Hemen hemen herkeste az veya çok takıntılar vardır. Bazılarında takıntılar aşırıdır. Böyle kişiler gerçekten çok muzdariptirler. Mesela gusül abdesti için banyoya girip saatlerce yıkandığı bazen de bu halin gün boyu sürdüğünü biliriz veya duymuşuzdur.

• “Evden çıkmadan yemek pişirdiğim ocağı söndürdüm mü ”

• “Evin kapısını çıkarken kilitledim mi ”

• “İnince arabanın kapısını örttüm mü ”

• “Ütüyü fişten çıkardım mı ”

• “Helâda üzerime sidik sıçradı mı ”

• “Sofraya otururken ellerimi yıkadım mı ”

• “Abdestte başıma mesh verdim mi ” daha niceleri için takıntılarımız vardır.

Telefondaki hanımefendi:

—Hocam, oğlum banyoya gireli 6 saat oldu. İçeriden çıkartamıyorum. Defalarca suyu döküp yıkanıyor. Tam çıkacağında, “Şurama su değmedi” diyerek tekrar içeriye dönüyor, yıkanmaya devam ediyor. Ne yapabilirim bana yardımcı olun, diyor.

Daha niceleri.

Son zamanlarda takıntılılar çoğaldı.

Gelelim ne yapabiliriz ..

Bunu halletmek öylesine kolay ki, yeter ki kararlı olabilelim.

Banyoya girip de bir türlü içerden çıkamayıp saatlerce orama burama su değmedi diye yıkayan vücudunu ovmaktan kıpkırmızı çıkaran kişi, kararlı bir ses tonuyla kendisine:

Yıkadım ve temizlendim. Guslüm oldu… desin ve banyodan çıksın. Şeytanın fısıltılarına aldırış etmesin. Sesini olabildiğince yüksek tutsun. Bunu başardığında banyodan çıkarken aklına bağırdığı ses gelir ve problemi halletmiş olur. Bu iş bu kadar kolaydır. 

Bana evden çıktıktan sonra takıntıları yüzünden defalarca eve dönüp baktığını, nasıl bu halden kurtulabileceğini soran hanıma önceki tavsiyemi söyledim.

Hanımefendi sözlerimi dikkate aldı ve kurtuldu. Bu çareyi bir psikiyatri uzmanına anlatmış. O da demiş ki: “Ben de zaman zaman da olsa bu tür takıntılar yaşıyorum.” Benim yaptığımı da onayladı, dedi.

Mutlaka dikkatinizi çekmiş olmalı: Kur’an-ı Kerim’de aynı anlamı taşıyan bazı ayetler birkaç defa aynı metin halinde tekrar edilir. Ben bunu İmam-Hatip Lisesi’nde okurken Kur’an-ı Kerim hocama sordum, dedi ki: Bunun çeşitli hikmetleri var. Bu hikmetlerden biri de imanî konulardaki özellikle nasihatlerin ve telkinlerin manevi bağışıklığımızı kuvvetlendirmesi içindir. Güçlendiği yerde de kalabilmesi için bu telkini hayatımızın merkezine yerleştirmiş oluyoruz. İşte böyle durumlarda biraz önce tavsiye ettiğimiz husus beynimize yerleşiyor; takıntı sıkıntımızı bertaraf ediyor. Beynin işittiği telkinlere karşı duyarlı olması başarıyı gerçekleştiriyor.

Demek ki, takıntı içinde olan insanların bir anda kendisine takıntı olarak takılan mesele karşısında “ben yaptım oldu”, “ben onu kapadım”, “kapıyı kilitledim” diye sesli olarak ifade etmesi beyne ivme kazandırıyor, tekrar yapmak istediğinde takılıp kalmaktan kurtulmuş oluyor.