Bioenerji tedavisi genel olarak insan bedeninde bulunan enerji merkezlerinde meydana gelen dengesizlikleri ortadan kaldırarak şifa verir. Öncelikle bedende bulunan bu enerji merkezleri bilinmeli ve bunlarda meydana gelen değişimlerin ne gibi hastalıklara neden oldukları ortaya çıkarmalıdır.
Enerji Merkezlerimiz: Enerji Alanları
Enerji merkezlerinin yerleri vücudumuzdaki ana sinir ağları ile uyum gösterir. Durağan ışık çizgilerinin kesiştiği yirmi bir noktada ufak ve vücudun ortasında büyük yedi ana merkezimiz vardır. Bu enerji merkezleri önemli akupunktur noktalarına karşılık gelmektedir.
Akupunktur da iğne ile bu enerji merkezlerinin aktifleştirilmesi, fonksiyonlarının arttırılmasına çalışılmaktadır.
Durağan ışık çizgileri ile ifade edilmeye çalışılan akupunktur meridyenleridir. Bu meridyenlerin birleşme noktaları enerjinin bir girdap gibi yoğunlaştığı ve vücuda dağıldığı alanlardır. Buralar enerjinin auranın içine ve dışına akması için gereken açıklıklardır.
Enerji alanlarını güçlendirmek ve enerji akışını artırmak sağlığımızla direk olarak ilgilidir. Merkezlerin güçsüz olması vücudumuzda dolaşan enerjinin azalmasına ve bu enerji azalması da hastalıklara neden olmaktadır. Gücü azalmış olan enerji alanı; kendisinin etki alanı ile ilgili olan hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.
Beş duyumuzun her biri, bir alan ile ilgilidir. Dokunma ilk alan ile işitme, koklama ve tatma beşinci alan ile görme ise altıncı alan ile ilgilidir.
Genel bilgiler ve özellikler
Bir kişinin kalp enerji alanı iyi işliyorsa o kişi sevme işinde başarılıdır. Birinci yani kök enerji alanı iyi işliyorsa o kişinin yaşama isteği güçlüdür ve altıncı alanı düzenli işliyorsa iyi düşünebiliyordur. Hedefleri, amaçları vardır. Bu hedefler kendisini ona anlamlı, makul ve mantıklı göstermekte ve bunları gerçekleştirme uğrunda büyük bir enerji ve motivasyon sağlamaktadır. Üçüncü ve altıncı alanları düzenli çalışmıyorsa hayatı anlamlandırma noktasında insana büyük bir avantaj sağlayan sağlıklı düşünebilme özelliği kaybedilmiş ve mevcut düşüncelerde dağılmış durumdadır.
Enerji alanlarının açıklık durumlarını tespit etmek için değişik metotlar vardır. En pratik ve kolay olanı: Sarkaç bir iple aurik sahadan 15 cm. kadar yüksekte alanların üzerinde tutulur ve sarkacın hareketlerine göre alanın özellikleri tespit edilir. Hareket yönü enerji alımının yön ve miktarını gösterir.
Dönmekte olan alan hareketi saat yönüne ters ise psikodinamik olarak kapalıdır; yani ilgili psikolojik konularda sorunlar var demektir. Sarkacın çizdiği dairenin büyüklüğü enerji alanının gücünü ve içinden geçen enerji akışının miktarını gösterir.
Birinci Enerji Alanı
Kuyruk sokumu merkezi olarak da adlandırılır. Makatla üreme organı arasındadır. Kırmızı parlak alçı rengindedir.
Cinsel organlarla, kan ve hücre üterimi ile ilgilidir. Erkek de fiziksel kadında duygusal olan bu alandaki bezler kan dolaşımındaki adrenalin ve noradrenalinin ayarlanmasından sorumludur. Ani tepkisel değişimlerden etkilenerek vücuttaki hormon salınımı ile ilgili düzenlemeyi gerçekleştirir. Acil şekilde gelişen bir olayda yaşadığımız korku veya kızgınlık duygumuzun ardından yaşadığımız tüm duygusal ve fiziksel değişimleri kontrol altında tutan alanımızdır.
İkinci Enerji Alanı
Göbeğin üç beş cm. altında yer almaktadır. Böbreküstü, barsaklar, cinsel organlarla ilgilidir. Turuncu (portakal) rengindedir. Deri süt bezleri, üreme organları, böbrekler mesane ilgili organlarıdır. Kan, mide sıvısı, sperm ter bezleri gibi tüm vücut sıvılarından sorumludur. Bütün bio yaşamın kaynağı olan su ile tanımlanmaktadır.
Bu merkezde görülen düzensiz çalışma; kadınlarda cinsel ilişkiden zevk alamama, isteksizlikle kendini gösterir. Erkeklerde erken boşalma, ereksiyon olamama gibi sorunlar gelişir. Fazla çalışması cinsel sapıklık durumlarını meydana getirebilir. Bu durum normalden sapmış zevk duygusunun insanın anormal davranış ve istekler içinde bulunmasını sağlayacağı için bir tür sapıklık olarak nitelendirilmesine neden olabilir.
Üçüncü Enerji Alanı
Göbekle göğüs kafesi arasındadır. Sinirlerle ve sindirimle ilgilidir. Mide, dalak, karaciğer, pankreas, gibi iç organların çalışmasını düzenler. Sarı renklidir. İnsanlarla ilişkilerimiz, hoşlanma duygumuz ve uzun vadede sürdürülen ilişki ve dostluklar buradan kontrol edilir. Deneyimlerin kabullenilmesine, duygu ve isteklerin kolay açılımına yardımcı olur.
Özellikle iç organlarımız olan adı geçen organlarla ilgili sorunlarda veya direk bu alanın işlevselliğinin bozulduğu durumlarda hazımsızlık, kanın sürekli kirlenmesine yönelik şikâyetlerin artması ve buna bağlı yorgunluk, depresyon, anksiyete gibi şikâyetlerin daha kolay geliştiği görülebilir Kronik yorgunluk sendromu bu alanın zayıflığı ile ilgilidir. Bu zayıflığın belirgin olduğu kişilere "çok ağır" veya "çok yavaş" tabiri kullanılmaktadır.
Bunlar çoğu kez vücuttaki ying oranının artmasına bağlı gelişen yakınmalardır. Gelişen psikiyatrik rahatsızlıklar daha çok psikolojik süreçlere değil metabolik sorunlara bağlı olarak gelişir. Pankreas adlı organımızın rahatsızlığına bağlı olarak gelişen Diyabet de metabolik hastalıklara örnek olarak verilebilir.
Dördüncü Enerji Alanı
Tüm enerji alanlarının merkezi konumundadır. Sevgiyi oluşturduğumuz ve hayatla bağlılığımızı güçlendirdiğimiz özel bir alandır. Sevme kapasitemizin genişliğini belirler. Yeşil renklidir.
Bu alanı aktif çalışanlar toplumumuzda "dost canlısı" ya da " "iyilik timsali "olarak değerlendirilirler. Onlar sevmenin, sevgiye karşılık bulmanın sanatsal bir yanı olduğuna inanırlar. Hiçbir ayrım gözetmeksizin insanları sadece insan olmalarından dolayı severler.
Bu sevgileri asla çıkar ve menfaat ilişkisiyle bağdaştırılamaz. Çıkar ilişkileri, ikiyüzlülük, yalakalık, onursuz ve kişiliksiz tavır ve davranışlar onları son derece rahatsız eder.
Kişisel bütünlükleri tam olarak dengelenmiş insanlardır. Oldukları gibi görünmeye çalışırlar. İnanç ve düşüncelerinden asla ödün vermeyen tavırlarıyla dikkat çekerler. Kolaylıkla hiçbir rahatsızlık hissetmeden hayır diyebilirler. Bu alanın yeteri kadar açık olmadığı durumlarda hayır demeleri oldukça zorlaşmıştır. Her evet demeleri onları güçsüzleştirmeye devam eder.





