Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı faili meçhul dosyalardan birinin merkezinde bulunan Tarık Ümit, 1990'lı yıllarda Milli İstihbarat Teşkilatı için istihbarat elemanı olarak çalıştığı TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporuna yansıyan bir isimdi. Ümit, 3 Mart 1995'te İstanbul Erenköy'de görüldükten sonra kayboldu ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Otomobili ertesi gün Silivri'nin Kılıçlı köyü yakınlarında terk edilmiş halde bulundu.
Tarık Ümit'in kaybolması daha sonra Susurluk sürecinin önemli başlıklarından biri haline geldi. TBMM komisyonuna verilen ifadelerde polisler Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça, dönemin Özel Harekât yöneticisi İbrahim Şahin, Abdullah Çatlı, Korkut Eken ve Mehmet Eymür gibi isimler dosyada farklı iddia, ifade ve bağlantılar çerçevesinde geçti. Ancak Ümit'in başına tam olarak ne geldiği ve ölümünden kimin sorumlu olduğu kesin bir yargı kararıyla ortaya konulamadı.
Tarık Ümit kimdir, kaç doğumlu?
TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda Tarık Ümit, 1947 Düzce doğumlu, anne ve baba adı Naciye ve Neşet olan bir kişi olarak kayda geçiyor. Güncel biyografi kaynaklarında doğum gününe ilişkin farklı tarihler bulunması nedeniyle en güvenli resmî bilgi 1947 yılında Düzce'de doğduğu.
Ümit'in gençlik döneminde Almanya'da yaşadığı, daha sonra Türkiye'ye döndüğü aktarılıyor. Özel hayatıyla ilgili güncel biyografilerde iki kızının bulunduğu belirtiliyor. Kızlarından Hande Birinci, babasının kaybolmasının ardından hem soruşturmalarda hem de Susurluk Araştırma Komisyonu sürecinde verdiği ifadelerle dosyanın önemli tanıklarından biri oldu.
Tarık Ümit MİT ajanı mıydı?
Tarık Ümit için kamuoyunda sıklıkla “MİT ajanı” ifadesi kullanılıyor. Ancak TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporundaki daha kesin tanımlama “Milli İstihbarat Teşkilatında istihbarat elemanı olarak çalışan Tarık Ümit” şeklinde. Bu nedenle kariyer MİT mensubu veya resmî görevli anlamına gelebilecek “MİT ajanı” yerine “MİT istihbarat elemanı” ya da “MİT muhbiri” ifadeleri daha dikkatli bir tanımlama.
Ümit'in bağlantılı olduğu en önemli isimlerden biri dönemin MİT yöneticilerinden Mehmet Eymür oldu. TBMM raporunda Ümit'in “bağlı olduğu Mehmet Eymür” ifadesi kullanılıyor. Eymür'ün de Ümit'in kaybolmasının ardından olayın araştırılması için girişimlerde bulunduğu kayıtlara geçti.
Tarık Ümit ne zaman ve nerede kayboldu?
Dosyanın en kritik tarihi 3 Mart 1995. TBMM raporundaki tanık anlatımlarına göre Tarık Ümit o gün İstanbul'un Erenköy semtindeki Divan Pastanesi'nde bulunuyordu. Burada aile dostu Baha Şen ile görüştü. Daha sonra daha önceden tanıdığı belirtilen polis memurları Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça geldi.
Raporda aktarılan tanık beyanına göre iki polis Ümit'e, “İbrahim ağabey gelmedi, seni evde bekliyor, ona gideceğiz” dedi. Ümit iki polisle birlikte pastaneden ayrıldı ve bu andan sonra kendisinden haber alınamadı.
Bu anlatım TBMM raporunda yer almakla birlikte, Tarık Ümit'in daha sonra kimin yanına götürüldüğü ve sonrasında ne yaşandığı konusunda kesinleşmiş bir mahkeme tespiti bulunmuyor.
Tarık Ümit'in arabası nerede bulundu?
Ümit'in 34 ZU 378 plakalı otomobili, 4 Mart 1995 sabahı saat 05.00 sıralarında Silivri ilçesi Kılıçlı köyü yakınlarında terk edilmiş halde bulundu. Araç jandarma bölgesinde bulunduğu için ilk işlemler jandarma tarafından gerçekleştirildi ve soruşturma evrakı Silivri Cumhuriyet Savcılığına gönderildi.
Aracın bulunmasına rağmen Tarık Ümit'e ulaşılamaması üzerine İstanbul İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şubesinde görevli Astsubay Seyit Ahmet Altıntaş olay hakkında istihbari araştırma yapmakla görevlendirildi.
Tarık Ümit'i kim kaçırdı?
Bu soru dosyanın hâlâ en tartışmalı kısmı. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda Tarık Ümit'in kızı Hande Birinci'nin ifadelerine geniş biçimde yer veriliyor.
Hande Birinci, edindiği duyumlara göre babasının iki polis memuru ve İbrahim Şahin tarafından Abdullah Çatlı'ya teslim edildiğini söyledi. Ancak bunun Birinci'nin komisyona aktardığı bir duyum olduğu, kesinleşmiş yargı kararı olmadığı özellikle ayrılmalı.
Raporda ayrıca Mehmet Eymür'ün beyanları da bulunuyor. Eymür, Ümit'in kaybolmasından sonra dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ve Özel Harekât Daire Başkanvekili İbrahim Şahin'le görüştüğünü; Ümit'in Abdullah Çatlı ve adamları tarafından sorgulandığı bilgisinden hareketle serbest bırakılması için yardım istediğini anlattı. Rapora göre bu girişimlerden sonuç alınamadı.
Dolayısıyla “Tarık Ümit'i Abdullah Çatlı kaçırdı” şeklinde kesin hüküm kurmak yerine, Çatlı'nın adının TBMM raporundaki ifade ve iddialarda bu şekilde geçtiğini belirtmek gerekiyor.
Korkut Eken'in Tarık Ümit dosyasındaki yeri ne?
Korkut Eken'in adı da Tarık Ümit'in kaybolmasına ilişkin ifadelerde yer aldı. Hande Birinci, babasının kaybolmasının hemen ardından Mehmet Eymür'ün kendisini aradığını ve Korkut Eken'in olayda rolü bulunduğunu düşündüğünü kendisine söylediğini komisyona anlattı.
Birinci ayrıca daha sonra Korkut Eken'le İstanbul Feneryolu'nda görüştüğünü ve Eken'in kendisine babasının yurt dışında bir göreve gönderildiğini söylediğini ifade etti. Bunlar da TBMM raporunda kayıt altına alınmış tanık beyanlarıdır; Eken'in Ümit'in kaybolmasından sorumlu olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı hükmü olarak sunulmamalıdır.
Tarık Ümit ile Abdullah Çatlı'nın bağlantısı neydi?
Tarık Ümit ile Abdullah Çatlı arasındaki bağlantı esas olarak Ümit'in kaybolmasının ardından yapılan araştırmalar ve verilen ifadeler üzerinden gündeme geldi. TBMM raporunda Mehmet Eymür'ün, Ümit'in Çatlı ve çevresindeki kişiler tarafından sorgulandığı yönündeki bilgiyi dönemin üst düzey emniyet yetkilileriyle paylaştığı aktarılıyor.
Ümit'in ortadan kaybolmasından yaklaşık bir buçuk yıl sonra, 3 Kasım 1996'daki Susurluk kazasında Abdullah Çatlı'nın hayatını kaybetmesiyle güvenlik bürokrasisi, siyaset ve organize suç çevreleri arasındaki ilişkiler geniş çaplı biçimde tartışılmaya başlandı. Tarık Ümit dosyası da Meclis araştırmasında ele alınan olaylardan biri haline geldi.
Tarık Ümit neden kaçırıldı?
Tarık Ümit'in neden ortadan kaldırıldığına ilişkin kesinleşmiş bir neden bulunmuyor. Dosya çevresinde yıllar boyunca uyuşturucu ticareti, kara para, Kıbrıs'taki finansal ilişkiler ve devlet içindeki bazı yapılanmalara ilişkin bilgi sahibi olduğu yönünde çeşitli iddialar ortaya atıldı.
TBMM tutanaklarında Ümit'in First Merchant Bank Offshore Limited adlı şirketin ortak ve yöneticilerinden biri olduğuna ilişkin bilgiler bulunuyor. Aynı kayıtlarda bankanın yatırım dolandırıcılığı, kara para aklama ve sahte senet iddialarıyla bağlantılı olarak çeşitli ülkelerin kolluk makamlarının incelemelerine konu olduğu aktarılıyor.
Ancak bu finansal bağlantılardan hareketle Ümit'in kaybolmasının kesin nedeninin bunlar olduğunu söylemek mümkün değil. TBMM'deki değerlendirmelerde de Tarık Ümit dahil bazı faili meçhul dosyalarda büyük miktarlardaki para hareketlerinin konuşulduğu, ancak ekonomik boyutun yeterince aydınlatılamadığı ifade edildi.
Tarık Ümit öldürüldü mü, cesedi bulundu mu?
Tarık Ümit'in cesedi bulunamadı. Bu nedenle internette zaman zaman kullanılan kesin ölüm ve defin yeri anlatımlarının önemli bölümü iddialara dayanıyor.
Türkiye İnsan Hakları Vakfının 1999 raporunda, Ümit'in kızlarının babalarının ölümünün tespiti için dava açtığı ancak mahkemenin öldüğüne ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddettiği aktarılıyor.
Yıllar içinde Ümit'in öldürüldüğü ve cesedinin farklı bölgelere gömüldüğü yönünde çeşitli iddialar gündeme geldi. Fakat ceset bulunmadığı ve olayın tüm yönleriyle çözülemediği için “Tarık Ümit'i şu kişi öldürdü ve cesedi şu yere gömüldü” şeklinde kesin bir anlatım mevcut kanıtların ötesine geçer.
Tarık Ümit'in ailesi kim?
Tarık Ümit'in Handan ve Hande isimlerinde iki kızının bulunduğu aktarılıyor. Özellikle Hande Birinci, babasının kaybolmasından sonra yürütülen süreçte aktif rol aldı ve Susurluk Araştırma Komisyonuna ayrıntılı ifade verdi.
Hande Birinci'nin komisyona anlattıkları, Tarık Ümit'in son saatlerinin yeniden oluşturulmasında en önemli kaynaklardan biri oldu. Babasının son görüşmelerinden otomobilinin bulunmasına, Mehmet Eymür ve Korkut Eken'le yaptığı görüşmelere kadar birçok ayrıntı bu ifadeler üzerinden TBMM raporuna girdi.
Tarık Ümit dosyası neden Susurluk için önemli?
Tarık Ümit Susurluk kazasından yaklaşık 20 ay önce kayboldu. Ancak 3 Kasım 1996'daki kazanın ardından ortaya çıkan ilişkiler, Ümit'in kaybolmasına ilişkin eski iddiaların yeniden incelenmesine yol açtı.
TBMM, Susurluk'taki kazanın arkasındaki ilişkileri ve yasa dışı örgütlerle devlet arasındaki bağlantı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurdu. Tarık Ümit'in kaybolması da komisyon raporunda ayrı biçimde incelendi.
Bu nedenle Tarık Ümit dosyası, yalnızca bir kayıp kişi vakası olarak değil, 1990'lı yıllardaki güvenlik bürokrasisi, istihbarat, organize suç ve faili meçhul olaylar hakkındaki tartışmaların önemli dosyalarından biri olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde yerini aldı.





