Suriye de perde önünde çatışanlar belli. Esad ın hükümet

güçleri, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Partiya Yekineya Demokratik (PYD), Müslüman

Kardeşler Teşkilatı (İhvanü l-Müslimin) ve diğer daha küçük boyutlardaki

silahlı muhalif taraflar.

Özgür Suriye Ordusu nun hedefi, 1970 yılında baba Hafız

Esad ın bir askeri darbe ile ele geçirdiği ve 2000 yılında ölümünden sonra

oğlunun devraldığı Esad monarşisine son vermek ve Suriye de 1949 lardan beri

devam eden darbe ile işbaşına gelmek alışkanlığına son vererek ülkeye

demokrasiyi getirmek. Hangi anlamdaki demokrasinin geleceği ise Suriye halkının

idare edilme alışkanlığı doğrultusunda olacağı kesin.

Koma Civakên Kurdistan (KCK) yani Kürdistan Topluluklar

Birliği (KTB) içine Partiya Yekineya Demokratik (PYD) ve Partiye Karkeren

Kürdistan (PKK) ı da alan çatı örgütü. Hedefi Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Güney

Doğu Anadolu da duruma ve dünyanın değişik dönemlerindeki siyasi konjonktürüne

göre birleşik veya da ayrışık otonom veya özerk bir Kürt Yönetimi kurmak ve bu

bölgeler üzerinde söz sahibi olmak.

Oğul Beşar Esad ın isteği ise tüm muhalifleri elindeki

hükümet güçleri ile ezip tekrardan Suriye ye Akdeniz kıyılarından Irak

sınırına, Türkiye sınırından Ürdün sınırına kadar kayıtsız koşulsuz mutlak

hâkim olmak.

Müslüman Kardeşlerin (İhvanü l-Müslimin) hedefi, 1926

yılından beri bölgede devam eden Azınlıklar Yönetimi ne son verip Sünni

çoğunluğun söz sahibi olduğu ve Şeriat kurallarına göre yönetilen bir rejimi iş

başına getirmek.

Bu gerçekler herkesin bildiği ve Suriye toprakları

üzerinde Mart 2011 yılından beri devam eden çatışmaların gözler önündeki

tarafları ve çatışma nedenleri.

Birde perde arkasında, bölgesel çıkarları nedeni ile

kıyasıya çatışan ve müthiş bir diplomasi satrancı oynayan ülkeler var. Amerika

Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Rusya, Çin, Türkiye, Suudi

Arabistan, Katar, İran, İsrail ve birazcık da Avrupa Birliği (AB). 

ABD, İngiltere ve Fransa taraflardan bir tanesini

oluşturuyor. 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması ile 30 yıl müddetle Suriye yi

sömürgesi olarak demir yumrukla yöneten, Fransız kültürünü Suriye halkına

empoze eden ve neredeyse devlet dilinin halen daha Fransızca olarak devam

ettirilmesine neden olan Fransa, her ne kadar Batı dünyası   bloğundaysa da, Suriye konusunda Libya kadar

kesin tavır koyamadı ve tam olarak da tarafını belirleyemedi. 

Suriye deki Fransız mirasından dolayı Fransa, hem Esad ın

tarafını tutuyor, hem de ABD ve İngiltere ye destek çıkmaya çalışıyor. Bu

nedenle de Rusya-Çin bloğu ile ABD-İngiltere bloğu arasında kaldı ve ezilmekle

karşı karşıya. Kimyasal silahlar konusunda Rusya nın önerisini Kurtuluş

reçetesi olarak gördü ve hemen BM Güvenlik Konseyi ne taşıdı. Bu manevrası ile

her iki bloğa da yaranmayı hedefliyor.

Suriye şu anda tam bir satranç tahtası konumunda.

Üzerinde diplomasi satrancı oynanıyor ve taraflardan birisi illaki kaybedecek.

Bu savaşın yıllarca devam etmesine ne can dayanacak ne de para yetecek.

Kendi başına bir taraf olan İsrail i Suriye deki rejim

değişikliği çok ilgilendiriyor. Adeta ölüm kalım meselesi İsrail için bu konu.

Eğer Müslüman Kardeşler zaman içinde hem Suriye de hem de Mısır da iş başına

gelirlerse, İsrail in uykuları kaçacak ve geceleri uyuyamayacak. Bu nedenle de

Esad hükümetinin veya da kötünün iyisi olarak yeni bir Nusayri yönetiminin iş

başında kalmasını ÖSO nun galibiyetine tercih ediyor.

Rusya ve Çin diğer güçlü bloğu oluştururken, perde

arkasından İran hem bu bloğu destekliyor, hem de Esad rejimine tam destek

veriyor.  

  Suriye de 2 bin

yıllık tarih, dünya mirasları, şehirler, ekonomi ve sanayi tamamen yok oldu. 2

milyon Suriyeli, göçmen olarak komşu ülkelerde yaşıyor ve geri dönüp harabeye

dönmüş bir ülkede sıfırdan hayata başlamak istemiyorlar. Bir ailenin mutlak

yönetim hırsı yüzünden dünyanın en eski ve en köklü medeniyetlerinden bir

tanesi yok oldu.

Bundan sonra Suriye de yaşamın normale dönmesi bile pek

bir şey fark ettirmeyecek. Suriye bitti ve eski günlerine dönmesi artık bir

hayal. Yazık oldu Suriye ye...