Tarık Ümit, 1995 yılında İstanbul’da ortadan kaybolmasının ardından Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı kayıp dosyalarından birinin merkezinde yer aldı. MİT ile bağlantısı ve 1990’lı yıllardaki istihbarat ilişkileriyle bilinen Ümit’ten, Mart 1995’ten bu yana haber alınamadı. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen cesedinin bulunduğuna ilişkin doğrulanmış bir kayıt bulunmuyor. Bu nedenle “Tarık Ümit öldü mü, yaşıyor mu?” sorusuna kesin biçimde yanıt verecek fiziksel bir bulgu ortaya konmuş değil; çeşitli yargı belgelerinde öldüğü veya öldürüldüğü kabulünden hareket eden ifadeler bulunurken, kayboluşunun ayrıntıları hâlâ tartışılıyor.
Tarık Ümit kimdir, MİT ile bağlantısı neydi?
Tarık Ümit, 1947 yılında Düzce’de doğdu. Adı özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda istihbarat, emniyet ve yeraltı dünyası arasındaki ilişkilerle ilgili tartışmalarda öne çıktı. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporuna yansıyan tanık anlatımlarında Ümit’in Mehmet Eymür ve Atilla Aytek ile çalıştığı, güvenlik birimlerine özellikle kaçakçılık konusunda bilgi aktardığı belirtiliyor.
Ümit’in kamuoyunda sıklıkla “MİT ajanı” olarak anılmasına karşın, dönemin kayıt ve tanıklıklarında “istihbarat elemanı” ve bilgi kaynağı niteliğindeki ilişkileri öne çıkıyor. Susurluk Araştırma Komisyonu raporu, Ümit’in dönemin önemli güvenlik ve istihbarat isimleriyle bağlantılarına ilişkin çok sayıda ifadeyi içeriyor.
Tarık Ümit ne zaman ve nerede kayboldu?
Tarık Ümit’in kayboluşuyla ilgili resmi araştırmalara yansıyan en önemli bilgiler Mart 1995 tarihine dayanıyor. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda Ümit’in kızı Hande Birinci’nin anlatımına göre babası, 2 Mart 1995 akşamı kendisini telefonla arayarak önemli bir işi çıktığını ve Adapazarı’na gelemeyeceğini söyledi.
Raporda ayrıca Ümit’in Erenköy’deki Divan Pastanesi’nde Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça isimli polislerle görüştüğüne ilişkin ifadeler bulunuyor. Ümit’in bu görüşmelerden sonraki süreçte ortadan kaybolduğu ve yakınlarının kendisine bir daha ulaşamadığı kayıtlara geçti.
Tarık Ümit’in arabası nerede bulundu?
Ümit’in kaybolmasından kısa süre sonra otomobili bulundu. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda 34 ZU 378 plakalı otomobilin 4 Mart 1995 saat 05.00 sıralarında Silivri’nin Kılıçlı köyü yakınlarında terk edilmiş halde bulunduğu belirtiliyor.
Aracın bulunmasının ardından jandarma tarafından araştırma başlatıldı. Ümit’in kendisine ulaşılamaması üzerine olay kayıp vakası olarak incelendi ve yürütülen araştırmalar daha sonra Susurluk sürecinin de önemli başlıklarından birine dönüştü.
Tarık Ümit öldü mü, yaşıyor mu?
Tarık Ümit’in hayatta olduğuna ilişkin 1995’ten bu yana doğrulanmış herhangi bir bilgi ortaya çıkmadı. Buna karşılık cesedi de bulunamadığı için ölümünün nasıl gerçekleştiğini kesin biçimde ortaya koyan fiziksel delil kamuoyuna yansımadı. Güncel haberlerde de Ümit’in öldürüldüğünün değerlendirildiği ancak cesedinin bulunamadığı aktarılıyor.
Ankara JİTEM davasına ilişkin gerekçeli kararda Tarık Ümit’ten “ölmüş” bir kişi olarak söz edildiği ve Ümit’in daha önce alınan ses kayıtlarının mahkeme tarafından değerlendirmeye tabi tutulduğu görülüyor. Ancak bu durum, kaybolmasının nasıl gerçekleştiği veya kimin sorumlu olduğu konusunda kesinleşmiş bir yargısal tespit bulunduğu anlamına gelmiyor.
Tarık Ümit’in cesedi bulundu mu?
Tarık Ümit’in cesedinin bulunduğuna ilişkin doğrulanmış bir kayıt yok. Kayboluşundan sonra farklı bölgelerde öldürülüp gömüldüğüne ilişkin çeşitli iddialar gündeme getirildi ancak bunlar Ümit’in naaşının bulunmasıyla doğrulanmadı.
Dolayısıyla Tarık Ümit dosyasının en önemli cevaplanmamış sorularından biri mezarının veya cesedinin nerede olduğu. Aradan geçen uzun süreye rağmen kamuoyuna açıklanan somut bir bulgu bu soruyu kesin olarak çözmüş değil.
Tarık Ümit’i kim kaçırdı?
TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda Tarık Ümit’in kaybolmasıyla bağlantılı olarak çok sayıda kişinin adı ve çeşitli tanık anlatımları bulunuyor. Raporda Ümit’in kaybolduğu dönemde son görüştüğü kişiler arasında polis memurları Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu gösteriliyor.
Rapora yansıyan Mehmet Eymür beyanlarında ise Ümit’in Abdullah Çatlı ve beraberindeki kişiler tarafından kaçırılıp sorgulandığı yönünde bilgi aldığı ve bu nedenle dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ile Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin’le görüştüğü aktarılıyor. Bunlar rapora yansıyan beyan ve değerlendirmelerdir; Ümit’in kaçırılması ve ölümünden belirli bir kişinin sorumlu olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olarak değerlendirilmemelidir.
Tarık Ümit ile Abdullah Çatlı arasındaki bağlantı ne?
Abdullah Çatlı’nın adı, Tarık Ümit’in kaybolmasına ilişkin Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda geçiyor. Mehmet Eymür’ün komisyona yansıyan beyanlarında Ümit’in Çatlı ve adamları tarafından kaçırıldığı ve sorgulandığı yönünde bilgi edindiği belirtiliyor.
Raporda Abdullah Çatlı’nın yanı sıra Sami Hoştan, Haluk Kırcı, İbrahim Şahin, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Çarkın gibi isimlerden de söz ediliyor. Ancak raporda isimlerinin geçmesi, bu kişilerin Tarık Ümit’in öldürülmesi suçundan kesinleşmiş mahkûmiyet aldığı anlamına gelmiyor.
Tarık Ümit olayı neden yeniden gündemde?
Tarık Ümit’in adı 23 ve 24 Eylül 2026’da yeniden yoğun biçimde araştırılmaya başladı. Güncel yayınlarda özellikle “Tarık Ümit kimdir?”, “Tarık Ümit öldü mü?”, “Tarık Ümit yaşıyor mu?” ve “Tarık Ümit’i kim öldürdü?” sorularının öne çıktığı görülüyor.
Ümit’in 1995’teki kayboluşu, Susurluk sürecine ilişkin belgeler ve daha sonraki faili meçhul davaları nedeniyle yakın siyasi tarihin tartışılan dosyalarından biri olmaya devam ediyor. TBMM kayıtlarında 2021 yılında da 1995’teki kaçırılma olayına ilişkin bir yazılı soru önergesi verildiği görülüyor.





