Çözüm süreci sanki bir çıkmaz sokağa girmiş gibi görünüyor!
Sürecin her iki tarafınca yapılan açıklamalarda beklenti içinde oldukları dile getiriliyor.
Devlet, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki YPG gibi uzantılarının işi yokuşa sürdüğünü düşünüyor.
Terör örgütü PKK’nın yandaşları ise örgütün somut adımlar attığını ama bu somut adımların karşılığını göremediğini söylüyorlar!
Yani “biz somut adım attık, artık sıra sizde” havasını estirmeye çalışıyorlar.
Artık terör örgütü PKK’nın kurucu önderi diye anılmaya başlanan İmralı sakini Öcalan ise demokratik toplum çağrılarını sürdürüyor.
DEM Parti sözcüleri ise TBMM’de kurulan komisyonun tez elden gidip Öcalan ile görüşülmesi gerektiğini ileri sürüyor.
DEM Parti sözcüleri, sürecin baş aktörünün Öcalan olduğunu iddia ediyorlar!
Sanırız DEM Partililerin bu iddiası sürecin diğer tarafında yer alanlar açısından kabullenilebilecek bir iddia olmaktan çok uzak!
DEM Partililer Öcalan’ı sürecin baş aktörü olarak göstermek istiyorlar ama kimilerine göre sürecin baş aktörü çok farklı bir isim!
Bahçeli’nin o meşhur çağrısı olmasaydı bugün böyle bir süreçten söz ediliyor olabilir miydi?
Tamam, İmralı sakini Öcalan da terör örgütü PKK’ya yönelik açıklamaları ile önemli bir rol oynamıştır ama bu rol baş rol müdür?
Yoksa baş rolün yanında yardımcı bir rol müdür?
DEM Partililerin komisyonunun tez elden İmralı’yı ziyaret ederek Öcalan ile görüşmesi isteğini bu bağlamda ele aldığımızda Öcalan’ı bir adım daha öne çıkarmaya çalıştıklarını görüyoruz.
Komisyonun terör örgütünün kurucu önderi Öcalan’ın ayağına kadar giderek onu dinlemesi temin edilerek baş rol iddiası güçlendirilmeye çalışılıyor olmalı.
Bir yandan oldukça iddialı adımlar atılıyor ama diğer taraftan da beklenen somut adımların bir türlü atılmadığı ileri sürülüyor.
Bu hal toplumda çözüm sürecinin çıkmaz sokağa girdiği izlenimini oluşturuyor.
Devlet tarafı örgütün kayıtsız şartsız teslim olmasını beklerken, örgütte devletin de birtakım adımlar atması gerektiğini söyleyip duruyor.