İnfilâktı bu. Eşyanın tabiatı, mekânın yüzü, eşhasın keyfi bozuldu, buruştu, kaçtı.
Yeşil sahalar ve yekpare gürültü koroları hüsranda. Artık gollerin rengi yeşil üzere sarı kırmızı olmayacak. Seyirci onunla höyküremeyecek artık. Neş’e çığlıkları cimbom için çatlamayacak. Elifbamızdaki cim, bom! deyü parça bölük rûzigâra kapılacak.
Dalgın ve derindeyim. Ajandamın içinden çıkan “Put” yazıtını çıkarıp ne mi yapıyorum
Gündemin sultanı efendim tribünün tarafsızlar kısmındaydı. Ciddi idi. Korkmuştum. Başım öne eğikti.
Fileleri sarsan top dilsizleşecek. Kaleci Auman, aman aman yollu yakınmaları bırakıp kahkahalı saadetler sürecek.
Yol bomboştu. Acı bir siren ıssızlığın sesini kırdı. Siyonist gözlemci yeni bir kalem çıkardı cebinden.
O kâğıtla çamurlu ayakkabılarını parlatıyor ve çöp tenekesine basket atıyorum.
Irkımın şerefiydi söz konusu olan. Başarı şarttı ve kendime güvenim geliyordu. Pişman edeceğim ayağımı Çizme’ye atanları.
Bir tutam kara bulut kol geziyor stadyumun üstünde.
Son yıldızımız, bizi niçin bırakıyorsun Biz şimdi ne yaparız Sensiz mecalsiziz! Şöyle dursun aşımız ve ekmeğimiz! Hakansız ve kağansız nice olur halimiz Gitme!
Sinir harbiyle yüz yüze gelen çehreler belli ki kan rengiyle pazarlığa tutuşmuş.
Arabayı kaçırmıştım. Gittim, çaresiz, duraktayım.
Sadece işçi sınıfının işi değildi açlıkla mücadeledeki intihar seçeneği. Her yer köprü idi.
Takım mı değiştirmeli ne Ama ruhum nasıl alışacak yeni renklere
Höykürenlerin psikolojisi ilgilendirmez bizi.
Efendimin elini öptüm. Gidiyorum. Zafer benim ve milletimin olacak.
Bir çocuk tiner kokladı Bizans’ta. Pazardaki bezirgân sessiz kaldı. Müzevir, hödük ve yağcı; vezir ve dahi baş oldu.
“Hakan çok
Şükür.”
Milletimizin Avrupa’ya ders vermesi için sen birebirsin! Göster kendini! Haddini bildir küffara! Gollerin için duacıyız! Ellerimiz açık!
Yanlış ata oynayıp gözlerden kaybolmalıyım.
Üstümüzdeki bulutların artan karanlığını görüyorum.
Siyonist gözlemci yeni kalemler çıkarıyor cebinden ve durmadan kırıyor.
***
NOT: “Torinolu” başlıklı üstteki denemeyi 1995’te yazmış olmalıyım, Hakan Şükür’ün Torino’ya transfer olması sürecinde. Denememi bir yerde yayınladım mı, şimdi hatırlamıyorum. Likâ’da yayımlamış olabilirim. “Deneme Tahtası” adını verdiğim kitabıma almışım, ne zaman çıkar bu kitap, bilinmez. Memleketin ahvalinde ne kadar değişiklik olmuştur, “Torinolu”dan okunabildiyse ne âlâ!