Yaşamıyoruz; adeta sonuçları zamana yayarak hayatı erteliyoruz. Araya çok fazla “reklam” alındığı için bunu görmek zorlaşıyor. Şimdilik bu iktidarın işine geliyorsa da, çözümü ertelemenin faturası giderek kabarıyor. Çünkü sonuçları zamana yaymak; kaymaktır! Ekonomideki kaymayı bankalar, dış politikadaki kaymayı zirveler örtüyor olsa da sosyal hayattaki kaymalar haneleri vurmaya başladı. Çünkü sosyal hayat bugünkü kadar hiç sorgulanmadan yaşanmamıştı!
Son yılların sosyal göstergeleri, “s.o.s” göstergeleri olup alarm veriyor. Mesela bir ildeki yükseköğretim kız yurdundan iki öğrenci kaçırılıyor ve yurt öğrencileri eylem yapıyor. Yetkililer güvenlik sayısını artırmaktan dem vurarak olayı örtüyor. Peki, veliler neden kızlarını bir haftalığına bile olsa evine çağırıp olayı protesto etmiyor? Diplomalar, gözleri örtmek için perde olmamalıdır. Kariyer koşusunun bariyer koşusuna dönüştüğü bir ülkede “adanmışlık” yerine “aşınmışlık” oranı yükseliyorsa toprak altımızdan kayıyor olsa gerek…
Okumuş insanların sayısı arttıkça şehirlerin karmaşası artıyor. Yüksek yüksek apartmanları yapıp sonra da komşuluk ilişkilerinin zayıfladığından dem vuranların okumuş olması kimseyi düşündürmüyor. “Kentsel dönüşüm”ü allayıp pullayarak şehri nasıl beton yığını yapıldığını gelecek nesle birkaç daire bırakarak örteceğinizi mi zannediyorsunuz? Herkes kendi kuyusunu kazıyor ve üstelik kuyuya gelecek nesli ile birlikte düşeceğinden haberi yok… Önümüzdeki elli yılda “gökdelenlerden kurtulma dernekleri” kurulacağı ve toprağa geri dönüşün kaçınılmaz olacağı konuşuluyor ama bir deprem olmadan bunlara prim verilmeyeceğini de herkes kabul ediyor.
Okudukça çaresizlik artıyor, sonuçlar zamana yayılıyor ve bunun kaymağını yiyenler avuçlarını ovuşturuyor. Daha fazla kaymak yemek için eğitim ortamları, çalışma ortaları, medya ortamları bu ülkenin gerçek gündemini konuşmaktan sürekli uzaklaştırılıyor. Üstelik bugüne kadar hep neticeye bakanlara şimdilerde bir haller oluyor. Ortada birçok netice/sonuç varken süreçle göz boyamaya çalışılıyor. Birçok çalışma, rapor ve araştırma kesin “netice”leri ortaya çıkarttığı halde bunların konuşulmaması, değerlendirilmemesi kaygı vericidir.
Tutacağımız yolu, yürüyeceğimiz mesafeyi, varacağımız hedefi; insanları, olayları, olguları; bütün bir varoluşu ‘oku’mak yerine geçiştiriyoruz. İlim yayılmadığı için film yayılıyor ve her film yeni kaymaları tetikliyor. Ve görülüyor ki; mânâ körü bir yaşam nitelikli olamıyor! Sosyal hayatta kapanmaz yaraların olmaması adına sonuçları zamana yaymaktan, daha doğrusu kaymaktan vazgeçmeliyiz. Bunun içi; çözüm önerileri geliştirmek, “para”ya değil “yara”ya odaklanmak gerekiyor.