede çok tefekkür edeceğiz. Tarafımızın zalimlerin yeri değil; “mazlumların yanı” olduğunu bileceğiz. Hıristiyan ve Yahudilerle değil; Müslüman kardeşlerimizle “dost” ve “birlik” olacağız. Hıristiyanların organizasyonu olan Avrupa Birliği için değil; ümmeti içine alan “İslâm Birliği”ni kurmak için çalışacağız. İslâm’ın bize yüklediği görev budur.