Bismillâhirrahmanirrahîm!

SURİYE sorunu kaos haline geldiği için en hassas dönemini yaşıyor. Çok dikkatli ve uyanık olunması gereken günlerdeyiz. Emperyalizm Suriye’yi altı federal bölgeye ayırma hazırlığındadır. Bu amaçla bir anayasa oluşturmanın son aşamasına geldiler. Türkiye ve İslâm dünyasının Suriye’ye ciddi destek vermesi “zorunluluk” haline gelmiştir. Bütün planlarımızı, Suriye ve Ortadoğu’da “emperyalist kıskaçtan kurtulma” üzerine yapmalıyız.

Erbakan Hoca, olayları “bütüncül” olarak ele alır; çözümleri için iki emperyalist gücün hedeflerini göz ardı etmezdi: 1. ABD’nin Afrika Planı’nı, yani Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) dikkate alırdı. 2. İsrail’in bir inanç olarak benimsediği Arz-ı Mev’ud’a ulaşmak isteyişini hesaba katardı. Temel bakış açısı buydu.

Erbakan Hoca, 911 kilometrelik sınır komşumuz olan Suriye konusunu, Türkiye’nin en önemli güvenlik problemi olarak görür; Suriye meselesinin ihmale gelmeyeceğini hatırlatarak şu uyarıyı yapardı: “Eğer bir gün mesele Suriye olursa; bilin ki, asıl hedef Türkiye’dir.” Bugün Erbakan Hoca’nın bu uyarısının gerçek olduğu günlerdeyiz. ABD, İsrail, Rusya ve Batı’nın Suriye üzerinde yoğunlaşması bunu anlatmıyor mu?

Suriye; çok farklı din, mezhep ve etnik kökene sahip insanların yaşadığı bir ülkedir. Emperyalizm, bunları kullanıp farklılıkları körükleyerek Suriye halkını “ayrıştırmaya”, gücünü kırmaya çalışmaktadır. Suriye halkının hepsinin birleştiği ortak bir zeminde buluşması gerekmektedir. Asıl amaç, Suriye’nin “toprak bütünlüğünün korunması”ndan taviz vermemek ve “çok başlılığı” engellemek olmalıdır.

İLGİSİZ KALINAMAZ

KÖRFEZ Savaşı, son yüzyılda Ortadoğu’da açılan ilk büyük gedik oldu. Irak işgal edildi. Erbakan Hoca, bu süreçte elinden gelen bütün gayretini sonuna kadar kullandı. Savaş öncesi sorunu barışçı yollarla çözmek için kırktan fazla Müslüman ülkeden ilim, fikir ve devlet adamının katılımıyla, 17 Haziran 1990’da Bağdat’ta İslâm Birliği toplantısı yaptı. Mekke, Amman ve Trablus’ta toplantılar düzenledi. 22 gün 22 gece Körfez Barış harekâtı mücadelesi verdi.

Erbakan Hoca, mücadelesinden sonuç alamamasının gerekçesini şöyle anlatır: “Krizin tarafları olan Irak ve Kuveyt yönetimlerinin basiret ve idraklerinin bağlanması, hırslarının ve egolarının ağır basması, resmin tamamını görmeye bir türlü yanaşmamaları, yaptığımız onca ikazların önem ve ciddiyetini kavrayamamaları Siyonistlerin işlerini kolaylaştırdı.” (Davam, s. 152)

Bugün İslâm dünyasının “birlikte” hareket etmesi bir “zaruret” haline gelmiştir. Karşımızda İslâm dünyasını yok etmeye azmetmiş, dünyada mafya lideri gibi davranan Trump gerçeği var. Bu saldırganlığa karşı hem İslâm dünyası hem de dünyanın barışçı insanları “tek güç” olmalıdır. Güç, oyunu bozacaktır.

Bu süreçte en büyük görev, İslâm dünyasının amiral gemisi durumundaki Türkiye’ye düşüyor. İktidarda “Dostum Trump” diyen, BOP Eşbaşkanlığı’nı üstlenen, İsrail’le normalleşen bir zihniyet vardır. Türkiye sevdalıları bu hastalıklı zihniyeti ikna etmelidir. Burada, Erbakan’ın İslâm dünyasının değerleriyle örtüşen bir çözüm yolunu kavramış olan Saadet Partisi’ne de çok büyük görevler düşüyor.

ÇOK BAŞLILIK OLMAZ

EMPERYALİZM, Suriye’de güçlü bir devlet” istemiyor. Suriye’yi parçalamak için altı federal bölgeye ayırma hazırlığında! MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Suriye’deki çok başlılığı ve özerk yapılanmaları kabul etmeyeceklerini şöyle açıkladı: “Terör örgütü PKK/PYD/SDG’nin silâh bırakması, elebaşıları ve yabancı örgüt mensuplarının Türkiye’yi terk etmesi gerekmektedir. Bu şartlarda Suriye hükûmeti ile iş birliği içindeyiz.” (20.2.2025)

Trump, Rusya ile tek güç haline gelebilmek için önüne gelene saldırıyor. “Gazzelilerin sürgün edilmesine karşı çıkan Ürdün kralına demediğini bırakmıyor. Trump bu gözü dönmüş saldırganlığıyla NATO ve Avrupa’yı da rahatsız ediyor. Dünyanın özgürlük ve barış sevdalısı insanları da Trump’ı onaylamıyor.   

Sözün burasında, Millî Gazete yazarımız Ekrem Şama’nın “isabetli” bir teklifi oldu. “Millî Görüş’ün ve Erbakan Hocamızın dişi ve tırnağı ile kazıyarak kurmayı başardığı ve fakat AKP iktidarının reel politiğe feda ederek pasifleştirdiği D-8 ülkelerinin acilen toplanması”nı şöyle gerekçelendirdi:

“Hazır, Avrupa tedirgin iken, şimdi AKP iktidarının ayağına bu durum bir fırsat olarak gelmiştir. Bu 8 ülkenin en başındakileri, İstanbul’da ‘çok önemli ve acil’ kaydıyla toplama girişimi başlatarak, basiret ve ferasetini göstermelidir. (…) ABD ve İsrail’in yenilmezliği karizmalarının Filistin mücahitlerince çizildiği bir aşamada ‘tarihin akışı’ değişecektir.” (17.2.2025) Hükûmet, bu cesareti gösterebilir mi? Bekleyip göreceğiz.