BU çılgın gidişin sonu nedir
Türkiye de istikrarsızlık olur Maliye ve iktisat çöker
Uluslararası itibarımız düşer Allah saklasın iç savaş çıkabilir Zaten bu
günkü savaş veya savaşımsı kavga bunun bir başlangıcı değil midir
Müslümanlar bugünkü parçalanmışlık, bölünme, kopukluk
içinde kalmakta ısrar ederlerse gelecekleri çok karanlıktır.
Suriye ye benzeyebiliriz Mısıra
Müslüman bir toplumun, İslam ahlakının ilkelerine sırt
çevirmesi onun felaketine yol açar.
Bir ülkede haram yemek yaygın hale gelmişse, orada
gelecek aydınlık değil, karanlıktır.
Bir küfür ülkesi adaletle ayakta durur ama bir İslam
ülkesi zulümle âbad olmaz, yıkılır.
Haram rant yenmesi devleti, ülkeyi, toplumu çürütür
çökertir.
Münker (kötü haram yasak) işler yapanların yanında,
bunları engellemeyen sözde iyiler de yanar.
Riba riba riba Yakar yakar yakar
Zina zina zina Yakar yakar yakar
Lüks ve israf yakar.
Her gün altı milyon ekmeğin çöpe atılması öyle bir yakar
ki.
Bir kısım Müslümanların çılgınca devamlı olarak gıybet
yapmaları, birbirlerinin aleyhinde bulunmaları yangın çıkartır.
Yangında kurunun yanında yaş da yanar.
Öyle bir musibet, afet ve beladan korkunuz ki, içinizden
sadece kötü olanlara gelmez, toptan gelir, yakar.
Müslümanlar, tek bir Ümmet olduklarını, kardeş
olduklarını, bir vücudun organları gibi olduklarını unuturlarsa rezil, rüsvay,
zelil, esir olurlar.
Hem Müslümanız diyorlar, hem de Cuma ezanı okunduğu zaman
dükkanlarını, iş yerlerini kapatıp ticarete ara verip Allah ı zikr etmek için
camilere gitmiyorlar. Eyvah yangın!
Müslümanlar birbirlerini sevmiyor, birbirlerine
acımıyorlarsa orada yangın var demektir.
Cemaat, grup, parça asabiyeti, holiganlığı, militanlığı
yangındır.
Bizim hiç günahımız, noksanımız, hatamız yoktur; bütün
günah ve hatalar ötekilerdedir diyenler beyinsizdir.
Müslüman bir toplum namazı yitirip şehvetlerine uyarsa
yangın çıkar.
Dünya şehveti, para ve zenginlik şehveti, lüks ve konfor
şehveti, benlik şehveti, riyaset, makam mevki, ün, alkış şehveti
Kur anın emir ve yasaklarına uymayan, öğütlerini
dinlemeyen Müslüman bir toplum çöker.
Sünnete sırt çeviren bir toplumun akıbeti iyi olmaz.
Hikmetsiz bir toplum pusulasız bir gemi gibidir, nereye
çarpacağı bilinmez.
Baronlarını putlaştıranların başlarına baron kadar taş
düşsün!
Sadece ben Müslümanım demekle iş bitmez, İslamı yaşamak
gerek.
Tek bir Ümmet olmayan ve râşid bir İmama biat ve itaat
etmeyenler cahiliyet fırtınaları ile boğuşur.
Meselelerini meşveretle çözemeyenler bocalar durur.
İslam Şûrası Ümmet Fetva Heyeti Nasihat Heyetleri
Merkezi Emr-i mâruf nehy-i münker başkanlığı Bana bu kurumların adresini
verebilir misiniz
Sabah ezanlarında Müslümanların büyük kısmı uyuyor. Seher
vakitlerinde camiler boş.
Cemaat iktidar savaşı dedikodularını milyonlarca Müslüman
çılgınlar gibi takip edip dinliyor.
Dev uçağın pilot dairesinde, dev geminin kaptan köşkünde
savaş var. Uçak türbülanslar içinde, gemi dalgalar arasında bata çıka
ilerliyor. Sakın uçak düşmesin, gemi batmasın
Milyonlarca Müslüman savaşı seyr ediyor.
Horoz ve deve güreşi şehvetleri Cemaat ne olacak,
hükümet ne olacak O ne dedi, bu ne dedi
Afganistan, İrak, Suriye, Mısır, Libya
Sırada hangi ülke var
(İkinci yazı)
Allah ın Kaderi ve Ülke İdaresi
İSLAM dini bize, kainat içre küçük sineğin bile Allah ın
takdiri ve yaratması olmadan kanadını çırpamayacağını bildiriyor. Allahü Teâlâ nın
ilmi, iradesi, kudreti, kaderi bütün alemleri, yaratıkları, havadisi
kuşatmıştır.
Hal böyle olunca, bir ülkenin veya devletin
başındakilerin de takdir-i ilahî ile o makamlara geçmiş olduğu anlaşılır.
Onların o makamlara Allah ın iradesine rağmen, sadece
kendi istekleri ile geçmiş olduklarını iddia etmek, buna inanmak küfür olur.
Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) Siz ne
halde iseniz, o şekilde idare olursunuz buyurmuşlardır.
Hükümetin, idarenin iyi ve âdil olmasını elbette isteriz.
Lakin bu isteğin yanında, cüz î iradelerimizle yapabileceğimiz hayırlı işleri,
sâlih amelleri yapmamız gerekir. Sadece kuru istekle düzelme olmaz.
Hazret-i Ömer el-Faruk efendimiz (radiyallahu anh) bir
kavme mensup kimselere sormuş: Ne var ne yok, durumunuz nasıl .. Elhamdülillah
her şey yolunda da, sadece bir aksaklık var, o da develerimiz uyuz oldu
cevabını vermişler. Yine sormuş: Bunun için ne yapıyorsunuz Bizim içimizde çok
sâliha ihtiyar bir kadıncağız var, develerin iyileşmesi için dua ediyor
demişler. Mescid-i Nebevî nin minberinde hutbe okurken çok uzaklardaki ordu
kumandanı Sariyeye, Ya Sariye, cebel cebel!.. diye bağırarak uyaran o büyük
zat, develeri hastalanan kavmin temsilcilerine O ihtiyar kadının dualarına
biraz ardıç katranı katsanız iyi olur buyurmuş.
Bir toplum iyi, âdil, sâlih bir idareye kavuşmak
istiyorsa, dualarına sahih itikad, beş vakit namazı dosdoğru kılmak, farz
namazları cemaat halinde eda etmek, zekatı vermek, nefsiyle büyük cihad etmek,
küffarla küçük cihad, emr-i maruf ve nehy-i münker, herkesin ilmihalini öğrenip
hayata uygulaması, adalet, insaf, itaat ve biat, yardımseverlik ve paylaşma
gibi ardıç katranları katmak mecburiyetindedir.
Kendimizi ve toplumu düzeltmeden iyi bir idareye
kavuşacağımız sanmak eblehlik ve beyinsizliktir.
Sivil darbe yapılsın, bugünkü iktidar devrilsin, yerine
çok iyi bir iktidar gelsin Bu istek ve niyet, Resulullahın Siz ne halde
iseniz öyle idare olunursunuz haberine aykırı düşer.
Biz belki ülkeyi, devleti, toplumu bütünüyle düzeltip
ıslah edemeyiz ama cüz î iradelerimizle yapabileceğimiz çok iyi şeyler vardır.
Birkaçını sayayım: İtikadımızı tashih edebiliriz Beş vakit namazı kılabiliriz
İcazetli salih imamlar bulup farz namazları onların ardında cemaatle eda
edebiliriz Zekatlarımızı Kur ana, Sünnete, şeriata, fıkha uygun şekilde
verebiliriz Elimizden geldiği kadar ve derecemize uygun şekilde emr-i maruf ve
nehy-i münker yapabiliriz İlmihalimizi güzelce ve doğru olarak öğrenebilir ve
öğrendiklerimizi hayata uygulayabiliriz Cüz î iradelerimizle bunları yaparsak,
sabır ve salat ile Allahtan yardım istersek, O da bize yardım eder, bizi
kurtarır.
Kendimizi, toplumu ıslah etmeden, darbe ile iktidarı
devirmek cinnettir.
Allahü Teâlâ ribadan, zinadan, içkiden, gurur ve
kibirden, lüks ve israftan, gıybetten, nemimeden, tecessüsten, tefrikadan,
çekişmeden, beyinsizlikten, nifaktan, şikaktan razı olmaz.
Kötü bir toplum, kendini ıslah etmedikçe iyi bir idareye
kavuşmaz.
Yalanın, dolanın, iftiranın, Müslümanları aldatmanın,
taqiyye ve kitmanın, hilekarlığın, şeytanlığın sonu salah değil, şekavettir.
Kışın şiddetli günlerinde, genç anne ve babanın,
evlerinde soba yakacak biraz odunları ve kömürleri olmadığı için kırk günlük
bebekleri soğuktan öldü. Bu toplum bu ölümün vebalini omuzlarında taşımaktadır.
Beş vakit namazı yitirenler ve şehvetlerine uyanlar iflah
olmaz, necat bulmaz.
Mevlid gecesi, bir caminin şadırvanından şerbet akıtmakla
bozuk toplum düzelmez.
Birbirimizi sevmedikçe, aramızda yardımlaşmadıkça, tek
bir Ümmet haline gelip başımıza âdil ve râşid bir reis seçip ona biat ve itaat
etmedikçe kurtuluş, necat, felah olmaz.
Günahkar bir toplum askerî ve sivil darbelerle kurtuluşa
ve izzete ermeyeceği gibi eskisinden beter olur.
İtikadında bozukluklar olan Müslüman bir toplum zelil
olmaya mahkumdur.
Namazı terk eden Müslüman bir toplum hür olamaz, esir
olur.
Seher vakitlerinde leşler gibi yatanlar nasıl aziz
olacak
Din kardeşi aç iken, din kardeşinin bebeği soğuktan
ölürken kendileri Nemrud ve Firavun gibi lüks ve israf içinde yaşayanlar nasıl
düzelecek
Allah ve Resulü bize tek bir Ümmet olun, ulü l-emre itaat
edin, Allah ın ipine sarılın, sakın parçalanıp ayrılmayın buyururken, biz
bugünkü parçalanmışlık, bölünmüşlük, tefrika içinde nasıl kurtulabiliriz
Yahu bırakalım şu aptalca ve cahilce darbe heveslerini de
adam gibi Müslüman olalım, ahlaklı ve faziletli olalım, bilen olalım, bilmeyen
olmayalım, camide olalım, boynumuzda biat bağı bulunsun, komşumuz aç iken biz
tok olmayalım, kuyruğumuza dünya kabaklarını bağlamayalım
20.01.2014