İzleyicileri ekranlarda neler beklediğine dair,  televizyon yayınlarının içerikleriyle ilgili programlar başlarken farklı semboller konulmaya başlayalı hayli zaman oldu. 7 yaşından büyükler izleyebilir, korku ve şiddet içerir gibi… Bu sembollerin neye yaradığını bir türlü anlamamıştık. Zira semboller konuluyor, ama içerikler denetlenmediği için, özellikle dizilerde şiddet içerikli sahneler insanlarımızın gözünün içine sokuşturulmaktan bir türlü vazgeçilmiyordu. Mesela, yıllarca televizyon televizyon dolaşan Kurtlar Vadisi, ekranlardaki şiddet dozajı en yüksek dizi olarak kayıtlara geçmişti.

Televizyonların yayınlarından sorumlu ve insanlarımızı ekranlardaki olan biten her şeye karşı korumak zorunda olan RTÜK; yıllarca özellikle televizyon ekranlarında yayınlanan şiddet içerikli diziler noktasında bir şey yapmadı, yapamadı. Kendi kurallarını kendi koyan mafyavari tiplerin yaşantıları çok matah bir şeymiş gibi ekranlara gelmeye devam etti. Bu türden diziler hala yayınlanıyor. Mesela, Show TV ekranlarındaki Çukur bunlardan birisi. Başka televizyon kanallarında da kafa göz yaran, şiddet ve hiddetle işlerini halleden kahramanlar hala prime time kuşaklarında ekranlara gelmeye devam ediyor.

Bu tür programlar, diziler televizyon ekranlarından kaldırılamaz mı? Veya denetlenemez mi?

Bir zamanlar mantar gibi türeyen izdivaç programlarını RTÜK ekranlardan kaldırdı. En azından bu tür dizilerde de şiddet içeren sahnelere RTÜK müdahale edemez mi?

Bu tür dizilerin ekranlarda müşterisi çok olduğu için televizyon kanalları, “Öderiz cezayı, başımızın çaresine bakarız. Bu dizileri yayınlamaya devam ederiz” zihniyetiyle yollarına devam etmeyi yeğliyorlar.

Geçtiğimiz günlerde RTÜK üyesi İlhan Taşçı, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, televizyonlardaki şiddet içerikli görüntüler nedeniyle RTÜK’e son sekiz ayda 16 binden fazla şikayet yapıldığını ama Üst Kurul’un bunların birini bile gündemine almadığını söyledi.

Ekrandaki şiddet içerikli yayınlar nedeniyle izleyicilerden RTÜK’e 8 ayda 16 bin 514 şikayet geldi ama Üst Kurul gündemine bir teki bile getirilmedi, Kurul’da görüşülmedi. Taşçı, kadına şiddet ve kadın cinayetini yalnızca kınamanın yeterli olmayacağını her kurumun üzerine düşeni samimiyetle yapması gerektiğini kaydediyor…

Taşçı, RTÜK İletişim Merkezi’ne 2019 yılının Ocak ayından bugüne kadar televizyondaki şiddete ilişkin gelen izleyici şikayetlerinde ilk sırayı 13 bin 425 bildirimle “şiddeti özendirici veya kanıksatıcı yayınlar” aldığını ifade ediyor ve şiddetin ekranda uygulamalı öğretilir hale geldiğini vurguluyor. RTÜK İletişim Merkezi’ne izleyiciler tarafından ekrandaki şiddete ilişkin yapılan şikayetlerin yüzde 90’ını “dizi film” içerikleri oluşturuyor. Televizyon yayınlarındaki şiddetten rahatsız olup bildirimde bulunanların yüzde 44.6’sı erkek, yüzde 55.4’ü kadınlardan oluşuyor.

Elbette, RTÜK ekranlardaki şiddeti ve buna yönelik şikayetleri görmezden geldiği, gereğini yapmadığı sürece, şiddetin ekrandaki dozu giderek artıyor. Denetlenmedikleri düşüncesi ve gerçeğiyle de senaristler, yapımcılar ve yayıncılar reyting uğruna şiddetin dozunu artırıyor.

Ekrandaki şiddeti yok saymak, görmezden gelmek RTÜK’ün kendisini ve misyonunu inkar anlamına geliyor. Dizilerde kafa göz yaran, elindeki ve belindeki silahla kendi kurallarını koyan kahramanlar, şiddet ve hiddetle toplumda yer edinmeye çalışan tipler meşru gösterilmeye devam edildikçe, ekranlardaki bu şiddet sarmalından kurtulmamız mümkün görünmüyor.