Biliyorum onlar böyle şeyleri dert edecek adamlar değildirler, ama hani nasıl denir insanın gücüne gidiyor.

Bir tek kabahatleri var: Düşünüyorlar, lakin taşınmıyorlar! Sabite sahibiler. Kâr-zarar hesabı yapmıyorlar. Hakkın ve haklının yanında olmak gibi bir zaaf(!)ları var. Pekâlâ, onlar da konjonktüre göre davranıp terazinin ağır bastığı tarafa yamulabilirlerdi. Düşünmek düş görmektir, bunu hiç unutmadılar. Düşleriyle yaşayıp var olmaya çalıştılar. Kalabalıklara karşı ağlamadılar, yaka mendilleri yoktu. Yaka ile fiyaka arasındaki kafiyenin şehvetine kapılmaksızın göründükleri gibi olmaya özen gösterdiler.

Manşetten düşüp kolunu bacağını kıran o kadar çok kişi var ki. Onlar ne manşete çıktılar ne de kırık bir kol ile merhamet beklediler.Gölgeleri gövdelerini aşmış insanların nezdinde siliktiler, sesleri boğazlarından içeriye kaçmış gibiydiler. O kadar sağlamdılar ki isimlerinden vaz geçmeyi akıllarına bile getirmediler. Düşündüler. Dün nerede iseler bugün de oradalar. Hiçbir kanalda onları görmeniz mümkün değil. Kasadan ve masadan yana taşınsalar günlük virtlerimizin yıllık müfredatımızın birer parçası olurlardı.

Şairdiler, yazardılar, hikâyeci idiler, romancıydılar, düşünür idiler; hep düşündüler, ama hiç taşınmadılar. Ey okuyucu, onların kim olduğunu ne diye bana sorup duruyorsun, kendin düşün ve kendin bul. Piyasada göremediğin, pazara ve de nazara gelmeyen, sükût suikastından yara almadan kurtulanlardır onlar.

ANADOLU GÜZEL, GENÇLİK ŞAHANE

Anadolu Gençlik Derneği ismine uygun bir şekilde Anadolu’yu karış karış dolaşıyor. Anadolu imgesi belki de bugünün en kuvvetli imgesi. Tertemiz gençler memleket sevdasıyla kendi yaşıtları ya da kardeşleriyle memleket değerlerine birlikte sahip çıkma kararlığı gösterip hale oluşturuyorlar.

Bunu önce Ankara’da Bâlâ’da gördüm. Türkiye’nin dört bir yanından, özellikle Güneydoğusundan yüzü aşkın genç hem dinlence ve eğlenceyle güzel vakit geçiriyorlar hem de birbirleriyle tanışma fırsatı buluyorlar.

Doğudaki ile batıdakinin kaynaşması ve kardeşliğinin dinamikleri burada gençlere bir kez daha hatırlatılıyor.

AGD sorumlusu Muhammed Mücahid’in üstün gayretini söylemeden geçmeyelim. Bu tür işler muhabbetsiz yürümez. Belli ki AGD’li gençler büyük bir Türkiye sevgisi, sorumluluk bilinci ve çalışma azmi taşıyorlar içlerinde. Karabük Ovacık’taki gençlik kampına misafir olduğumda da aynı şeyleri hissettim. Sevgili Atilla Yaramış’ın koordinatörlüğünde Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla yürütülen kamp organizasyonunda Türkiye’nin dört bir yanından gelen edebiyatçı, sanatçı ve fikir adamları gençlerle tanıştırılıyor.

Bu seminerlere katılan birisi olarak gençlerin ne denli ufuk sahibi olduğunu görmek beni ziyadesiyle umutlandırdı. Gençlerle ilgili kurulan olumsuz ve umutsuz cümlelerin birçoğunun insaf sınırının ötesinde olduğunu söylemek zorundayım.

Hilkat, fıtrat, toprak ve Anadolu hiçbir zaman tesadüfen bir araya gelmez. Anadolu varlığımızın ve mayamızın sigortasıdır çünkü.