Yıllar öncesini yaşadım, bir öğrencimle karşılaşınca! Uzun bir aradan sonra ilk karşılaştığımda derste anlattıklarımı cümle cümle bana hatırlatarak, “Hocam, derslerinizde anlattıklarınız hep hatırımda, bize hep adam olun’ diyordunuz, her bir öğüdünüzü kulağıma küpe ettim desem yeridir. Allah sizden razı olsun” dediğinde, emek vererek anlattıklarımın boşa gitmediğini duyunca çok sevinmiştim. Hoş, ilk yıllarımda öğrencilerimle aramda yaş farkı çok azdı. Şimdilerde karşılaştığım öğrencilerimden bazılarının benden daha yaşlı göründüklerine tanık oluyorum; kendilerini çok yıpratmışlar, hayatın çileleri onları fena halde yormuş, hatta içlerinden hayata yenik düşenlere bile rastladım. Üzülmemek mümkün değil elbette!
Bu öğrencimle aynı semtte oturuyoruz. Geçen günkü karşılaşmamda, “Hocam! Dayanamaz hale geldim, kafayı yeme noktasındayım” demesi üzerine hiç beklemediğim bu tepkiyi ve paylaşımını merak ettim. “Hayırdır inşallah, nedir seni bu kadar üzen ve kederlenmene sebep olan şey” demem üzerine ayaküstü anlattıkları tüyler ürperticiydi, fakat şaşmadım. Çünkü ben onlara sürekli olarak “Adam olun, adamı olmayın” diyordum. O, birilerinin adamı olmuş, kazandığını da gönlünü de onlarlar paylaşmış. Bir noktaya gelmiş, işte o noktada Rabbimin lutfuyla uyanmış da kendine gelmiş!
Bardağı taşıran damlaya gelince, bir gün dükkâna “tahsil”e gelmişler! “Yedi bin liraya ihtiyacımız var, senden bunu karşılamanı istiyoruz” demişler. “Bu zamana kadar onlara hiç hayır demedim. Ne istedilerse verdim, öğrenci yurdu yapacağız diyerek benden malzeme istediler. En iyi markalardan kârsız maliyetine malzeme hazırladım, yedi bin lira fiyat oluştu. Sonra aracı olan hocamız çok üzgün olduğunu ve malzemeleri alamayacaklarını söyledi, mallar elimde kaldı. Sonra duydum ki aynı malzemeleri hem de Çin malı olarak yirmi yedi bin liraya başka bir yerden almışlar. Ben onlara yardımcı olmak için kamyonlarımı karşılıksız olarak onların hizmetine sundum.
Kardeşime ev aldığım için fena halde maddî sıkıntıdaydım. Bu zamana kadar hiç banka kredisi kullanmadığım halde, bu sefer bankadan kredi çekmek zorunda kaldım. Halimi onlara anlaşılır bir dille anlatmaya çalıştım. Elimde kala kala bindiğim arabam kaldı dedim. Bunun üzerine hiç utanmadan ciddi ciddi, “Arabayı bize ver, onu satalım, yedi bin lirasını biz alalım geri kalanı da sana verelim, böylece sen de âhiretini kurtarırsın” demezler mi Tepemin tası attı ve onları dükkânımdan kovdum, bir daha benim semtime uğramayın dedim.
“Hocam kurtuldum onlardan, fakat içim yanıyor, kendimi teselli edemiyorum. Yıllarımı çaldılar, verdiğim paralara üzülmüyorum ama kandırılmış olmayı affedemiyorum. Kardeşimi beş yaşında götürüp onlara teslim ettim. Şimdi yirmi bir yaşında, mühendis oldu, neler çektiğini bize hiç anlatmamış! “Abi benim geleceğimi mahvettin” diyor.
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de şu partiye oy verin diyorlar. Dinimin, imanımın düşmanlarına nasıl oy verebilirim Onlar beni ne zannediyorlar Böyle bir teklifte nasıl bulunabilirler
Yangın büyük, yürekler yanıyor, insanlar ne yapacaklarını şaşırmış durumda!
Ben de ona, “Allah’ın iyi bir kuluymuşsun ki Allah yanlışını fark ettirmiş, fark edemeyebilirdin de! Insanlar “müslüman olmak” yerine; Kur’an’a, sünnete sarılmak yerine gidip bazı “fâniler”i kendilerine rehber ediniyorlar. Müslüman olmak varken, niçin onun bunun arkasına takılıyorsunuz ki Allah’ın resulü, ne diyordu son sözlerinde Size iki emanet bırakıyorum: Kur’an ve sünnetim. Bunlara sıkı sıkı sarılırsanız yolunuzu şaşırmazsınız.
Allah’ın resulü örnek alınması gerekirken birtakım fânileri hatta sizi hangi amaçla kullandığı belli olmayan kişileri kendinize rehber edinirseniz, elbette böyle bir durumda insanın sonu hüsran olur. Allah korusun diyeceğim de, önce Allah’ın verdiği aklın tatile çıkarılmaması ve iradenin başkalarına ipoteklenmemesi gerekir ki Allah sizi korusun.
Görünen o ki sen kurtulmuşsun, sen bundan sonrasına bak. Çünkü hayatın kazası yoktur. İslâm bize yeter, aklımızı kullanmak zorundayız, akıl büyük nimettir, kıymetini bilmezsen başkalarının, bazı sahtekârların oyuncağı olursun.
İnsan için akıl ve vicdan iki önemli ölçüttür, Kur’an’ı anlamak ve onu kendine kılavuz edinmek için. Kur’an ve Hz. Peygamber dışında kılavuz ararsan, gittiğin ve gideceğin yolun sonu bataklıktır. Kim ki şahısları onların önüne geçiriyor, biliniz ki, o sahtekârdır. Bunda hiç tereddüt etmeyiniz. Akıl bunun içindir, vicdan da bunun içindir.
Rabbim seni korumuş, bütün ömrün heba da olabilirdi. Bunun farkında da olmayabilirdin. Bu tür insanların hayatlarından kesitler vardır Kur’an’da. Bunlar Fehmetmeyi mazeret olarak ileri sürerler. Oysa Allah kitabını bunun için göndermiştir. Okunmak ve anlaşılmak ve uygulamak için...
Ey sevgili kardeşim! Bundan sonrası için “âgâh olman” şarttır, bu hal üzerine borçtur, korunmuşluğunun kıymetini bil, elbette vebaliniz var, bu tür oluşumlar, sizlerin sayesinde sayeban oluyorlar. Mümin feraset sahibidir, her söylenilene kanmaz. Arar, araştırır, sorar soruşturur. Bak benim yıllar önce söylediklerimi bugün bana hatırlatıyorsun da onların içeriğini niçin kendine düstur edinmedin “Adam olmak varken, niçin adamı oldun ” Elbette bunun tövbesi gerekir. Tövbe yâ Rabbi hata râhına gittiklerime, bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime! diyerek hulûsi kalp ile tövbe etmek gerekir.