Teröre Karşı İslam İttifakı gündemin bir diğer adı oldu

desek, herhalde abartmış olmayız. Beraberindeki birçok bilinmez cevap

beklerken, kurulduğunun açıklanmasından hemen sonra yapılan açıklamalar

oluşumun arka planından daha çok, İttifak ın bundan sonra neler yapacağı ve

mevcut sürecin-aktörlerin bundan nasıl etkileneceğiyle ilgili yeni bir merak

dalgasına ve soru işaretine yol açmış vaziyette.

Biz yine de adım adım gidelim, ne de olsa 15 Aralık

tarihli ilgili haberlerin basına düşmesi üzerinden daha iki gün geçmiş durumda.

İttifak ın ilanı daha çok yeni olduğundan hemen bir

kanaate ulaşmak çok mümkün değil. Fakat ilk intiba, mevcut haliyle fazlasıyla

geç kalınmış bir İttifak görüntüsü sunuyor olması. Çünkü rahmetli hocamız Prof.

Dr. Necmettin Erbakan ın İslam NATO su lazım çağrısının üzerinden yıllar

geçmiş durumda. Haliyle, birçoğumuzun aklından ilk etapta: Acaba bu İttifak

hocamızın bahsettiği İslam NATO su mu yoksa daha başka bir şey mi ya da

karşımızda dışı İslam içi başka bir şey olan bir askeri yapılanma mı söz

konusu diye sorular geçmiş olabilir. Açıkçası, haksız da sayılmazsınız.

***

Dediğim gibi, buna somut bir cevap verebilmek için vakit

henüz çok erken. Çünkü mevcut gelişmeler ve ilişkiler ağı artık bu türden

sorulara hemen cevap vermeyi zorlaştırıyor. Ayrıca, iç ve dış tehditler

altındaki İslam dünyasının bir an önce kendi içinde toparlanması zorunluluğu

da, bu ihtiyaca zamanlama olarak bir cevap şeklinde çıkan bu tür yapıların

meşruiyet zeminini de fazlasıyla kuvvetlendirmiş bulunuyor.

Burada, olaylardan birinci derece etkilenen İslam

dünyasının, sorunların müsebbibi kendisi imiş gibi suçlanması ve üzerindeki

uluslararası kamuoyu baskısı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekiyor ki, bunun

ne olduğunu hepimiz biliyoruz: Terörle özdeşleştirilen İslam. Müslüman

ülkelerin bu konudaki dağınık hali ve hatta birbiriyle çıkar çatışması içine

girmiş olması, haliyle böyle bir algıyı tüm dünyada güçlendirmeye başlamış

durumda.

Dolayısıyla, çok boyutlu bir tehdit süreci ile karşı karşıya

kalan İslam dünyası açısından aslında kaçırılmaması gereken bir fırsat da

ortaya çıkmış durumda. İslam dünyasının kendisine yönelik eleştirilere somut

bir cevap niteliği taşıyan bu Askeri İttifak çıkışı, adının Teröre Karşı

İslam İttifakı olması, merkezinin Riyad olarak seçilmesi bu açıdan oldukça

önemli. Bu da bize söz konusu ittifakın bir gecede kurulmadığını, rasyonel bir

aklın devrede olduğunu gösteriyor.

***

Nitekim söz konusu İttifak la ilgili olarak Suudi Savunma

Bakanı Prens Muhammed bin Selman ın kullandığı şu ifade oldukça önemli: İslam

dünyasının pek çok kısmında terörle mücadele çabalarını desteklemek ve koordine

etmek için Riyad da bir operasyon merkezi olacak. Bu duyuru İslam dünyasının bu

hastalıkla teyakkuzundan geliyor, böylece, İslami dünya bu hastalıkla

mücadelede bir ortak olabilecek.

Prens Selman ın söz konusu açıklaması İttifak ın kuruluş

hedefini ilk etapta IŞİD ve diğer tüm terörist gruplarla savaşmak olarak ortaya

koysa da, takip eden diğer açıklamalar (örneğin, Suudi Arabistan Dışişleri

Bakanı Adil el Cubeyr in yaptığı değerlendirme gibi) bu hedefin sadece terörle

sınırlı kalmayacağını, terörle mücadelenin sürecin sadece bir parçası olduğunu

gösteriyor.

Burada İttifakın amacının, mezhebi ya da adı ne olursa

olsun tüm kötülüklerden İslam halkını korumak olarak açıklanması oldukça

dikkat çekici. Çünkü tüm kötülüklerin içine her şeyi koyabilirsiniz.

Dolayısıyla, ucu açık bir hedef durumu söz konusu ve herkes kendini bu

çuvalın içinde görebilir. Özellikle de söz konusu İttifak ın önde gelen

ülkelerinin çıkarlarını ve hatta bekasını hedef alan ülkeler açısından...

***

Bu kapsamda 34 ülkeden oluşan ittifakın içinde kimlerin

olduğu sorusuna verilecek cevap da büyük bir önem arz ediyor. İttifakın mimarı,

lideri pozisyonundaki ülke olarak her ne kadar burada Suudi Arabistan ın adı

geçse de, Türkiye, Pakistan, Katar, Mısır, Nijerya ve Malezya yı da bu kadroya

dâhil etmek mümkün.

Bu ülkelerin dışındaki diğer İttifak üyesi ülkelerin

adları ise şu şekilde: Bangladeş, Somali, Sudan, Maldivler, Sierra Leone,

Gine, Benin, Filistin, Lübnan, Komor Adaları, Çad, Kuveyt, Ürdün, Moritanya,

Togo, Tunus, Nijer, Cibuti, Senegal, Libya, Yemen, Mali, Gabon, Birleşik Arap

Emirlikleri, Fas, Somali ve Bahreyn.

Dikkatinizi çekmiştir. Bu listeye İran dâhil değil.

Dolayısıyla ilk değerlendirmeler bu oluşumun bir Sünni İttifak olduğu

şeklinde. Peki, İran ın bu İttifak a dâhil olmaması ne anlama geliyor Süreç

İslam dünyasının kendi içinde yeni bir bölünmeye, hatta bir iç savaşa mı işaret

ediyor, yoksa tam tersi bir durum mu söz konusu İttifakla ilgili olarak

dengeleri değiştirebilecek bir adım ifadesi bu bağlamda ne anlama geliyor

İttifak kimlerle işbirliği, koordinasyon halinde olacak İttifak tan kara

operasyonu açıklaması Suriye, Irak ve Yemen i ne kadar içine alıyor İttifak a

ne tür tepkiler söz konusu Buna benzer birçok soruya bir sonraki yazımızda

cevap arayacağım