Beşiktaş; hani şu geçen hafta beş atıp liderlik koltuğuna rakiplerine dörder puan atan takım... Kasımpaşa; ligin en az gol yiyen takımı, yani bir yerde topluca savunmayı iyi yapan ama gol atmada o kadar etkili olmayanlar topluluğu... Bu iki takım karşı karşıya gelirse nasıl bir oyun çıkar ortaya İlk yazdığım takım tek kale oynar sanki diğeri de savunur ve de ya berabere biter, ya ilk takım az bir farkla kazanır... Hayır! Biz, ligin başladığından bu yana, hatta hatta son senelerde bu kadar yüksek tempolu, bu kadar çağın oyununa yakın, bu kadar iyi şeylerin yapıldığı bir maçı izlememiştik. Önce teşekkürler Beşiktaş ve Kasımpaşa!

Şimdi tekniğe geçelim. Şenol Güneş rakibin savunmada etkili ama hücumda eksik olduğunu bilmesine rağmen maça yine de temkinli oynayacak bir kadro sürmüştü. Orta alan Neciple sigortalı idi. Ama Quaresma oynadığından arkaya destek tabii ki aksayacaktı. Rıza Çalımbay ise Ademi bir kenara çaktırmadan ikinci santrfor gibi dizmiş, Ereni de tam uç adamı olarak görevlendirmişti. İlk bakışta Beşiktaşın Ersan kaybından dolayı tandemde bir yenilikle arıza göstereceğini düşünmüş ki, hem Adem, hem de Eren vardı. Haksız da çıkmadı. Ama Kasımpaşanın diğer blokları da müthiş bir takım oyunu anlayışı içinde hareket edince Beşiktaşın biraz da takım kurgusundan kaynaklanan arızası hemen ortaya çıkıverdi.

Erenin golüne Rodolfo erken cevap verdi. Sonra Donkun füzesi Tolganın bakışları arasında dersek daha doğru olur, doksana takıldı. Dedik ya, Kasımpaşa beklenenin üzerinde bir hücum aksiyonu ile oynuyordu.

İçeriye 2-1 Kasımpaşa üstünlüğü ile gidildikten sonra baktık ki, Şenol hoca en azından o klasik olan tertibine dönmüş. Yani Quaresma dışarı Gökhan içeri, Necip kenara Sosa içeri... Bu, Beşiktaşın öne doğru daha etkili, daha çabuk oynayacağı anlamı taşıyordu. Bu da Kasımpaşanın yavaş yavaş topluca topun arkasına dönüp savunmaya geçişine ve gol işini de kontraya bırakışı anlamı taşıyordu. Nitekim o Sosanın harika pasına Gomez de aynı biçimde karşılık verince yeniden beraberlik geldi.

Ne maç oluyordu ama... Eren, Beşiktaş ceza alanı içine düşen, belki de tandem değişimi yüzünden adam paylaşımındaki hatayı bir daha cezalandırdı. Vay be dememek mümkün değil. Şenol hoca Miloseviçi alıp Cenki de oyuna sürmez mi Atiba az da olsa tandemin ikinci adamı rolüne geçti.

Ve maçın skor kaderine gelelim. Yok yok Oğuzhanın penaltısı değil o an... Eren, yanılmıyorsam 90. dakikada bir topu bomboş aldı. Kaleye gitse ya gol atacak, ya da penaltı yaptırıp Tolgayı oyun dışına atacak ve de Beşiktaş 10 kişi kalacak... Ama o eskilerin metodu olan topla korner atılan köşeye gitti ve top Beşiktaşa geçti. Sonra mı O top döndü penaltı oldu. Bana göre de net penaltı. Ve maç 3-3 gibi oyununa, temposuna, özetle futboluna uygun bitti.

Ders mi Beşiktaş artık Quaresmayı ancak süs veya çok ama çok çaresiz kaldığında kullanmalı... Rıza hoca da ki, kendisini iyi tanırım öyle bir düşüncesi yoktur, Erene düdük çalmadan maçın bitmeyeceğini anlatmalı...