Allahı zikr etmek Kur anla, Sünnetle, icma ile farzdır.
İnsan Rabbini ayakta, otururken ve yatmış olduğu halde hep anmalıdır.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığında hak tarikatlar vardır.
Tasavvufu ve tarikatları inkar eden, sûfî Müslümanlara
kâfir ve müşrik diyen Vehhabîler-Selefiler yanlış yoldadır.
Mü mini tekfir edenlerin=küfürle suçlayanların kendilerdi
kafir olur.
Tasavvuf tarikatlarında ölçü şudur: Şeriat sınırları
içinde olacak, Şeriata aykırı bir şey yapmayacak, sahih itikad üzere olacak,
beş vakit namazını kılacak
Anadolu ya ve Trakya ya İslam tasavvufla, tarikatlarla,
kamil mürşidlerle gelmiştir. Tasavvuf yıkılır, yasaklanır, darbelenir veya
dejenere olursa İslam ve Ümmet de sarsılır.
Bir kısım reformcu, modernist, mezhepsiz, Kemalist,
telfik-i mezahip taraftarı, BOP çu, Afganîci, Abduhçu, Reşid Rızacı,
Fazlurrahmancı, light İslamcı oryantalist ilahiyatçılar ve onların peşine
düşenler tasavvufa ve tarikatlara düşmanlık ediyor ve dolaylı şekilde İslama ve
Ümmete zarar veriyor.
Unutmayalım ki, Osmanlı Halife ve Sultanlarına tahta
çıktıklarında Eyyüb Sultan da Konya Mevlevî dergahı postnişini Çelebi
Hazretleri tarafından kılıç kuşandırılırdı. (Son Padişah Sultan Vahidüddin
Han a Şeyh Ahmed Şerif Senusî kılıç kuşandırmıştır.)
1925 ten bu yana tarikatlar kapalıdır. M. Kemal Paşa
Mason localarını da kapattırmıştı ama Millî Şef İsmet zamanında locaların
tekrar çalışmasına müsaade edildi, fakat tarikatlar üzerindeki yasak hala devam
ediyor.
Bugünkü iktidardan tasavvuf tarikatlarını ve İslam
medreselerini en kısa zamanda açmasını bekliyoruz.
Medreselerin ve tarikatların kapalı olması, kapalı
tutulması bir insan hakları ihlalidir.
Bugünkü haliyle Diyanet İşleri Başkanlığı ne medreseleri,
ne de tarikatları idare edebilir ve denetleyebilir.
Medreseler için bir Ehl-i Sünnet İslam Şûrası
kurulmalıdır, tarikatlar için de bir Meclis-i Meşayih.
Açılacak olan binlerce tekke, dergah ve zaviyede vakit
namazları kılınacaktır. Namazsız zikir olmaz!
Tarikatların ve tekkelerin başında icazetli ve ehliyetli
şeyhler bulunacaktır.
Tarikatlar ve tekkeler ticarete, siyasete
bulaşmayacaklardır.
Hiçbir tarikat ve tekke anonim şirket, holding, finans
kurumu gibi çalışmayacaktır.
Tarikat ve tekkelerde militanlık, holiganlık ve fanatizm
yapılmayacaktır.
Tasavvuf, tarikat yolları bugünkü gibi kapalı veya yarı
kapalı olursa toplumun dejenere olması, ahlaksızlığın patlaması önlenemez.
Açılacak tekkelerin her biri ahlak ve fazilet mektepleri
olarak hizmet etmeli, faaliyette bulunmalı, bağlılarını İslam ahlakının
memduh=övülen güzel huylarıyla bezemelidir.
Tarikatlar ve tekkeler Ehl-i Sünnetin sahih itikadının
etrafı aydınlatan fenerleri olmalıdır.
Ülkemizde haram yeme ve çeşitli azgınlıklar ayyuka
çıkmıştır. Bunlar ancak tasavvuf, tarikat ve tekke terbiyesi ve eğitimiyle
önlenebilir.
Tasavvuf ve tekkelere paralel olarak iş, ticaret, sanayi
hayatını tanzim edecek ve temiz tutacak İslam Fütüvvet Teşkilatı da
kurulmalıdır.
Hiçbir din sömürücüsünün, hiçbir arivistin tasavvuf
yoluyla saf Müslümanları dolandırmasına, din sömürüsü yapmasına izin ve fırsat
verilmemelidir.
Tasavvuf tekke ve dergahlarına gelen gayr-i Müslimler ve
ateistler oradaki güzel ve cezbedici havaya, derviş ve muhiblerin iyi hallerine
bakarak İslama ısınmalı ve nicesi ihtida etmelidir.
Böyle tekkeler açılırsa birkaç sene zarfında namaz
kılanların nisbeti yüzde 10 dan, yüzde 50 ye çıkacaktır.
Tasavvuf ve tarikatlar kuvvetlenirse, her gün çöpe atılan
ekmek sayısı altı milyondan birkaç yüz bine inecektir.
Tekkelerde halkın kurtları değil, halkın melekleri
yetişecektir.
Tasavvuf, tarikat, tekke deyince hatıra Seyyid Abdülkadir
Geylanî, Şah Bahaüddin Nakşibend, Seyyid Ahmed er-Rufaî, Hasan eş-Şazelî, Ahmed
Bedevî, Ahmed Yesevî, Mevlana Celalüddin Rumî, Hacı Bayramı Veli, Şabanı Veli,
Aziz Mahmud Hüdaî ve benzeri büyük şeyhler, büyük mürşidler, büyük Müslümanlar
gelmelidir. Tasavvuf ve tarikat hizmet ve faaliyetleri Pîran hazeratının ahlakı
ve prensipleri ile yürütülmelidir.
Bugünkü israf, aşırı tüketim ve aşırı konfor çılgınlığı
ancak gerçek tasavvufla, gerçek tarikatlarla, gerçek kamil mürşidlerle ve
gerçek şeyhlerle önlenebilir.
Gerçek şeyhlerden oluşan bir şûra ileride muhterem ve ehliyetli
bir zatı İmam-ı Kebir seçer ve bütün Müslümanlar ona biat ve itaat ederek Ümmet
birliği kurulur.
Müslümanlar bugünkü anarşi, kaos, tezebzüb, fitne, fesat,
tefrika, nifak ve şikaktan İslam medreseleri ve Tasavvuf tarikatları sayesinde
kurtulabilir.
Bütün mahlukat, zerrelerden kehkeşanlara kadar kendi
lisanlarıyla hep Allahı zikr ediyor. Kuşlar, balıklar, böcekler, bitkiler,
yapraklar, çiçekler hep zikirdedir. Siz taşları ölü mü sanıyorsunuz Onları
meydana getiren zerreler hep döne döne zikr halindedir.
Ey ateist!.. Senin şeytan dilin Allahı inkar ederken,
vücudundaki milyarlarca zerre hiç durmadan Birdir O, eşi benzeri ortağı yoktur
Onun diyor.
Tasavvuftaki, tarikatlardaki, tekkelerdeki bütün
zikirlerin, ayinlerin, devranların fetva ve ruhsatı verilmiştir.
Mevlid-i şerif okumak nasıl bir bid at-i hasene ise,
zikrullah yapmak da öyledir.
Delail-i Hayrat kitabı okumak nasıl iyi bir yenilik ise
zikrullah meclisleri de öyledir.
İnsanları azdıran, şehvetleri kamçılayan, günahları
körükleyen, fısk ve fücura yol açan bütün kurumlar ve faaliyetler serbest
Hattâ Komünist Partisi bile legal Mason locaları legal Lakin İslam
medreseleri yasak, tasavvuf tarikatları yasak Bu çok büyük bir zulüm değil
midir
(İkinci yazı)
GDO lu İthal Pirinçler
Halkımızı zehirleyen kötü, boyalı, kimyalı, koruyucu
maddeli gıda ve meşrubat sektöründe en son GDO lu ithal pirinçler bombası
patladı.
Türkiye halkı, sağlığa zarar veren besin maddeleriyle
toptan bir soykırım karşısındadır.
Toprakları, halkını doyurmaya yetecek miktarda hububat,
bakliyat, pirinç üretmeye müsait olan ülkemiz dünyanın her yerinden gıda
maddesi ithal etmektedir.
Hayvancılığımıza darbe üzerine darbe vurulmuştur.
Sıvı yemek yağı konusunda büyük sabotajlara ve ihanetlere
uğramışızdır.
Halkını koruyan medenî ve âdil ülkelerin reddettiği
GDO lu pirinçlerin ülkemize ithal edilmesine hangi makamlar göz yummuştur
Başbakan Beyaz ekmekleri sofralarımızdan kaldıralım
dedi de ne oldu Eski hamam eski tas Bembeyaz, içinde on iki çeşit kimyevî
madde bulunan ekmekler üretilmeye devam ediliyor.
Sahte bal satışının önü kesilebildi mi
Halka bozuk yiyecek maddeleri satanlara yeteri kadar ceza
verilebiliyor mu
Sadece gıda ve içecek sektörü mü .. Kanunen yasak
olmasına rağmen cayır cayır bitkisel ilaç reklamı yapılıyor. Bir dergide tam
sayfa bir ilan gördüm. Kanseri önleyen ve tedavi eden bitkisel ilacımız
piyasadadır diyordu. Yahu böyle bir ilaç bulunsa yer yerinden oynar, dünya
ayağa kalkar. Bendeniz şifalı tıbbî bitkilerle tedaviye taraftarım ama bunun
sömürüsü yapılmamalı, halk aldatılmamalıdır.
Gıda ve meşrubat sektöründe bunca kimya, boya, koruyucu
madde, hormon, GDO, cıvalı veya kadmiyumlu balık, şişirme sulu tavuk,
antibiyotik, sahte yoğurt, sahte bal ve daha binlerce mağşuş yiyecek varken
halkın sağlığını korumak mümkün müdür
Temiz, doğal, sağlıklı gıda uzmanları feryat ediyor ama
aldıran yok.
Soykırım sadece bombayla, mermiyle, silahla öldürerek,
yok ederek yapılmaz. Bir halkı sinsice zehirlerseniz o da dolaylı bir
soykırımdır.
Evcil domuz çiftliklerinde üretilen bunca domuz kimlere
yediriliyor Avcıların vurduğu bunca yaban domuzunu kimler yiyor Bunca eşek
etini kimler tüketiyor
Endüstriyel işlemlere tabi tutulmamış bir bardak tabiî
süt bulamaz hale geldik. Bir kâse tabiî yoğurt yok. İçine kimyevî madde
karıştırılmamış gerçek doğal ekmek üretimi on binde kaçtır
İçtiğimiz suların kaçta kaçı saf, doğal ve sağlıklıdır
Büyük şehirlerde soluduğumuz hava temiz ve sağlıklı
mıdır
Herifin sahte bal fabrikasını başına yıkmadıkça bal konusundaki
kötülükler önlenir mi
Cezalar hafif ve yetersiz kalıyorsa suçları önlemek
mümkün müdür
Kötü, mağşuş, sahte, zehirli, kimyalı gıda maddeleri ve
içecekler konusunda halkımız ve onların sivil temsilcileri son derece aciz ve
pasiftir.
On milyonlarca vatandaşın bu konuda uyarılması,
bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu işi kim yapacak
Büyük medyadan fazla bir şey beklenemez. Gazete ve
dergiler ilan ve reklamlara bağımlıdır.
Beslenme konusunda herkes kendisinin ve çoluk çocuğunun
canını kurtarmaya baksın!
Halkı zehirleyenlerle yeteri kadar mücadele etmeyenleri,
halkı korumayanları, gerekli tedbirleri almayanları, sıkı analizler ve
denetimler yapmayanları, vazifelerini yerine getirmeyenleri Cenab-ı Hakka
şikayet ediyorum.
11.04.2013