2008 yılında âlây-ı vâlâ ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu değiştirilerek emeklilik ve sağlık haklarında ciddi tahribat yapılmıştır.

Mevcut hükümet tarafından “reform” olarak sunulan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu’nun bazı hükümleri 1 Ocak 2008, 30 Nisan 2008 ve 1 Temmuz 2008 tarihinde yürürlüğe girmiş; bir bütün halinde hükümler ise Ekim 2008’de yürürlüğe girmişti. Kanunun çıktığı günlerde Sosyal Güvenlik Sisteminde reform ve iyileştirme şeklinde sunulsa da geldiğimiz noktada sistemin reform değil tam bir deform olduğu gün gibi ortaya çıkmıştır.

Sosyal Güvenlik kelimesinin de doğru kullanılmadığını “Sosyal Güvence” şeklinde değiştirilmesi gerektiği bahsini başka bir yazıya bırakarak söz konusu adaletsizliğe işaret etmeye devam edelim.

2008 yılı, Sosyal Güvenlik Sistemi açısından bir kırılma noktasıdır ve bu kırılma o kadar profesyonelce örtülmüştür ki, hak kaybı yaşayanlar aradan yıllar geçtikten sonra yeni anlamış, bir kısmı hâlâ hak kayıplarının farkında bile değildir. Bu hak kaybı, işçi, memur, esnaf ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilmiştir.

Mevcut hükümet, Aralık 2004’te Sosyal Güvenlik konusunda düğmeye basmış, reform adıyla dört tasarı açıklamıştır. Bunlar: “Primsiz Ödemeler Kanun Tasarısı, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanun Tasarısı, Emeklilik Sigortası Kanun Tasarısı, Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı”dır.

Tasarılardan ilki nadasa bırakılırken, ikincisi 16 Mayıs 2006’da TBMM’de kabul edilmiş; son iki tasarı ise Nisan 2005’te TBMM’ye gönderilmiş, 19 Nisan 2006 yılında kabul edilmiştir. Sosyal Güvenlik Sistemi’ndeki bu değişikliklerde uluslararası sermayenin ve IMF’nin rolü açıktır. Zira, 2003, 2005, 2006 ve 2008’deki IMF’ye sunulan “niyet mektupları” ortadadır.

Sosyal Güvenlik Sistemindeki geniş çaplı değişikliğe muhalefet karşı çıkmış, dönemin Cumhurbaşkanı, değişikliği tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye iade etmiş ancak hükümet hiçbir değişiklikyapmadan 31 Mayıs 2006’da tekrar kabul ederek 5510 sayılı kanun olarak yayımlamıştır. Konu Anayasa Mahkemesi’ne intikal etmiş, mahkeme 15 Aralık 2006’da iptal etmiş; AK Parti hükümeti kanunu önce 1 Temmuz 2007’ye daha sonra 1 Ocak 2008’e ertelemiştir. Ancak hükümet, Sosyal Güvenlik Sistemi’ni baştan sona değiştiren bu geniş çaplı değişikliliği 17 Nisan 2008’de 5754 sayılı kanun adıyla TBMM’den geçirerek tekrar yasalaştırmıştır.

17 Nisan 2008 tarihinde çıkartılan 5754 sayılı kanun ile bu tarihten sonrasını etkileyen temelde üç tahribat yapılmıştır:

1-     Emeklilik yaşı ve prim gün sayısı artırılmıştır: Buna göre, kanunun çıktığı 2008 sonrası emekli olanların gerek emeklilik yaşı gerekse prim gün sayısı kademeli olarak artırılmıştır. Prim gün sayısı 7.000’den kademeli olarak 7.200 ve 9.000’e çıkarılmış. Yeni düzenlemeyle bu tarihten sonra sigortalı olanlar erkekler için emeklilik yaşı 2036’ya kadar 60, 2044 yılında ise 65’e; kadınlar için emeklilik yaşı ise 2036’ya kadar 58, 2048’de 65’e çıkartılmıştır. Yani 2048’de kadınlarla erkeklerin emeklilik yaşı 65 olarak eşitlenmiştir.

2-     Emeklilik bağlanma oranı düşürülmüştür: Bu tarihten sonra emeklilik bağlanma oranı düşürülmüştür. 2000 yılı öncesi emekli aylığı hesaplanırken o güne kadarki prim gün sayılısı ile kazançları %70 aylık bağlama oranı ile, 2000-2008 arası %60 aylık bağlama oranı ileyken 2008 sonrası %50 aylık bağlanma oranıyla hesaplanmaya başlanmıştır. Bu rakamlar, prim gün sayısına göre değişiklik gösterebilir.

3-     Güncelleme katsayısı düşürülmüştür: Bu yasa ile aylık bağlanma oranının yanı sıra güncelleme katsayısı da düşürülmüştür. Kazançlar güncellenirken büyüme oranının yüzde 100’ü değil, sadece yüzde 30’u dikkate alınmaktadır. Özellikle enflasyonun düşük, büyümenin yüksek olduğu dönemde çalışanların ilerideki emekli aylıkları 2008 öncesine göre hayli düşmektedir.

Netice: Son günlerde SGK uzmanı sıfatıyla gazetelerde yazı yazan ve televizyonlarda yorum yapan hükümet yanlısı kişilerin, 2024 yılında emekli olanların 2025 sonrası emekli olanlara göre yüzde 30 oranında yüksek maaş alacakları yönündeki algıları, aslında 2008 yılında yapılan düzenleme sebebiyle düşen aylıkları perdeleme çabasıdır. İşin aslı, 2024 yılında emekli olanların 2025 ve sonrası emekli olanlara göre daha yüksek emekli maaşı alması değil, 2008 öncesine göre haklarını tam olarak alamamasıdır. Buna rağmen bu kişiler avantajlıdır. Çalışmaya devam edenlerin emekli aylıklarının Ocak 2025’ten sonra şimdiki göstergelerine göre yüzde 30 civarında düşeceği açıktır.

Bu konuya gelecek yazıda devam edeceğiz inşallah.