Muhterem Müslümanlar!

Bugün toplumumuzu helâke sürükleyen bir hastalıktan bahsedeceğiz. Bu, israf hastalığıdır. Bu hastalık toplumumuzu büyük bir süratle felâkete sürüklüyor.

Kur an-ı Kerim de 17 yerde israftan bahsediliyor.

Bu devirde Müslümanları tehdit eden en büyük iç tehlike Müslümanların lükse, konfora, israfa, rahata, keyfe, aşırı tüketime müptelâ olmasıdır. Dudaklarında din, iman şarkıları; kalplerinde altın, dolar, tüketim, şehvet, servet muhabbeti Ne korkunç bir nifaktır bu İçimizden çıkan bir takım Samiri ler, bu ümmetin cahillerini altın buzağının peşine taktılar. Şimdi büyük kitleler servet, lüks ve israf içinde yaşamak için deli danalar gibi koşuşturuyorlar

Muhterem Müslümanlar!

Tarihte yerini alan muhteşem Roma İmparatorluğu 4 sebepten dolayı yıkıldı:

1- Güç toplandı adaletsizce davranıldı.

2- Roma da israf akıl almaz boyutlarda seyretti.

3- Cinsel haramlar işlendi, ahlâk çökertildi.

4- Halk yemek tutkunu oldu. Yaşamak için yemiyorlardı, yemek için yaşıyorlardı.

Sonunda helâk olup gittiler.

Günümüzde de tüketim, toplumların yeni dini olmuştur. Onun için üretken ekonominin çılgınları satın almayı ve kullanmayı düzenli bir dinsel tören hâline getirme gayreti içindeler. İnsanlar egolarının tatminini tüketimde arıyorlar. Böyle olunca insanlar, eşyayı hızla tüketmek, eskitmek, yıpratmak ve atmak ve yenilemek zorunda hissediyorlar kendilerini. Bundan dolayı çarşı, pazar ve marketler sanki birer israf tapınağı oldu. Lükse, konfora, rahata tapanların ömürlerinin büyük bir bölümü sofra başında tıkınmakla, helâda ıkınmakla geçiyor. Ne berbat bir var oluş felsefesidir bu Müslümanlar için israfa, aşırı tüketime esir olmaktan daha büyük bir felâket düşünemiyorum. Geçici bir düşman istilası bile bunların yanında ehven kalır. Bazı Müslümanlar camide ehl-i iman, süpermarketlerde ehl-i israf. Müslümanlar, ne olacak bu gidişin sonu

Muhterem Müslümanlar!

Zamane insanlarının nefret ettikleri şeyin başında kanaat ve tevazu gibi şeyler geliyor. Boşuna İmam Şa rani hazretleri Tenbihu l-Muğterrin adıyla bir kitap yazıp eskilerle yeniler arasındaki farkı meydana koymamış. İsrafı kaldırmak için, toplumsal sorumluluğun yanında, bunu destekleyebilecek siyasi bir iradeye ihtiyaç vardır.

Ben kazanıyorum; istediğim gibi harcarım demek hakkına hiçbirimiz sahip değiliz. Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz (Araf Suresi, ayet: 31) ilâhi emri inananların kılavuzu olmalıdır.

İndirimli satışlar kimseyi aldatmasın. Çünkü bu insanları tüketime teşvik eden bir unsurdur. Hz. Ömer in (R.A.) oğlu Hz. Abdullah (R.A.) diyor ki: Resulûllah (S.A.V.) bizi iki sofraya oturmaktan menetti:

1- İçki içilen sofra,

2- İsraf edilen sofra. (Neylü l-Evtar. C/6. Sf:-206)

Bir başka hadiste buyrulur ki:

İstişare eden pişman olmaz.

İstihare eden hüsrana uğramaz.

İktisat eden de muhtaç olmaz. (Tecrid-i Sarih Terc. C/4. Sf: 163)

Konumuzu şu ayet mealleriyle bitirelim:

İsraf edenler şeytanların dostlarıdır. (İsra Suresi, ayet: 27)

Kâfirler dünyada sadece zevk-ü sefa ederler; hayvanların yediği gibi yerler. (Muhammed Suresi, ayet: 27)

Müslümanlar harcadıkları zamanı israf da etmezler. Orta yol tutarlar. (Furkan Suresi, ayet: 67)

Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (Araf Suresi, ayet: 31)