1953’de inşa edilen eski “Adalet Sarayı” 1957 yılında ancak

hizmete girebilmiş.

Aşağı yukarı 60 yıl boyunca “adalet” ile ”adaletsizlik” arasında pek çok olaylara şahitlik etmiş bir

bina.

Birçok tamiratlar geçiren bina, deprem şartlarına uygun

olmadığından bir seneden beri de boş olarak duruyor.

 Bilindiği gibi

“Sultanahmet”, İstanbul’un en çok “turist çeken” semtlerinden biri.

 Topkapı Sarayı başta

olmak üzere çevredeki bazı müzeler ve tarihî mekânlar, bölgeyi bir “cazibe

merkezi” haline getiriyor. 

Sultanahmet Camii, Ayasofya, Türk-İslâm Eserleri Müzesi, Gülhane Parkı, Alman Çeşmesi ve Yerebatan

Sarnıcı gibi tarihi mekânlar buraya ayrı bir özellik katıyor.

İnsanların ilgi odağı olan böylesi mekânların

değerlendirilmesiyle ilgili ilk akla “otel yapma” fikri geliyor.

Oysa “kalıcılık ve tanıtım” açısından “kültür ve sanat”

fikri,  önce gelmeli…

***

Son günlerde “kültür ve sanat” alanında çok konuşulan,

“Sultanahmet Adliye Sarayı’nın Kültür Sarayı’na” dönüştürülmesine dair istekler

var.

İlk istek, “Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği”

(ESKADER) tarafından gündeme getirildi.

 “Kültür Sarayı”

konusu, sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere, “kültür ve sanatla”

ilgilenen kişiler tarafından büyük ilgi gördü.

Sultanahmet bölgesinin tarihî, kültürel ve turistik mekân

olarak yeniden düzenlenmesi ve ”kültür sarayı” olarak dizayn edilmesi o güzelim

tarihi yarım ada için büyük önem taşıyor.

Bu bölgede bulunan, gazetelerden sonra yayınevleri de bir

bir çekiliyor.

Uluslararası “kültürel etkinlikler”, merkezde olması

gerekirken şehrin dışına taşındı.

Cağaloğlu olarak bilinen “Bâb-ı Âli”nin turistik semt hâline

dönüştürülmesi, ticaretle ilgilenenleri sevindirmiştir ama “kültür ve sanatla”

ilgili olanları da üzmüştür.

“Kültü ve sanatla” bu kadar iç içe olan bir semtimizin

tamamıyla turizme dönüştürülmesi, ne tarihimizle ne de kültürümüzle bağdaşıyor.

***

ESKADER’in, özellikle dernek Başkanı Mehmet Nuri Yardım’ın

öncülüğünü yaptığı, “Sultanahmet Adliye Sarayı, Kültür Sarayı olsun” projesini

herkesin savunması ve desteklemesi gerekiyor.

Tarihi yarım adanın tam merkezinde; konferansların,

tiyatroların, konserlerin, sinemaların, panellerin, imza günlerinin, kitap

fuarlarının, sergilerin, milli sanatların ve her alanda kursların yapılacağı

bir “kültür sarayını” kim istemez

Bu projenin hayata geçirilebilmesi için başta İstanbul

Valisi, Sayın Hüseyin Avni Mutlu beyin, İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Muammer

Yıldız beyin, İBB Başkanı Sayın Kadir Topbaş beyin, sivil kuruluşların, medyanın,

yazar ve sanatçıların desteklemesi gerekiyor.

Kültürümüzün tanıtılması için bu yarım ada, dünyaya açılan

bir pencere konumundadır.

İstanbul’a gelen turistler, önce Sultanahmet’ten başlıyorlar

ziyaretlerine.

Her şeyden önce, “Kültür Sarayı” bu tarihi yarım adaya

yakışır.

***

“Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği”

(ESKADER)’den bahsetmişken biraz faaliyetlerine de değinelim.

Her Perşembe akşamı,”Timaş Kitap Kahve”deki   “Bâb-ı Âli Sohbetleri”  aralıksız devam ediyor.

Her perşembe akşamı, tarih, edebiyat, müzik, tasavvuf,

folklor, tiyatro, sinema ve diğer sanat kolları ile sosyal konularda

konuşmacılar ve davetliler, değerlendirmeler yapıyorlar.

Her sene kayıtlı üyelerin görüşleri alınarak “ESKADER

Ödülleri” veriliyor.

Bu ödüller, yılın en iyi hikâye kitabı, şiir kitabı, en iyi

filmi, en iyi tiyatro eseri, en iyi yayıncısı şeklinde oluyor. Bu şekilde,

“sanat ve kültür” alanında araştırmacıların, hikâyecilerin, romancıların ve

diğer sanat dallarında faaliyet gösterenlerin tanıtılmalarına katkılar sağlanıyor.

Tabi bütün bu etkinliklerin lokomotifi konumunda olan

ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım’ın aktif yönü, sanata ve kültüre olan

aşinalığını göz ardı edemeyiz…

Bu azmin, bu heyecanın ve bu hevesin devam etmesini canı

gönülden talep ediyorum.

Rabbim muvaffak eylesin…