Her şeyin bir sonu var; inanan insan hadiselere bu gözle bakar. Bu manada, iktidar partisi de yolun sonuna gelmiş bulunuyor.

21 Mayıs Pazar günü, Ankara›da AK Parti›nin büyük kongresi yapıldı. Kongre ile birlikte Türkiye›de bir ilk yaşandı. İlk defa bir Cumhurbaşkanı, delegeler tarafından bir partinin genel başkanı seçildi. Tek parti dönemi istisna sayılırsa bu bir ilkti...

AK Parti, kurulduğu andan itibaren; hatta, biraz daha gerilere gitmek gerekebilir, adına «yenilikçi hareket» dendiği zamanları hatırlayalım: «Taban demokrasisi» istiyorlardı; ayrıca; «yenilik», «değişim», «gençlik» gibi her dönem iş yapan tılsımlı sözcükleri vardı.

Şimdi n'oldu?

Tabanın sesine kulak veren yok.

Yenilikçilikten söz ediyorlardı, kendileri eskidiler...

Değişim istiyorlardı, şimdi, değişime en çok direnen konumdalar.

Ayrıca, partiyi kuranlar ak saçlı oldular.

Popülist söylemlerle yola çıkanlar yolda kalırlar; şekilde görüldüğü gibi. Türkiye 15-20 sene öncenin Türkiye›si olmadığı gibi; dünya da artık öyle bir dünya değil. Dünya meselelerine siz nasıl bakıyorsunuz, o önemli. 

Ayrıca şunu da sormadan geçemeyiz: Yenilik ve değişim, kurucu liderin tekrar işin başına geçmesi midir? Önce, birinin çıkıp bunu izah etmesi gerekir.

Türkiye›ye karşı büyük bir oyun kurulduğu herkesin malumu. Ancak, bu memlekette tuhaf giden çok önemli birşey var; ülke yöneticileri, oyunu kuranlarla birlikte oyunu bozacağını sanıyor. İşte, tabandaki temel yanılgı burada.

Halbuki, seçmenin önemli bir kısmının beklentisi çok farklı. Onlara göre Tayyip Erdoğan; ABD Başkanına haddini bildirmeye gitmişti. AB de kim oluyordu, şimdi reis hepsinin ağzının payını verir oturtur. Bir kesim böylesine tatlı hayaller kurarken «reis» Ensar Vakfı’nın iftarında geç gelen itirafları sıraladı: 

«14 yıldır kesintisiz iktidarız ama sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda hâlâ sıkıntılarımız var.” 

«Medyadan sinemaya, Bilim ve Teknolojiden hukuka kadar pek çok alanda hâlâ en etkin yerlerde ülkesine ve milletine yabancı zihniyetteki kişilerin, ekiplerin, hiziplerin bulunduğunu biliyorum.»

Biz gene uyarımıza devam edelim: 

Ey iktidar sahipleri! 

Siz, aslında zannettiğiniz gibi işin başlangıcında değil, sonun başındasınız! 

Aynı zamanda iktidarda bulunduğunuz için beklentilere de cevap verme mecburiyetindesiniz. Süreniz doldu, uzatmaları oynuyorsunuz. Ne yapacaksanız yapın artık!