Zaman geçtikce üslup değişiyor, değiştikçe de yanlışa doğru sürüklenmeye başlıyoruz. Olayların sıcaklığını koruduğu günlerde Başbakan ve diğer ilgililer "Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" derken şimdilerde "ABD ile ortak harkekat yapılabileceğinden" söz  ediyorlar. Bu arada yıllardan beri PKKterör örgütünü ABDnin besleyip büyüttüğünü söyleyenler de  aynı ağızlardı. Elbette  bu gerçeği dile getiren sadece bu ülkenin yöneticileri değildi. En az dile getiren, genelde bu gerçeği görmezden gelmeyi tercih edenler yöneticiler olmakla birlikte bazen canları yandığında ya da köşeye sıkıştıklarını hissettiklerinde onlar da bilinen bu gerçeği ifade etmek durumunda kalıyorlardı.

Çekiç Güç zamanından beri bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki  PKKterör örgütüne ABD her türlü desteği doğrudan verdi. Hatta, İsrail bazı teröristleri özel eğitime tabi tuttu ve Türkiyenin başına sardılar. Bu arada AB ülkeleri de teröristlere kucak açtı, onları korudu, maddi kaynak sağlamalarına destek verdi.

Kısacası, şu anda var olan, canımızı yakan, kan döken terör örgütünün kökünün kazınması öncelikli olarak bu örgütün  ABD, İsrail ve AB ülkeleri ile bağının kesilmesine bağlıdır. Bu bağ devam ettiği sürece kökünün kurutulması mümkün olabilir mi Olsa olsa bir süreliğine susturulabilir, inlerine hapsedilebilir ama bu köklerinin kazındığı anlamına gelmez.

Bu gerçek biline biline Türkiyenin PKKya karşı ABD ile birlikte harekat gerçekleştirme teklifi olsa olsa şimdilik PKKnın uykuya çekilmesini sağlayıp, Türk kamuoyunda yükselen tansiyonun düşmesini sağlamaya yönelik olabilir. Bir başka ifade ile teröristin terörü önlemesini beklemek akla uygun olur mu

Bu bakımdan son günlerde yoğunlaşan diplomasi trafiğini iyi değerlendirmek gerekiyor. Özellikle de ABDden gelip gidenler hususunda fazla heyecana kapılmanın anlamı yoktur. Kaldı ki, ABDDışişleri Bakanı gelip görüşmeler yapıldıktan sonra Başbakanın Amerikaya gidişinin bir anlamı olup olmadığının da düşünülmesi gerekiyor.

Kısacası, terör konusunda ABDönemlidir ama, terörün kökünün kurutulması hususunda fazlaca umut bağlanmamalı. Aksi halde yeni bir hayal kırıklığı daha.  Aslında kişilsel hayal kırıklıkları çok da önemli değil, ancak millet olarak ödeyeceğimiz fatura çok ağır olacaktır. Buna da  kimsenin hakkı yoktur. Terörün kökünün kazınabilmesi için öncelikli olarak terörün kaynağını oluşturan bataklığın kurutulması gerekiyor. ABD tüm varlığı ile bölgeden sökülüp atılmadan, bölgede belirleyici olmaktan çıkartılmadan bataklığın kurumasını beklemek doğru olmaz.

Bunun için çözüm elbette vardır. Çözüm ise bölge ülkelerinin kendi aralarında oluşturacakları birlikteliklerdir. Bu birlikteliğin ilk adımı ve başlangıcını Türkiye, İran ve Suriye oluşturabilir. Çünkü, bölgede bu üç ülkeyi devre dışı bırakarak ve yok sayarak sonuç almak mümkün değildir. Sağlanacak yeni oluşumlar kısa zamanda bozulmaya mahkumdur. Bir başka ifade ile bölgemizde kalıcı dengenin olmazsa olmazı özellikle İran, Suriye  ve  Türkiyedir. Bunun içindir ki bölge üzerinde hesabı olan güçler bu üç ülkeyi birbirine düşürmeye ve ufalamaya öncelik veriyorlar. Büyük Ortadoğu Projesinin öncelikli hedefi de bu üç ülkenin parçalanmasıdır. Irakın işgali ile başlayan projenin uygulanmasının daha önceki ayağı ise terördü. Önce terör beslenip büyütüldü, bölgede kök salması sağlandı. Ardından işgal gündeme geldi. İşgal ile birlikte ikinci adım ise bögenin güçlü ülkelerinin parçalanması düşüncesi hayata geçirilecektir. Tüm bu projelerin hazırlayıcısı ve uygulayıcısı görünümündeki ABDile Türkiyenin birlikte yapabileceği hiçbir şey yoktur. Son temaslar ve pazarlıkların ardından eğer ABD PKKya yönelik ciddi sayılabilecek bir tavır sergileyecek olursa bilinmelidir ki birşeyler karşılığı böyle bir adım atmış olacaktır. Bu yüzden terörden kurtulacağız derken ABDye gövdemizi kaptırmak tehlikesi vardır. Terörden kurtulmak elbette önemlidir ama bunu  komşularımızla birlikte kendimiz yapmak çıkarımıza daha uygundur.