Zaman zaman Anadolu genelinde yaptığımız “Türkiye’de

Medya Gerçeği” konferansımızda, medyanın toplumsal dönüşüm için yaptığı

kirlilik harekâtı dolayısıyla bizlere yöneltilen en önemli soru şu olmuştur:

“Medyadan nasıl korunacağız ”

Tek başımıza medyanın etkilerinden korunabilmek ve

inzivaya çekilip, “Ben bu medya düzleminde kurgusal dünyanın içinde yaşamak

istemiyorum” demek mümkün değil. Meşhur hikâyedir… Zamanın birinde bir

memlekette ardı arkası kesilmeyen yağmurlar yağmış. Sarayın hekimleri, “Padişahım

bu yağmurlardan kim içerse delirecek, onun için siz bu yağmurların etkisinden

kurtulmalısınız ve kesinlikle dışarı çıkmamalısınız” diye tüm sarayı ve

padişahı bilgilendirmişler. Gel zaman git zaman, bu yağmur sularından kim

içerse delirmiş, başka bir kimliğe bürünmüş. Sarayın ahalisi ise dışarı

çıkmadıkları için hiç kimse bundan etkilenmemiş. Aradan uzun bir süre geçmiş…

Padişah, vezirlerine dönerek, “Yıllardır sarayın içindeyiz, dışarı çıkalım da

ahalimizin hâli nedir diye sual edelim” buyurmuş. Hep beraber dışarı çıkmışlar,

o da ne, tüm ahali bambaşka bir kimlikte, kendileriyle alay etmeye başlamış,

“Bunlar deli” diye. Padişah, “Bu böyle olmayacak, biz de bu sudan içelim de

ahalimize benzeyelim” demiş.

Evimizin en mutena köşesine yerleştirdiğimiz televizyonlarımızın,

elimize aldığımız gazetelerin bizlere sunduğu dünyanın, oluşturdukları kimlik

aforizmalarının etkilerinden kurtulmamıza imkân yok. Çevremizdekiler,

akrabalarımız bir şekilde onların sunduğu “Delilik Suyu”ndan bir şekilde

içiyorlar ve kendilerinden geçiyorlar. Zihinleri bulanıyor, dejenere oluyor,

maneviyatları kirleniyor, ahlâkları delik deşik ediliyor. Bizim, bu ortamda biz

yalnız kalacağız, onlar gibi olmayacağız demek gibi bir şansımız yok.

Televizyonumuzu kapatıp, kendimize farklı dünyalar

oluşturmak gibi bir fırsatımız da olmuyor. Onun için, her birimizin kendimize

ait, “Televizyon izleme rehberimiz” olmalı.

Nedir Televizyon İzleme Rehberi Öncelikle, izlediğimiz

kanalın bize sunduğu dünyayı iyi analiz edeceğiz. Ne yapmaya çalışıyorlar Maneviyatımızı

nasıl elimizden almaya çalışıyorlar Bunları bileceğiz… Kötülüklerini deşifre

edebildiğimiz kanalları aynı zamanda şifrelendirebilmemiz de kolay olacaktır.

Bu noktada, izlediğimiz kanalların daha önceki

sabıkaları, ortaya koydukları performans ve toplumsal dönüşüm hamlesinde nerede

durduğunu da iyi analiz etmemiz gerekiyor.

Maalesef, dominant medyanın insanlarımızın manevi

iklimleriyle ilgili hiçbir derdi ve kederi yok. Onların tek derdi, daha çok

reyting alabilmek uğruna, marazi merakları gıdıklamak, insanların zihinlerini

ele geçirecek formülleri bulabilmek.

Tek derdi eğlence ve reyting olan bu kanalların,

toplumdaki çözülmeler, toplumsal travmalar ve sosyal yaraları nasıl

kaşıdıklarını hep beraber izlemekteyiz.

Türkiye, belki de 30 yıl sonra, ortaya çıkacak televizyon

zombi kuşağının, hiçbir toplumsal değerinin bulunmadığı bir zamanı da görecek.