GEÇTİĞİMİZ aylarda İstanbul TYB nin faydalı bir programı

vardı, Şule Yüksel Şenler i konu alan. Şule Hanımı Şule Hanım yapan kuşkusuz

her şeyden önce verdiği başörtüsü mücadelesidir. Ünlü romanı Huzur Sokağı nda

bile başörtüsü konusu nazikçe işlenir. Bir dönüşün hikâyesi anlatılır.

O dönemlerde Erzurum da verdiği bir konferanstan sonra

dönemin genç kızları tesettürlerine çeki düzen vermiş. Öncesinde tavşan kulağı

denilen model ile başörtülerini bağlayan kızların saçları önden ve arkadan

olduğu gibi görünüyormuş. Etek boyları diz altı dediğimiz şekildeymiş ve

altında ya çorap bulunmamakta ya da oldukça ince var yok arası bir çorap

giyilmekteymiş. Şule hanımın konferansı o derece etkili olmuş ki hemen her genç

kız uzun pardösü ya da etek giyinip, başlarına örtüyü tam örter olmuşlar. Şimdi

ise durumu konuşmamıza lüzum yok. Şule Hanım şöyle özetliyor: Verdiğimiz

emekler boşa gitti, tesettürün içi boşaltıldı. Bu vahametin farkında olan

acaba kaç kişiyiz

Kendimizi sürekli savunurken hatalarımıza körleşmemiz

kaçınılmazdır. Gençlik tutkulu bir şeydir, özentilere kolayca kapılır gönül kolayca

kayar. Gençliği koruyacak tek şey maneviyattır. İçi dolu dolu bir eğitim

aileyle verilmelidir. Dışarıdan gelen taarruza ancak ailenin düzgün eğitimi

engel oluşturur. Örtünme bilinci olan bir genç kız, etrafına her ne kadar

özense de kendi ölçü ve sınırlarını korur.

Allah ın dediğine bakar, insanların sözlerini önemsemez.

Tayt giyip de üzerine belinde kalan bir ceket geçirdiği zaman kendisini kendisi

tuhaf bulur. Bu kıyafetin üzerine bir örtü taktığı vakit ne kadar komik

görüneceğini kendi kavrar. Bu hâli kendisine yakıştıramaz. Dudağına koyuca ruj

sürdüğünde ya da hafif bir parlatıcı uyguladığında bunlar ile örtüsünün yine

komik görüneceğini kendisi algılar. Örtünme bilinci içeriden gelen bir şeydir

dış müdahaleleri kabul etmez. O nedenledir ki ailesinin baskısıyla örtünen

insanlar ailesinin görmediği yerde o örtüyü çıkarır o örtüden utanç duyarlar.

Bunu dışarıdan bakanlar anlayamaz o nedenle kendi isteği ile örtünen genç

kızlara asla inanmaz ailenin baskısıyla örtüyorsun yalan söyleme derler. Konumuza

geri dönelim.

Gördüğümüz bu yeni durum aslında örtüden duyulan utancın

bir dışavurumudur. Mahalle baskısına dayanamayan başörtülüler bunu öyle bir

kılığa soktu ki hem örtülüyüm hem modernim imajını oluşturmaya çalıştı. Bu en

kötü şeydir ki örtünün bir geri kafalılık olduğunu evvela örtülüler örtüyü

bozarak haykırdı. Bu akımın içindeki insanlar, örtünün gereğini tam olarak

yerine getirmeye çabalayanların birinci yuhalayıcısı. İlk alayı bu akıma

kapılanlardan görüyoruz. Din karşıtlarını geçen korkunç bir tavır içine girmiş

bu insanlar bakışlarıyla hemen size hâlâ ne geri kafalılar var ne zevksiz ne

iğrenç giyiniyor bari tesettür moda dergilerinin kapaklarına baksa da hâline

çeki düzen verse! Bunun gibiler yüzünden biz de yaftayı yiyoruz! diyorlar. Uyarı

tamamen kaldırılmış durumda. Oysa dinimizde elinle düzelt, dilinle düzelt o da

olmaz ise kalben buğz et ki bu imanın en zayıf derecesidir denilmişken